27 Temmuz 2014 Pazar

Aşk (2013) "Her" (original title) 126 min - Drama | Romance | Sci-Fi -

Aşk (2013)  "Her" (original title)  126 min  -  Drama | Romance | Sci-Fi  - 


A lonely writer develops an unlikely relationship with his newly purchased operating system that's designed to meet his every need.

Director: Spike Jonze
Writer: Spike Jonze

Cast
Cast overview, first billed only:
Joaquin Phoenix ... Theodore
Chris Pratt ... Paul
May Lindstrom May Lindstrom ... Sexy Pregnant TV Star
Rooney Mara ... Catherine
Bill Hader ... Chat Room Friend #2 (voice)
Kristen Wiig ... SexyKitten (voice)
Brian Johnson ... OS1 Commercial Lead
Scarlett Johansson ... Samantha (voice)
Amy Adams ... Amy
Matt Letscher ... Charles
http://www.imdb.com/title/tt1798709/?ref_=nv_sr_4


Özet & detaylar

Theodore Twombly hayatını, yakın gelecekte nadir bulunan bir şeye dönüşmüş olan el yazımı mektupları yazarak kazanmaktadır. Ve bu yıllarda insanların işlerini artık bilgisayar programları yerine getirmektedir. Theodore, karısından boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşamaya başlar ve bir gün karşılaştığı bir teknoloji reklamıyla birlikte hayatı değişir. Kusursuz bir yapay zeka programı sunan yeni bir işletim sistemi, onu son derece çekici bir kadın olan Samantha ile tanıştırır. Sanal bir varlık olan ve sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore'u dünya ve hayat üzerine sorduğu sorularla birlikte bambaşka bir gerçeklikle tanıştırır. Ağır bir depresyonun içerisinde olan Theodore, yavaş yavaş hayatın keyifli yanlarını fark etmeye başlarken yapay zeka programıyla arasındaki ilişki de gitgide tuhaflaşır.
1999'da Being John Malkovich filmiyle Oscar adaylığı kazanan çok yönlü sinemacı Spike Jonze'un son uzun metrajlı filmi, yalnızlık ve yaratıcılık sıkıntısı çeken bir yazarın dram ve komediyle yoğrulan öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Filmin başrolünde Joaquin Phoenix yer alırken, Scarlett Johansson da gizemli bilgisayar uygulamasına sesiyle hayat veriyor.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-206799/

Beyazperde eleştirisi Aşk

4,5
"Siri" ile aranız nasıl?
Melis Z. Pirlanti

Yıl 1999. Hayatıma internet diye bir şey girdi. Arkadaşıma doğumgününde kendinden müzikli, kalpli böcekli e-kartpostal yollayabilecektim! Avustralya’da okuyan lise arkadaşımla mektuplaşmalarımız da gereksizdi artık, icq’daydı çünkü o, sinema ödevini yollasana, ya da, bak bu en sevdiğim şarkı bugünlerde, dediğimde dosya paylaşımlarımız bir saatten az sürüyordu. Halbuki mektuplar aylarca beklenirken bir başka güzeldi... Sonra başka sanal arkadaşlarım olmaya başladı, yazmakta konuşmaktan daha başarılı olduğum, kendimi daha iyi ifade edebildiğim için güzel arkadaşlıklar da kurdum, hatta aşık ettim, aşık oldum…

Yıl 2000. Hayalet Gemi dergisi vardı, sürekli aldığım. Adnan Kurt’un chat-hikayesi  Epigon Projesi, erken erken hepimizin “Her” filmini çekmişti aslında. Şu an internet sayesinde okuyabildiğiniz şu yazımda, internet arşivciliği sayesinde o hikayeyi de paylaşabiliyorum sizinle, ayrı mesele.  Okumaya üşenirseniz de söyleyeyim, bir kadın chat yaptığı adama aşık olur ve fakat sonra bir e-posta alır ki o bir programmış… Açıkçası epey sarsılmıştım, hele ki chat chut hayatımızda bu kadar yeniyken, tokat gibi gelmişti…

Yıl 2014. Ellerimizde küçük bilgisayarcıklar, sevgilimizle yemeğe/seyahate çıkıyor ve birbirimize bakmıyoruz. Nerede yemek yediğimizi check-in’meden rahat edemiyor, sonra yediğimiz yemeğin fotoğrafını paylaşıyor, daha sonra da romantik bir anın/güzel bi manzaranın vs vs tadını çıkaracakken mesela, diğer arkadaşlarımızın fotoğraflarına dalmış buluyoruz kendimizi, ya da bir bilgisayar oyununa ve gece sona eriyor. İş güç, ilişkiler, her şey o küçük bilgisayarcıkların içinde hallolurken biz neleri neleri kaçırıyoruz. Fakat burada atlamamamız gereken bir nokta yok değil. Bütün bunların bir sebebi var. Birbirimize ve kendimize zaten öylesine uzaktık ki ve öyle bir kendimizi ifade etme ihtiyacımız vardı ki… Kah utanıyorduk, kah korkuyorduk. Bedenimizi kullanmadan beynimizden geçenleri aktarabileceğimiz bir oyuncak iyi geldi bize aslında. Politik görüşlerimizden cinsel tercihlerimize kadar herşeyi daha net ortalara dökebilir olduk, kimliğimizi “bedensiz” daha rahat bulduk sanki…

"Her"... Evet, o. Yani bir başkası, üçüncü şahıs. Yaşadığımız yüzyılda, hatta daha ilerde, onunla olan ilişkimizin neye evrildiği.... Konu ille aşk değil. Spike Jonze’un son filmi Her’de “bedensiz kimliğimiz” bütün mesele aslında. Bedeni olduğunu bildiği bir kadınla telefonda seks yapmaya çalışırken hayal kırıklığına uğrayan kahramanımız, yine bedeniyle yıllarca birlikte yaşadığı eski karısıyla hiçbirşeyi çözemez, dünyalar güzeli bir kızla güzel bir gece geçirse de ona bir şans verecek kadar heyecanlanamaz, komşusuyla aralarında dile getirilmemiş bir bağ olmasına rağmen bunu yaşayamazken, üstelik yalnızlıktan ölürken, bir bilgisayar programına aşık olabiliyor, aşkla sevişebiliyor (sanal seks de olsa), ona herşeyini anlatabiliyor, bir bağ kurabiliyor. Bu dram gibi, romantik komedi gibi, bilim kurgu gibi, ama hiçbiri ve hepsi olan harika filmde, birine yakın hissetmek için bedenlerimize ihtiyaç var mı, acaba bizi biz yapan ruhumuz mu, teknoloji ilerledikçe birbirimize iyice mi yabancılaşıyoruz yoksa kendimizi ve isteklerimizi daha da mı iyi anlıyoruz aslında, biz insanoğlu ne istiyoruz allasen? gibi soruların peşinden gidiyoruz. Bir yandan da diyor ki bu hikaye bize; yakın gelecek, uzak gelecek, teknolojinin bütün imkanları, ama biz hala karşımızdaki insana güvenememek, onu kıskanmak, değişmesinden, bizi terketmesinden korkmak gibi dertlerle boğuşmaya devam edeceğiz çünkü insanız.

Yumuşak pastel renkler kullanmış, halisünatif görüntüler elde etmiş yönetmen, şehir itibariyle Los Angeles bir ütopya oluvermiş. Tertemiz, bembeyaz, ultra modern, trafiksiz, dilencisiz, her yerde gökdelenler. Restoranlar ve çevresel bir takım başka faktörler ise tamamen Şangay’ı çağrıştırıyor. Ben Spike Jonze’u, sürrealist yazar Charlie Kaufman’ın birbirinden tuhaf iki senaryosunu filmleştiren yönetmen olarak tanıyorum, daha çok o filmlerine aşinayım: Being John Malkovich ve Adaptation. Aradan da uzun zaman geçmedi değil ve Jonze bu kez kendi hikayesini filmleştirmiş şekilde karşımızda. Bu filmde hem yönetmen Spike Jonze hem senarist Spike Jonze olarak yeteneğini tamamen birbirinden ayırarak ve sonra bütünleyerek ele alabiliriz çünkü hem bir “sci-fi” olarak yönetmenlik babında filminde benzerlerinden farklı bir atmosfer yaratmakta başarılı, hem de yenilikçi senaryosunu ortaya koymakta… Bana göre Amerikan sinemasının en orijinal iş çıkaran yönetmenlerinden biri. Koca bir alkış da filmin başrolü Joaquin Phoenix’e! “Tek başına”, almış yürümüş, net!

Hayatımızda henüz Siri var, bakalım Samantha’lar ne zaman girecek? Bence çok da uzak değil. Her’ü kaçırmayın derim!
http://www.beyazperde.com/filmler/film-206799/elestiriler-beyazperde/

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Dünya - Yeni Bir Başlangıç (2013) "After Earth" (original title)100 min - Action | Adventure | Sci-Fi -

Dünya - Yeni Bir Başlangıç (2013)  "After Earth" (original title)100 min  -  Action | Adventure | Sci-Fi  -




A crash landing leaves Kitai Raige and his father Cypher stranded on Earth, a millennium after events forced humanity's escape. With Cypher injured, Kitai must embark on a perilous journey to signal for help.

Directed by 
M. Night Shyamalan Writing Credits (WGA)  






Gary Whitta ... (screenplay) and
M. Night Shyamalan ... (screenplay)

Will Smith ... (story)

Cast (in credits order)  
Jaden Smith ... Kitai Raige
Will Smith ... Cypher Raige
Sophie Okonedo ... Faia Raige
Zoë Kravitz ... Senshi Raige (as Zoe Isabella Kravitz)

http://www.imdb.com/title/tt1815862/?ref_=nm_flmg_act_8


Özet & detaylar

Hikaye günümüzden uzak bir gelecekte, kurgusal bir dünyada geçer. Dünya ,içerisinde yaşayanlar tarafından terk edilmiş, insanlar artık yaşamlarını başka gezegenlerde sürdürmeye başlamıştır. İnsanlar dünyayı terk ettikten 1000 yıl kadar sonra yaptıkları bir yolculuk sırasında uzay gemileri arızalanan küçük Kitai ve babası Cypher dünyaya gitmek zorunda kalırlar , Cypher ciddi anlamda yaralanmıştır ve terk edilmiş dünyada , tuhaf yaratıklar ve korku dolu tehlikeli olaylarla mücadele etmek zorunda kalırlar. 'Altıncı His' ile gerilim türüne yeni ve öncül bir yorum getiren ve ardından çektiği yapıtlarla kendi ekolünü oluşturan M. Night Shyamalan imzalı filmin başrollerinde Will Smith ve oğlu Jaden Smith yer alıyor.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-186905/

Beyazperde eleştirisi Dünya : Yeni Bir Başlangıç

2,0
Kekremsi tat veren bir bilim kurgu...
Atlantisten Gelen Adam DeliKasap

İstikrarlı bir yönetmen değil M. Night Shyamalan. Şüphesiz ki, “6. His” gibi güçlü bir eseri sinemaseverlere armağan etmiş Shyamalan’ı bir kalemde silip atmak zor. Ancak ünlü yönetmenin sinema kariyerinde, 6. His’in yanısıra The Village gibi yaratıcı ve özgün gerilim filmlerine, Unbreakable gibi kaydedeğer ve sıradışı filmlere rastlasak da, birer hayal kırıklığı olan “İşaretler”, “Son Hava Bükücü” gibi tuhaf filmlerin altında da yine aynı yönetmenin imzasını görmemiz şaşırtıcı olabiliyor. İşte “Dünya, Yeni Bir Başlangıç” da bu negatif gidişat havuzunda yüzmeye aday son Shyamalan mamülü yapımlarından biri. Film haftanın “kekremsi tad veren” filmlerinden biri olarak kaliteli bilimkurgu filmlerine hasret çeken sinema izleyicisinin karşısına çıkıyor. Fakat benim gibi beklentisini çok yüksek tutmuş bir izleyiciyseniz hayal kırıklığına uğramanız işten bile değil...

Halbuki filmin başarılı olması için gereken formülasyonun kimyası gayet uyumlu elementlerden oluşuyor gibiydi; işte bilimkurguların sevilen aktörü haline gelen Will Smith. Hemen yanındaki minik ekürisi, “Umudunu Kaybetme”deki müthiş uyumlu partneri ve öz evladı “Jaden Smith”. Üstüne üstlük başarısı sınanmış bir baba-oğul fotoğrafı sunan bu çift, bu filmde de yine bir baba-oğul portresi çizecek ve tüm bunlara ek olarak filmin arkasındaki devasa yapımcı desteğine rağmen eski enerjisinden giderek kopuş sinyalleri veren M. Night Shyamalan’ın yüzünü güldürebilecekti. Ancak hiçbir hesap tutmuş görünmüyor. Zira After Earth- Dünya Yeni Bir Başlangıç adlı son filmi de, yönetmenin kariyerine olumlu bir katkı sunmaktan çok  uzak görünüyor. Ancak burada gişe başarısından bahsetmediğimi kesinlikle vurgulamak isterim. Biz, sinemasal lezzet peşindeyiz. Konuyu biraz daha açacağım:

Filmde baba-oğul arasındaki otoriter ve sorunlu ilişkiyi izleyiciye yansıtma amaçlı öyle kör gözüm parmağına sahneler var ki, ciddi bir filmde misiniz yoksa karikatürize edilmiş bir baba-oğul müsameresi mi izliyorsunuz zorlanmanız olasıdır. Sanki yönetmen Shyamalan, Will Smith’e “sakın komik gözükme ve lütfen ciddiyetinin zirvesini takın” şeklinde bir baskı yapmış ve bu baskıdan usanan Smith istemeden de olsa metazori bir ciddiyet takınmış izlenimi uyandırıyor. Ufaklığın "korucu olmaya hazırlanma" aşamaları ve hocasıyla girdiği diyaloglar da tamamen yapaylıklar içeriyor. Öyle ki, kendisine zayıf not veren hocası dahil tüm yan oyunculuklar, çok kötü. Tüm diyaloglar çok yapay ve sanki “tepeden” bir emir almışcasına abartılı oynama ihtiyacı başta gemi mürettebatı ve Jaden Smith olmak üzere tüm kasta bir virüs gibi bulaşmış...

Peki hiç mi iyi yanı yok filmin, elbette var. Oyunculuklar, diyaloglar, senaryo hariç her şey diyebiliriz. Şaka bir yana, görsel efektler elbette ki keyifli zaman geçirtecektir ancak günümüz Amerikan sinemasında zaten görsel efekt kullanımı hemen her yapımda vasadın çok üstünde bir kaliteye sahipken bunu ayrıca belirtmek dahi gülünç kaçabilir. Zira Hollywood’un son 20 yılının en büyük krizi de kendini burada gösteriyor; dayanılan tek malzeme güçlü görsel efekt kullanımı. Ancak bu durumun sürdürülebilirliği bana göre şüpheli...

Toparlayacak olursak, bu filme kaliteli bir fantastik film izleme amacıyla giden sinemaseverlerin tatmin olamayabileceğini ancak “ailece izlenebilecek hoş bir vakit geçirme filmi” mantalitesiyle izlenirse amacına ulaşabileceğini düşünüyorum.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-186905/elestiriler-beyazperde/

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Bekarlığa Veda (2012) "Bachelorette" (original title) 87 min - Comedy | Romance -

Bekarlığa Veda (2012)"Bachelorette" (original title)

 87 min  -  Comedy | Romance  -

Three friends are asked to be bridesmaids at a wedding of a woman they used to ridicule back in high school.

Director: Leslye Headland
Writers: Leslye Headland (screenplay), Leslye Headland (based on the play by)

Cast
Cast overview, first billed only:
Kirsten Dunst ... Regan
Rebel Wilson ... Becky
Lizzy Caplan ... Gena
Isla Fisher ... Katie
Hayes MacArthur ... Dale
Kyle Bornheimer ... Joe
James Marsden ... Trevor
Ann Dowd ... Victoria
Adam Scott ... Clyde
http://www.imdb.com/title/tt1920849/?ref_=nm_flmg_act_9



Özet & detaylar

Regan, Gena, Katie zamanında lisede Becky'ye çok çektirmiş, kendisiyle hep alay etmiş üç kendini beğenmiş kızdır. Şimdi aradan yıllar geçmiştir, bir zamanlar şişman, çirkin ve ezik olan Becky yakışıklı Dale ile dünya evine girmeye hazırlanırken kendilerini kariyere ve başka şeylere adayan üç kadın ise henüz bekardır. Becky kendi halinde eğleneceği, abartısız bir bekarlığa veda partisi hayal ederken, ipleri eline alan üçlü ona 'unutamayacağı' bir gecenin planlarını yaparlar. Ama 'nedimeliği' biraz abartınca, işler çığrından çıkacaktır. Yönetmenliğini ve senaristliğini Leslye Headland'ın üstlendiği romantik komedinin kadrosunda ise Rebel Wilson, Kirsten Dunst, Lizzy Caplan, Isla Fisher ve Hayes MacArthur yer alıyor.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-193422/


Beyazperde eleştirisi Bekarlığa Veda

3,0
Felekten Bir Gece ve Nedimeler karışımı bir komedi...
Ayşegül Kesirli

Son yıllarda sayıları giderek çoğalan düğün temalı filmler, Amerikan film endüstrisinde resmen apayrı bir kategori oluşturmak üzereler. "Felekten Bir Gece (The Hangover)" serisi ve "Nedimeler (Bridesmaids)" gibi filmlerle ön plana çıkan romantik komedinin bu alt türünün, zaman içinde kendi formülünü ve konvansiyonlarını yarattığını bile söyleyebiliriz.

Yakın bir arkadaşın düğününden kısa bir süre önce açılan düğün temalı filmlerde öncelikle, düğünde nedimelik ya da sağdıçlık görevini üstlenecek bekar kadın veya erkeklerin evde kalmışlığına kısa bir vurgu yapılıyor. Gönül ilişkilerinde mutluluğu bir türlü bulamayan bu karakterler, evlilik anını ulaşılması gereken nihai sonuç olarak sunan romantik komedi türünün bir alameti farikası olarak filmin baş karakterleri konumuna yerleşiyorlar. Filmlerin gelişme bölümüne gelindiğinde -ki bu çoğunlukla düğünden bir gece önceye denk düşüyor- bekar karakterlerin haylazlıklarından doğan türlü aksilikler evlilik anına dek izleyenleri bir yandan güldürüp, bir yandan da diken üstünde oturtuyor. Her şeyin sonuca bağlandığı düğün töreni ise tüm olayların çözüme kavuştuğu dakika olmakla kalmayıp, gönül ilişkileri yolunda gitmeyen bekarların da kendilerine birer eş adayı bulduklarının kanıtı olarak izleyenlere sunuluyor.

Leslye Headland'in kendi imzasını taşıyan tiyatro oyunundan beyazperdeye taşıdığı "Bekarlığa Veda (Bachelorette)," ilk dakikalarında yukarıda detaylandırdığımız formüle alternatif bir anlatım tutturacakmış gibi bir izlenim yaratıyor. Uyuşturucu kullanan, cinselliğini özgürce yaşamaktan çekinmeyen ya da yaptığı en ufak iyiliği bile insanların gözüne sokmaktan kendisini alıkoyamayan yer yer ‘itici' karakter tiplemeleriyle film, romantik komedi türünün muhafazakar kalıplarını zorlayacağını hissettiriyor. Bununla birlikte gerçekleşecek düğünün etine dolgun baş kahramanı Becky'nin, nedimelerinin de özellikle vurguladıkları üzere Dale gibi beyaz atlı bir prensle evlenmesi, romantik komedi konvensiyonlarına başlı başına aykırı bir durum aslında.

Bekarlığa Veda, gelişme bölümüne kadar bu aykırı ses tonunu korumayı başarıyor. Ancak düğün gecesine gelindiği anda ne yazık ki film, "Felekten Bir Gece" ve "Nedimeler" karışımı bir yöne saparak öznelliğini kaybediyor. Bu noktadan sonra hikayenin odağını Regan, Gena ve Katie'nin hayatlarından çok düğünü ‘mahvedebilecek' aksiliklere çevirmesi tüm gidişatın alışıldık bir koşuşturmaya dönüşmesine neden oluyor. Film, bütün bu endişeli koşuşturma örgüsü içerisinde bu üç sıra dışı kadının başlarından geçenleri ve duygusal vaziyetlerini de gözler önüne sermeye çalışıyor elinden geldiğince. Fakat bu çabaları karakterleri derinleştirmek ve sahici birer insana dönüştürmek yerine yüzeysel birer "Sex and the City (Sex and the City - The Movie)" kadınına çevirmekten öteye de gidemiyor ne yazık ki.

Oysa yönetmen Leslye Headland'in elinde hem düğün filmi kategorisinin içinden konuşup, hem de bu kategoriye alternatif bir ses oluşturacak yeterli malzeme mevcut. Headland'in en büyük şansı ise Kirsten Dunst, Rebel Wilson ve Lizzy Caplan gibi üç yetenekli oyuncuyu bir araya getirmiş olması. Katie rolünde harikalar yaratan Isla Fisher başta olmak üzere her üç oyuncu da canlandırdıkları karakterleri bir nebze daha derinleştirip, sahicileştirmek için filmin yönetmenine bulunmaz fırsatlar sunuyorlar. Ne var ki "Bekarlığa Veda, bu fırsatı asgari düzeyde değerlendirmekle kalıyor sadece.

Öte yandan, bütün bu eleştirileri yaparken filmin özellikle gelişme süreciyle birlikte "Felekten Bir Gece" ve "Nedimeler" ile aynı yöne sapmasında yapımcıların parmağının olduğunu da düşünmemek elde değil aslında. Ben her ne kadar kişisel olarak filme Woody Allen'ın Maç Sayısı (Match Point) ya da Cassandra'nın Rüyası (Cassandra's Dream)'nda yaptığına benzer şok edici bir son yakıştırsam da Hollywood'un gösterim ve reyting kriterlerinin bir eserin gelişim sürecinde ne kadar etkili olduğunu es geçmemek gerek belki de.

Dolayısıyla "Bekarlığa Veda," elinden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışan ancak yer yer ana akımdan uzaklaşmamak adına elindeki malzemeyi yeterince kullanamayan bir çalışma. Yine de filmin tüm bu aksaklıklara rağmen başından sonuna dek sıkılmadan izlenebilecek keyifli bir sinema deneyimi vaat ettiğini de eklemekte fayda var. Uzun lafın kısası "Bekarlığa Veda," üzerinde fazla düşünmeden izlenip, eğlenceli vakit geçirmek için ideal bir film; ancak eğer hikayenin en başında benim gibi alışıldıktan fazlasını beklemeye başlarsanız düş kırıklığına uğramanız kaçınılmaz.

13 Temmuz 2014 Pazar

İlk Görüşte Ask (2014) "Une rencontre" (original title) 81 min - Drama | Romance -

Ilk Görüste Ask (2014) 

"Une rencontre" (original title)
81 min  -  Drama | Romance  


A family man's encounter with a beautiful woman develops into a mutual fascination.


Director: Lisa Azuelos

Writer: Lisa Azuelos

Cast

Cast overview:
 Sophie Marceau ... Elsa
François Cluzet ... Pierre
Lisa Azuelos ... Anne
 Alexandre Astier ... Éric
 Arthur Benzaquen ... Julien
 Jonathan Cohen ... Marc

http://www.imdb.com/title/tt2760634/?ref_=nm_flmg_act_2


Özet & detaylar

Pierre uzun yıllardır evli, iki çocuk babası başarılı bir avukattır. Ailesiyle mutlu bir hayat sürdürdüğünü düşünürken, bir gece kulübünde Elsa adında çekici bir kadın ile karşılaşır. Elsa eşinden yeni boşanmış, iyi bir yazardır. Elsa da Pierre'den ilk görüşte etkilenir ve aralarındaki çekime engel olamazlar. Görüşmeme kararı alsalar da, aşıklar için bu çok da mümkün olmayacaktır... Son asla gelmez! Fransız yapımı dramatik aşk filminin yönetmenliğini, en son 2006 yılında Ne kadar güzelsin adlı filme imza atan yapımcı, yönetmen ve oynucu Lisa Azuelos üstleniyor. Filmde başrolleri ise Sophie Marceau ve François Cluzet paylaşıyor.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-213893/


Beyazperde eleştirisi İlk Görüşte Aşk

3,5
Aşkınızı nasıl alırsınız? Geçici mi yoksa sonsuz mu?
Melis Z. Pirlanti

Elsa, eşinden boşanmak üzere olan (mahkeme zamanını bekleyen), 40’lı yaşlarının başında, bakımlı, çekici, esprili, hayatı yaşamayı seven bir kadın yazardır. 3 çocuk annesi olan Elsa’nın, 25 yaşlarında, genelde cinsellik için birlikte olduğu bir sevgilisi vardır ama artık onunla da birlikte olmak istemez, çünkü o aslında hayatının aşkını aramaktadır. Rennes’teki kitap fuarına editörüyle gitmiş, yeni kitabına övgüleri kabul ediyorken editörünün arkadaşıyla tanışır: Pierre. Pierre, 40’lı yaşlarının sonlarında, yakışıklı, esprili, çekici bir adamdır. 3 çocuk babasıdır ve şikayet etmediği, mutlu bir evliliği vardır. Pierre ve Elsa tanıştıkları andan itibaren aralarındaki fiziksel çekimi farkederler, birbirlerinden çok etkilenirler. Fakat Pierre’nin evli oluşu ikisini de bu etkileşimi yaşamak adına bir adım geride tutar. Elsa ve Pierre aralarındaki bu tutkulu aşkı yaşayabilecekler midir?

Bir romantik komedi için fazlasıyla klişe bir konu gibi gözükse de, filmin oyuncularının, renklerinin, yaratılan atmosferin ve dahi kurgunun bu filmi klişelerden çıkartıp başka bir yere koyduğunu söylemek gerek. Herşeyden önce hikayede bu ikiliyi biraraya getiren bazı tesadüfler söz konusu ki normal şartlarda hayatla kıyaslayıp, “hiç gerçekçi değil” yaftasını yapıştırmamız an meselesi, fakat filmin, posterinde de dikkat edilebilecek o pembe mavi bulutlu atmosferi, bize hikayenin biraz da masalsı olduğunu, gerçekçilikle kafayı bozmayıp, filmdeki aşkın akışına kendimizi bırakmamız gerektiğini söylüyor adeta, biz de öyle yapıyoruz. 48 yaşındaki başarılı ve güzel aktris Sophie Marceau ve özellikle son zamanlarda Can Dostum filmindeki performansıyla gönüllerde taht kurmuş oyuncu François Cluzet arasındaki kimya görülmeye değer!

Filmin süresi yaklaşık 80 dakika. Bu seçim de bana çok samimi geldi. Bu tarz filmlerde aslında detaylarda boğulmaya pek alıştık, Quantum Love’da yönetmen ne anlatmak istiyorsa ona odaklanmamız konusunda net bir tavır belirlemiş. Çektiği romantik komedilerle tanınan kadın yönetmen Lisa Azuelos’un filmde Pierre’in karısını canlandırdığını da ekleyelim.

Aşk filmlerinin kimi mutlu sonla, kimi ise kavuşamamalarla sona erer. Bazı filmler tam da istediğimizi verir bize, bazısı ise ters köşeye yatırır. Quantum Love, farklı kurgu teknikleriyle bizi iki taraftan da besliyor, arada yaklaşık 2-3 dakikalık kısa filmler izler gibi, "böyle olsa ne olurdu" pasajları izliyoruz, sonra anlıyoruz Pierre ve Elsa'nın gerçeğinin hiç de öyle olmadığnı. Kısa filmden de ziyade, son zamanlarda reklamlarda sıklıkla kullanılan hızlı geçişler, ekranı ikiye, üçe, beşe bölmeler, farklı müzik kullanımları, örneğin Elsa’nın gardrobunun kapısını açıp, içine girip, oradan bir bara geçmiş gibi göründüğü kurgusal kararlar, o masalsı atmosfer, filmi benzerlerinden ayıran bir yapım kılmış. Haftanın şans verilmesi gereken yapımlarından...

http://www.beyazperde.com/filmler/film-213893/elestiriler-beyazperde/

6 Temmuz 2014 Pazar

Muhteşem Yüzyıl bir 'referans'tır!__ Muhteşem Yüzyıl (TV 2011-2014)

Muhteşem Yüzyıl bir 'referans'tır!

12/06/2014 

Referans gazeteleri vardır, referans sinema filmleri de vardır ve nihayet referans diziler vardır. 'Muhteşem Yüzyıl', bir referans dizidir. Dört yıllık serüvenin sonunda geldiği nokta burası.
Haber: Tayfun Atay / Arşivi


‘Muhteşem Yüzyıl-Final’, bir final bölümü olmaktan ziyade ‘veda partisi’ izlenimi bıraktı bende. Dört yıllık dizinin en hareketsiz, gerilimsiz, sürprizsiz bölümünü izledik. Ve ben, aslında bunu çok yadırgamadım. ‘Final’, önceki hafta Şehzade Bayezid (Aras Bulut İynemli) ve dört oğlunun başı, birbirlerinin gözlerinin içine baka baka toprağa düştüklerinde olmuştu. 

Dolayısıyla son izlediğimizi bir final değil de ‘post-mortem’ bir bölüm olarak tanımlamak daha doğru olur. 

Bu doğrultuda aynı zamanda (bol ‘flashback’ler eşliğinde) ‘toparlayıcı’ bir bölüm izledik. Dört yıldır hikâye edilen korkunç bir kapışmanın içinden hasbelkader sağ çıkmış karakterlerimiz sırasıyla ‘elveda’ ettiler. Mahidevran Sultan (Nur Fettahoğlu), Mihrimah Sultan (Pelin Karahan), Sümbül Ağa (Selim Bayraktar), Gülfem Hatun (Selen Öztürk) ve tabii Sultan Süleyman (Halit Ergenç)… Onlarla bir tür helâlleşme içinde seyrettik bu son bölümü. Tabii ‘hak helâli’ konusunda son bölüme şehzade başlayıp padişah tamamlayan Selim’le (Engin Öztürk) gözdesi ve veliaht anası Nurbanu’nun (Merve Boluğur) çok şanslı oldukları söylenemez!.. 

Fakat bu fantastik duyarlılıktan sıyrılıp, Öztürk ve Boluğur da dahil olmak üzere bütün oyuncuların performansı önünde saygıyla eğilmek ve teşekkür etmek boynumuzun borcu!.. 

Dizi bu son bölümü, kendisini ‘lânetleme’ yolunda yapmadığını bırakmamış taassup erbabını da mahcup edercesine yoğun bir Osmanlı-İslâm sembolizmi sunarak tamamladı. Muhteşem Süleyman’ın irtihali, şanına yakışır şekilde ve ‘Osmanlıcı’ kalpleri serinletircesine usule-erkâna, dine-diyanete uygun şekilde canlandırıldı. ‘Yasin-i Şerif’ler eşliğinde, Zigetvar Kalesine Osmanlı sancağı dikilmiş halde uğurladık Sultan’ı… 
Fakat bu son bölümde beni en çok tatmin eden, dizinin bütününü kapsayacak mahiyette bir değerlendirme istense öncelikli olarak vurgulanabilecek bir noktayı daha da kristalleştiren bir tematik akışın ağırlık kazanmasıydı. 

‘Muhteşem Yüzyıl’, ‘iktidar’ üzerine (tabii popüler kültür çerçevesiyle sınırlı) bir sorunsallaştırma ve çözümleme girişimidir. Ve son bölüm, iktidarın en çok ‘muktedir’i ezdiğine ilişkin düşünmeyi kışkırtacak bir içerikle karşımıza geldi. 

Dizide başlarda canlandırıldı; Süleyman için Mohaç, onu tam mânâsıyla ‘muktedir’ kılan dönüm noktasıydı. Ama bu, aynı zamanda sonraki sezonlarda karşımıza çıkan olaylara, Süleyman’ın dostu Pargalı’yı, evladı Mustafa’yı boğdurmasına, oğullarının boğazlaşmalarına seyirci kalmasına, torunlarının kırılan incecik boyunlarına ses çıkarmamasına giden yolu da açan bir kapıydı. 

Süleyman bu kapıdan geçerek girdiği iktidar yolunda, o iktidarı her daim taşıyabilme uğruna yaptı bunları. Dostluğunu, babalığını, dedeliğini, tek kelimeyle insanlığını iktidarına feda etti. Son bölümde babası tarafından boğdurulan Şehzade Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’ın artık ayakta zor duran Sultan’a uzaktan bakıp dediği gibi: “Ne taç, ne taht, ne de saltanat! Geriye kalan evlât katili bir baba!..” 

İktidar böyle bir şey… Onu sırtlarsınız ve milyonlarca insan ‘muktedir’ bilerek size tâbi olur. Ama aslında iktidar, o milyonların size bakan ve her daim, ne pahasına olursa olsun ‘iktidar’ın gereğini yapmanızı bekleyen gözlerindedir aslında. O yüzden size “Bîgünahım Hak bilur, Devletli Sultanım Baba” diye seslenen oğlunuzu affetmeye vicdanınızı vardıramazsınız. İktidar, vicdanı bastırır. 

Ama vicdan azabını bastıramaz! Sonuç, o iktidarı sırtınıza yükleyen ‘saha’ya kaçmaktır. Vicdan azabını bastırma yolunda başa döner, Zigetvar’a sefere çıkarsınız. 

Zigetvar, Süleyman’ın Mohaç’ta tamamına erdirdiği iktidarın yol açtığı dayanılmaz vicdani acıları uyuşturma yolunda bir geri dönüştür aslında. Muktedir, sadece taşıyıcısı olduğu ama sahibi olmadığı iktidarı, kendisine bakan binlerce çift yeniçeri gözünün karşısında korumak için hasta döşeğinden son bir gayretle sıyrılıp tıpkı Mohaç’ta olduğu gibi avaz avaz seslenerek onları Zietvar’ı düşürmeye motive eder. 

Bu, muktedirin son nefesidir!.. 

İktidarın ‘muktedir’i de teslim alan bir ‘toplumsal kapasite’ olduğuna dair bu zor iddiayı temellendirme yolunda bugüne kadar Francis Ford Coppola’nın ‘Baba II’ filminde Michael Corleone’nin (Al Pacino) kendisine ihanet etmiş kardeşi Fredo’yu (John Casale) öldürttüğü sahneyi örnek verdim hep... Hatasından bin pişman, perişan ve zavallı durumda kendisine sığınmış, artık hiç tehlike arz etmeyen Fredo’yu, emrindeki adamların bakışları karşısında istese de affedemez ‘Baba’… Ve filmin sonunda, karanlık bir odada yapayalnızken, kendisinin emriyle kardeşini öldüren kurşunun sesini duyduğunda acıyla önüne düşen başı, bize ‘iktidar’ın ona sahipmiş gibi görünen ‘muktedir’i de nasıl ezdiğini çarpıcı biçimde resmeder. 

Artık bu filmin yanına Muhteşem Yüzyıl’ 4’üncü sezonu, özellikle de son iki bölümü eklemeyi düşünüyorum! Ölümün kıyısında can çekişen, bir evlat katili olarak da vicdan azabına gark olmuş Kanuni Süleyman’ın Zigetvar’a, bir anlamda kendisini inşa eden (‘yapan’) iktidarın bağrına ricat sahnesi de ‘muktedir’in iktidar karşısındaki aczinin bir başka çarpıcı nişanesi çünkü… 

Referans gazeteleri vardır, referans sinema filmleri de vardır ve nihayet referans diziler vardır. ‘Muhteşem Yüzyıl’, bir referans dizidir. Dört yıllık serüvenin sonunda geldiği nokta burası.

http://www.radikal.com.tr/hayat/muhtesem_yuzyil_bir_referanstir-1196778


Muhteşem yüzyıl'ın ardından-YÜKSEL AYTUĞ-Sabah


http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/aytug/2014/07/05/muhtesem-yuzyilin-ardindan








Muhteşem Yüzyıl, Tims Productions tarafından yapılıp Star TV'de yayınlanan Türk yapımı tarihî televizyon dizisi. Dizi, temel olarak Osmanlı İmparatorluğu padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ve Hürrem Sultan'ın hayatı, Hürrem Sultan'ın evlatları için giriştiği taht mücadelesi ve saray hayatı üzerine kurgulanmıştır.
5 Ocak 2011'de başlayan dizinin ilk sezon finali 22 Haziran 2011 çarşamba günü yayınlanmış, 4 Ocak 2012'ye kadar Show TV'de ekrana gelmiştir. 4 Ocak 2012'de Star TV'ye transfer olan[1] dizi 6 Haziran 2012'de 2. sezon finali yapmıştır. Dizinin 3. sezonu da 12 Eylül 2012'de başlamıştır.
Yapım[değiştir]

Yönetmenliğini Taylan Biraderler'in yaptığı, yapımcılığını Timur Savcı’nın üstlendiği dizinin senaryosunu 10 Nisan 2012'deki ölümüne dek[2] Meral Okay, sonrasında ise Yılmaz Şahin yazmıştır.[3] Dizi 3.500.000 TL bütçesiyle Türk televizyon tarihinin en pahalı projesidir.[4]

İlk yayın tarihinden önceki 5 aylık süre içerisinde başlayan yapım çalışmaları için 2.100 m2 alana bir plato kurulmuş, 30 kişilik bir heykeltıraş ve ressam grubu burada yapıların birebir kopyalarını inşa etmiştir.[4] Ayrıca tarih uzmanları Deniz Esemenli ve Günhan Börekçi ile yazar Latife Tekin senaryonun, kullanılan kıyafetlerin ve eşyaların tarihî gerçeklere uygun olması amacıyla diziye danışmanlık yapmaktadır.

Konu[değiştir]


Dizinin konusu Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatı etrafında kurgulanmıştır. Dizi, henüz şehzade olan Süleyman'ın, babası Yavuz Sultan Selim'in ölümü üzerine tahta geçmesi ve bu zamanlarda saray haremine cariye olarak getirilen Hürrem Sultan ile birbirlerine aşık olmalarıyla başlar. Hürrem Sultan'ın intikam için başladığı iktidar oyununa, Valide Sultan, Pargalı İbrahim Paşa ve Şehzade Mustafa'nın annesi Mahidevran Sultan en büyük engel olur. Aşkı ile devleti arasında kalan Kanuni Sultan Süleyman ve oğulları için iktidar mücadelesine giren Hürrem Sultan ekranlara yansıtılmaya devam etmektedir.


Kanuni Sultan Süleyman Halit Ergenç 10. Osmanlı padişahı.

Hürrem Sultan Meryem Uzerli Kanuni Sultan Süleyman'ın nikahlı eşi ve Haseki Sultan.
Mahidevran Sultan Nur Fettahoğlu Şehzade Mustafa'nın validesi.
Hatice Sultan Selma Ergeç Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve ölen Pargalı İbrahim'in eşi.
Şah Sultan Deniz Çakır Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve Lütfi Paşa'nin eşi.
Şehzade Mustafa Mehmet Günsür Mahidevran Sultan'ın oğlu. Kanuni Sultan Süleyman'ın ardından tahta geçeceği düşünülen şehzade.
Şehzade Mehmed Gürbey İleri Hürrem Sultan'ın oğlu. Şehzade Mustafa'ya rakip olduğu düşünülen şehzade.
Mihrimah Sultan Pelin Karahan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın tek kızı.
Rüstem Paşa Ozan Güven Hürrem Sultan ile yakınlığı bilinen paşa.

Senarist Meral Okay

Yılmaz Şahin
Yönetmen Taylan Biraderler
Oyuncular Halit Ergenç
Meryem Uzerli
Mehmet Günsür
Ozan Güven
Nur Fettahoğlu
Burak Özçivit
Selma Ergeç
Gürbey İleri
Pelin Karahan
Deniz Çakır

Besteci Fahir Atakoğlu

Aytekin Ataş
Soner Akalın
Yapımcı Timur Savcı
Öykü editörü Emrullah Hekim
Mekân Tims stüdyoları (İstanbul)
Sinematograf Ercan Özkan
Burak Kanbir

http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhte%C5%9Fem_Y%C3%BCzy%C4%B1l



Ana karakterler [değiştir]


Halit Ergenç, Kanuni Sultan Süleyman'ı canlandırmaktadır.
  • Kanuni Sultan Süleyman (Halit Ergenç) — Babası Yavuz Sultan Selim'in ardından tahta geçen 10. Osmanlı padişahıdır. Dizide ilk olarak 1. bölümde avlanma sırasında ata binerken görünmüştür. Bu sırada Piri Mehmed Paşa'nın gönderdiği ulaktan babasının öldüğünü öğrenir. Hızla İstanbul'a gelerek tahta geçer. İlk emri de halktan haksız vergi alan ve vergiyi vermeyenlere zulmeden Kaptan-ı Derya Cağfer Ağa'nın yargılanması üzerinedir. Bu da kendisine yakıştırılan Kanuni unvanını hak ettiğini gösteren olaylardan biridir. 58. bölümde gençliğini Erol Ayvazcanlandırmıştır.
  • Hürrem Sultan (Alexandra) (Meryem Uzerli) — Asıl adı Alexandra Anastasia Lisowska olan Rutenyalı bir cariyedir. Lehistan Krallığı içerisinde bulunan Rutenya'da bir papazın kızıydı. Leo adlı nişanlısı, kardeşi ve annesi ile birlikte babasının yönettiği ayin sırasında Kırım Tatarları tarafından saldırıya uğrar. Kırım Hanlığı'na satılır, bir süre sonra tahta yeni çıkan Kanuni Sultan Süleyman'a hediye edilir. Padişahın karısı Mahidevran Sultan'ı gözden düşürür ve haremde yükselir.
  • Ayşe Hafsa Sultan (Nebahat Çehre) — Kanuni Sultan Süleyman, Hatice Sultan ve Beyhan Sultan'ın annesi, Yavuz Sultan Selim'in eşidir. Dizide anılan adıyla Valide Sultan, Kırım Hanlığı'nın valisinin kızıyken Yavuz Sultan Selim'e "hediye" edilmiştir. Yavuz Sultan Selim öldükten sonra ise Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi olduğundan dolayı valide yani anne unvanını kullanmaya başlamıştır. Valide Sultan haremin sahibidir ve padişahın önünde eğilmeme hakkına sahip tek insandır. Nigar Kalfa ile Pargalı İbrahim'in yasak aşklarını öğrenince rahatsızlanarak felç geçirmiş ve 1534 yılında ölmüştür. 58. bölümde gençliğini Evrim Alasya canlandırmıştır.

Hürrem Sultan rolünde Meryem Uzerli.
  • Pargalı İbrahim (Okan Yalabık) — Dizinin kilit karakterlerinden biri olan Pargalı İbrahim, Parga şehrinden Manisa'ya getirilerek devşirilmiştir. Henüz Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzade olduğu dönemde onunla arkadaşlık kurmuş ve Kanuni'nin maiyetine girerek can yoldaşı olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman padişah olduktan sonra ise onunla birlikte İstanbul'a gelerek hasodabaşısı olan Pargalı, Mahidevran Sultan'a olan bağlılığı ile dikkat çeker. 1523 yılında Sultan Süleyman sadrazam Piri Mehmed Paşa'yı emekli edince vezir-i azamlığa gelmiştir. Hatice Sultan'la gizli bir aşk yaşamışlar ve evlenmişlerdir. Kibri, kendisini padişaha denk hatta padişahtan daha üstün görmesi ve Hürrem Sultan'ın entrikaları sonucu vezir-i azam iken Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle boğularak öldürülmüştür. 58. bölümde gençliğini Gökhan Altınışık canlandırmıştır.
  • Rüstem Paşa (Ozan Güven) — Hırvatistan'dan devşirilen, saraya seyis olarak gelen ve Hürrem Sultan'a olan bağlılığı sayesinde yükselen devlet adamı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde vezir-i azamlığa getirilmiş ve Mihrimah Sultan ile evlenerek Kanuni'nin damadı olmuştur.
  • Şehzade Mustafa (Berkan Demirbağ/Mehmet Günsür) — Mahidevran Sultan'ın oğlu. Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk şehzadesi ve gözbebeği şehzade. Halkın ve askerin gözünde tahtın naibi. Kanuni'den sonra tahta geçeceği düşünülen veliaht şehzade. Görev yeri olarak taht sancağı Manisa'ya atanmış, Hürrem Sultan'ın oyunları yüzünden sancak yeri değiştirildikten ve uzun bir entrika sürecinden sonra babasının emriyle canı alınmıştır.
  • Mahidevran Sultan (Nur Fettahoğlu) — Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadelik günlerinden beri gözdesi olan haseki sultan. Kanuni tahta çıkmadan önce doğan Şehzade Mustafa'nın validesidir. Arnavut kökenli bir aileden gelen ve asıl adı Rosne Pranvere olan sultanın Hürrem Sultan ile olan çekişmesi karakterin dizideki en önemli özelliğidir. Hürrem Sultan'la giriştiği iktidar kavgasında Valide Sultan, Hatice Sultan ve Pargalı İbrahim'in desteğini almıştır. Valide Sultan'ın felç geçirmesi ile birlikte haremi yönetme görevini almıştır fakat Hürrem Sultan'ın gayretleriyle bu görevden azledilerek bir şehzade annesi olarak görev gereği Manisa Sarayı'na, oğlu Şehzade Mustafa'nın yanına gitmiştir. Oğlunun katlinden sonra uzun bir süre Bursa'da yokluk içinde yaşamaya mahkum edilmiştir. 55. bölümde ve 70. bölümde gençliğini Aslı Göksu canlandırmıştır.
  • Hatice Sultan (Selma Ergeç) — Valide Sultan'ın ve Yavuz Sultan Selim'in kızı, Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşidir. Ailesinin isteği ile İskender Paşa ile evlenmiş, ancak kısa bir süre sonra eşi ölünce genç yaşta dul kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkmasıyla birlikte hasodabaşı olan Pargalı İbrahim ile gizli bir aşk yaşamış, ilerleyen bölümlerde ise evlenmişlerdir. 58. bölümde çocukluğunu Ece Yüksel canlandırmıştır.
  • Mihrimah Sultan (Melis Mutluç/Pelin Karahan) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın kızı, vezir-i azam Rüstem Paşa'nın eşi ve II. Selim'in kız kardeşi.

Diğer karakterler [değiştir]

Karakterler alfabetik sıraya göre listelenmişlerdir.
  • Afife Hatun (Sabina Toziya) — Kanuni Sultan Süleyman'ın süt annesi ve İstanbul müderrislerinden Yahya Efendi'nin annesi. Yavuz Sultan Selim'in eşi Ayşe Hafsa Sultan yani valide sultanın sütü kesilince bebeği Süleyman'ı emzirmiştir. Bundan dolayı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşidir. Gülfem Hatun'un haznedarlıktan çekilmesi üzerine tecrübesi ile bilinen Afife Hatun haznedarlığa getirilmiştir.
  • Alvise Gritti (Tansel Öngel/Erman Saban) — Venedik doçu Andrea Gritti'nin gayri meşru oğludur. İstanbul'da doğmuş ve büyümüştür. Osmanlı İmparatorluğu'nun en zengin ticaret erbaplarından birisidir. İkinci sezona dek Tansel Öngel, ikinci sezon ile birlikte ise Erman Saban tarafından canlandırılmıştır.
  • Ahmed Paşa (Murat Tüzün) — Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden birisi. Pargalı İbrahim ile olan çekişmesi işlenmiştir.
  • Ahmet Çelebi (Tansu Biçer) — Nakkaşhane'nin yöneticisi.
  • Armin (Müjde Uzman) — Joshua Efendi'nin kızı. Malkoçoğlu Bali Bey ile aşk yaşamıştır. Veba hastalığından dolayı ölmüştür.
  • Ayas Paşa (Fehmi Karaarslan) — Kanuni Sultan Süleyman dönemi kubbe veziri ve Pargalı İbrahim sonrasında vezir-i azam olmuş olan devlet adamı. Veba'dan dolayı 1539 yılında vefat etmiştir.
  • Aybige (Ezgi Eyüboğlu) — Kırım Hanlığı'nın 9. hanı Sahip Giray Han'ın kızı ve Ayşe Hafsa Sultan'ın yeğeni. 44. bölümde diziye katılmıştır. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Ayşe Hatun (Merve Oflaz) — Kanuni Sultan Süleyman'ın gözdelerinden. Hürrem Sultan'a olan nefreti karakterin belirleyici özelliğidir.
  • Barbaros Hayreddin Paşa (Tolga Tekin) — Osmanlı İmparatorluğu'nun ünlü denizcilerinden, kaptan-ı derya olarak imparatorluğun ilk kaptan paşası ve büyük amirali.
  • Behram Paşa (Adnan Koç) — Kanuni Sultan Süleyman'ın kubbe vezirlerinden biri.
  • Beyhan Sultan (Pınar Çağlar Gençtürk) — Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve Ferhat Paşa'nın eşi.
  • Daye Hatun (Sema Keçik) — Ayşe Hafsa Sultan'ın nedimesi. Ayşe Hafsa Sultan haremin sahibi olduğundan dolayı harem hiyerarşisinin en üst noktasında bulunur. Daha sonraları Valide'ye gizliden gizliye ihanet edip Hürrem'i desteklemeye başlamıştır.
  • Divane Hüsrev Paşa (Luran Ahmeti) — Sultan Süleyman devri vezirlerindendir. Divan’da sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile yaptığı kavga sonucu görevden alınmış; durumu protesto için açlık grevi yaparak hayatını kaybetmişti.
  • Eleni (Zühre Koç) — Meyhanede çalışan ve Malkoçoğlu Bali Bey ile ilişkisi bulunan rakkase.
  • Esmehan Sultan (Ecem Çalık) — Şah Sultan ve Lütfi Paşa'nın kızı. Şehzade Mehmed'in kızı olan Hümaşah Sultan'ın annesi.
  • Fatma Hatun (Gonca Sarıyıldız) — Mahidevran Sultan'ın Gülşah Hatun'dan sonraki nedimesi ve Şehzade Mustafa'nın cariyesi. Şehzade Mustafa'nın en büyük oğlu olan Şehzade Süleyman'ın annesidir.
  • Ferhat Paşa (Gökhan Çelebi/Kıvanç Kılınç) — Beyhan Sultan'ın eşi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri. Osmanlı Hanedanı'ndan bir kadın ile evlendiğinden dolayı Damat Ferhat Paşa olarak da adlandırılır.
  • Fidan Hatun (Gamze Dar) — Mahidevran Sultan'ın hizmetkârı ve Manisa Sarayı'nın başhaznedarıdır.
  • Firuze (Cansu Dere) — Barbaros Hayreddin Paşa tarafından esir alınarak İstanbul'a getirilen Safevî köle. Mihrimah Sultan'ın nedimesi ve gözde cariye. Aslen Safevî Hanedanı'na mensuptur. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Ebussuud Efendi (Tuncel Kurtiz) — 1545 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde şeyhülislam olan İslam bilgini. Şeyhülislam olmadan önce Bursa ve İstanbul kadılığı yapmıştır. İstanbul kadısıyken yeniden kaleme aldığı kanunlarla ve Kur'an-ı Kerim tefsiriyle tanınır.
  • Gülfem Hatun (Selen Öztürk) — Hatice Sultan'ın nedimesi. Kanuni Sultan Süleyman'dan hamile kalmış fakat bebek ölü doğmuştur.
  • Gülşah Hatun (Nihan Büyükağaç) — Mahidevran Sultan'ın nedimesi. Hürrem Sultan'a duyduğu nefret ve Mahidevran Sultan'a olan sadakatiyle dikkat çeker. Fakat Mahidevran Sultan tarafından hizmetinden kovulduktan sonra Hürrem Sultan'ın hizmetine girmiştir. Hürrem Sultan'ın entrikaları sonucunda Nigar Kalfa tarafından 69. bölümde öldürülmüştür.
  • Gül Ağa (Engin Günaydın) — Haremde cariyelere saray terbiyesi vermekle görevli olan kişi. Pargalı İbrahim tarafından saraydan atılmıştır.
  • Hadım Süleyman Paşa (İbrahim Raci Öksüz) — İki kez Mısır Valiliği yapmış ve Hindistan'a sefere çıkan ilk Osmanlı Donanması'na komuta etmiştir.1539 yılında kubbe veziri olup 1541 yılında vezir-i azam olmuştur.1544 yılında Deli Hüsrev Paşa ile Mısır Beylerbeyi olduğu sıradaki uygulamaları hususunda suçlamalarda bulununca aralarında tartışma çıkıp hançerler çekildi,bunun üzerine Sultan Süleyman iki paşayıda azletti.
  • Helena (Cemre Ebuzziya) — Şehzade Mustafa'nın gözde cariyesi. Manisa'da bir çiftlikte yaşayıp Şehzade Mustafa'yla karşılaşıp birbirlerine aşık olmuşlardır.
  • Huri Cihan Hanımsultan (Mina Tuana Güneş) — Pargalı İbrahim Paşa ve Hatice Sultan'ın kızı. 50. bölümde diziye katılmıştır.
  • Isabella Fortuna (Melike İpek Yalova) — IV. Frederick'in nişanlısı olan Kastilya prensesi. 27. bölümde diziye katılmıştır. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • İskender Çelebi (Hasan Küçükçetin) — Kanuni Sultan Süleyman tarafından defterdar yapılan zenginliği ve entellektüelliğiyle ünlü devlet adamı. Pargalı İbrahim muhalifi olan İskender Çelebi onu paşalıktan azletmek için Hürrem Sultan ile ittifak içerisindedir. Ayrıca kendisi Efendi Hazretleri'dir. İbrahim Paşa'yla girdiği iktidar mücadelesini kaybederek Bağdat'da idam edilmiştir.
  • Jean de La Forêt (Barış Aksavaş) — 1534 ile 1537 yılları arasında Fransa'nın Osmanlı elçisi. Diziye 73. bölümde katılmıştır.
  • Kiraz Ağa (Ünal Yeter) — Afife Hatun'un nedimesi.
  • Lajos (Kadir Çermik) — Macaristan ve Bohemya Kralı. Kanuni Sultan Süleyman'ın önemli rakip ve düşmanlarındandır.
  • Leo (Seçkin Özdemir) — Alexandra'nın Rutenya'da yaşadığı dönemki sevgilisi. Ressamdır. Hürrem Sultan'a olan ümitsiz aşkı İbrahim Paşa tarafından fark edilince şantaj sonucu intihar etmiştir. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Lütfi Paşa (Mehmet Özgür) — Şam valiliği, Anadolu beylerbeyliği, Rumeli beylerbeyliği ve kubbe vezirliği görevlerinden sonra 1539 ile 1541 yıllarında vezir-i azamlık yapmış olan devlet adamı. Şah Sultan'ın eşi olmasından dolayı damat unvanına da sahiptir.
  • Malkoçoğlu Bali Bey (Burak Özçivit) — Padişaha bağlı olarak görev yapan ve kendi askerî birliği bulunan kişi. 26. bölümde diziye katılmıştır. Sonradan hasodabaşı olmuştur.
  • Maria (Gülnihal) (Burcu Tuna) — Alexandra henüz Hürrem adını almadan önce onunla arkadaşlık kurmuştur. Haremde Alexandra'nın en yakın arkadaşı olmuş, o sultan olunca da nedimesi olmuştur.
  • Matrakçı Nasuh (Fatih Al) — Devrin ünlü minyatürcü, tarihçi ve matematikçisi. Pargalı İbrahim ile olan arkadaşlık bağı dikkat çeker.
  • Mehmet Çelebi (Ozan Dağgez) — Şehzade Mustafa'yı eğiten müderris. Piri Mehmet Paşa'nın oğludur. Ayrıca Hatice Sultan'ın nişanlısıdır.
  • Mimar Sinan (Gürkan Uygun) — Dönemin en önemli baş mimarı.
  • Mustafa Paşa (Murat Şahan) — Kanuni Sultan Süleyman'ın kubbe vezirlerinden biri.
  • Nigar Kalfa (Filiz Ahmet) — Haremin başkalfası. Harem hiyerarşisinde Daye Hatun ve Sümbül Ağa'dan sonra en yetkili üçüncü kişidir. Haremde cariyelerin nizamını sağlamakla yükümlü bir kalfayken dizi kurgusu gereği İbrahim Paşa'yla yaşadığı yasak aşk onu birden sarayın merkezine taşımıştır. Hürrem Sultan'ın eski dostu, Hatice Sultan'ın en büyük düşmanıdır. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Nilüfer Hatun (Hayal Köseoğlu) — Hürrem Sultan'ın Gülnihal'den sonraki nedimesi. Bir entrika sonucu öldürülmüştür.
  • Nora (Efsun) (Melisa Sözen) — Hürrem Sultan'ın nedimesi ve Şehzade Mustafa'nın gözdelerinden biri. 47. bölümde diziye katılmıştır. 57.bölümde çocuğunu düşürerek ölmüştür.
  • Piri Mehmet Paşa (Arif Erkin Güzelbeyoğlu) — Yavuz Sultan Selim ve sonrasında da Kanuni Sultan Süleyman döneminde görev yapmış vezir-i azam.
  • Rakel Hatun (Güner Özkul) — Valide Sultan ve Mahidevran Sultan gibi saraydaki nüfuzlu kadınlara borç veren Yahudi sarraf.
  • Saliha (Hande Subaşı) — Malkoçoğlu Bali Bey'in Armin'den önceki sevgilisi.
  • Salim Efendi (Diler Öztürk) — Efendi Hazretleri'nin dergahında görev ifa eden ve onun emrinde bulunan Pargalı İbrahim karşıtı derviş.
  • Sultanzade Osman (Efe Mehmet Güneş) — Pargalı İbrahim Paşa ve Hatice Sultan'ın oğlu. 50. bölümde diziye katılmıştır.
  • Sümbül Ağa (Selim Bayraktar) — Haremin başağası. Harem hiyerarşisinde Daye Hatun'dan sonra en yetkili kişidir. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Şah Sultan (Deniz Çakır) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hatice Sultan'ın kız kardeşi. Lütfi Paşa'nın eşi.
  • Şarlken (Ünal Silver) — 20. Kutsal Roma imparatoru. 39. bölümde diziye katılmıştır.
  • Şah Tahmasp (Gökhan Alkan) — 2. Safevî Devleti şahı. 1524 yılında çıktığı tahtta 52.5 sene kalmış ve 1576 yılında ölmüştür. Kanuni ile üç kez karşı karşıya gelmiş fakat savaş meydanında karşısına çıkmamıştır.
  • Şeker Ağa (Yüksel Ünal) — Saray aşçısı. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Şehzade Cihangir (Aybars Kartal Özson) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın üçüncü oğlu, dördüncü şehzade.
  • Şehzade Mehmed (Arda Aranat/Gürbey İleri) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın ilk oğlu ve Şehzade Mustafa'nın erkek kardeşi. Şehzade Mustafa'ya rakip olduğu düşünülünen ve Sultan Süleyman'nın gözbebeği olan şehzade.
  • Taşlıcalı Yahya (Serkan Altunorak) — Yaşadığı dönemin Fuzûlî'den sonra en ünlü mesnevi şairi ve dukakinzade. Şehzade Mustafa'nın sağ kolu ve can yoldaşı. Şehzade Mustafa'nın ölümü nedeniyle yazdığı Şehzade Mersiyesi ile ünlüdür.
  • VII. Clement (Alp Öyken) — Devrin Katolik aleminin ruhani lideri. Avrupa devletlerinin krallarının danıştığı ve akıl aldığı kişi.
  • Victoria (Sadıka) (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes. Kocası Kanuni Sultan Süleyman tarafından öldürülmüş, bunun üzerine kocasının intikamını alacağına dair ant içmiştir.
  • Zenbilli Ali Efendi (Oktay Dener) — Dönemin şeyhülislamı, en üst kademe din alimi.

Konuk karakterler [değiştir]

Karakterler alfabetik sıraya göre listelenmişlerdir.
  • Behram Çavuş (Yalçın Bulut) — Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkışından sonra Macaristan'a gönderdiği elçi. Dizinin 3. bölümünde yer almıştır.
  • Bekir Ağa (Altan Gördüm) — Manisa'da Şehzade Mustafa döneminde rüşvet, iltimas suçlamaları ile yargılanarak idam edilmiş olan Osmanlı yönetici. Dizinin 64. bölümünde yer almıştır.
  • Cafer Ağa (İlker Aksum) — 1516 ve 1520 yılları arasında görev yapan Kaptan-ı Derya, Osmanlı Donanması'nın en üst rütbeli komutanı. Dizinin ilk bölümünde yer almıştır.
  • Deli Sabit (Demir Demirkan) — Mohaç Muharebesi'nde yer alan Deliler adlı askerî birliğin başı. Dizinin 26. bölümünde yer almıştır.
  • Hanımağa (Yıldız Kültür) — Parga'dan köle olarak Manisa'ya getirilen Teo'yu satın alarak ona İbrahim adını veren çiftlik sahibesi. İbrahim'in kişisel gelişiminde büyük etkileri olmuş, onu oğlu gibi saymıştır. Dizinin 82. bölümünde yer almıştır.
  • Hasan Can (Ali Uyandıran) — Akkoyunlu sarayının mescid işlerine bakan müezzini Hafız Mehmed oğludur. Yavuz Sultan Selim'im sırdaşı ve yakın arkadaşıdır. Dizinin ilk bölümünde yer almıştır.
  • Hüsrev Bey (Alper Kul) — Bosna'da uzun süre görev yapan sancak beyi. Dizinin 5. bölümünde yer almıştır.
  • Molla Kabız (Polat Bilgin) — İran'dan İstanbul'a gelen ve İsa'nın Muhammed'den üstün olduğunu savunan bir molla. Dizinin 34. bölümünde yer almıştır.
  • Monica Gritti (Bergüzar Korel) — Venedik doçu Andreas Gritti'nin kızı ve Alvise Gritti'nin kız kardeşi. Dizinin 24. bölümünde yer almıştır.
  • Muskacı Hatun (Binnur Kaya) — Muska yazan ve büyücülük yapan kişi. Dizinin 9. bölümünde yer almıştır.
  • Remmal Elmas (Hümeyra) — Kum falı bakan ünlü bir müneccim. Dizinin 46. bölümünde yer almıştır.
  • Şehirli (Metin Coşkun) — İstanbul'da yaşayan birisi. Karısını zina yaptığı suçlamasıyla Kadı Ebussuud Efendi'ye şikayet etmiştir. Dizinin 71. bölümünde yer almıştır.
  • Şirin Hatun (Büşra Pekin) — Haremdeki cariyelere kumaşlar getiren bohçacı kadın. Dizinin 60. bölümünde yer almıştır.
  • Yahya (Aşkın Şenol) — Osmanlı tebaasından bir köylü. Dizinin 21. bölümünde yer almıştır.
  • Yahya Efendi (Hamdi Alkan) — Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşi. Şehzade Mustafa'nın idamı sonrası Sultan Süleyman'a darılıp bir daha onunla konuşmamıştır. Dizinin 78. bölümünde yer almıştır.
  • Zümrüt Ağa (Burak Sarımola) — Daha çok Mihrimah Sultan'a hizmet eden bir saray hizmetlisi. Dizinin 72. bölümünde yer almıştır.

Popüler Yayınlar - most viewed

özgeçmişim

EBRU E. DÜVENCİ

1980 Tarsus/Mersin.

1998-2002 Mersin Üniversitesi, GSF Resim Bölümü, Yrd. Doç. Cebrail Ötgün Atölyesi’nde Lisans.

2002-2005 Mersin Üniversitesi, SBE Resim Anasanat Dalında, 'Yeni Dışavurumcu Resimde Dramatik Etkiler ve Uygulamalar’ adlı teziyle Yüksek Lisans.

2008 ‘den beri UPSD üyesidir.

Çocukluğundan beri sanata büyük ilgi duyan, annesinin çizimlerinden ve resimlerinden etkilenerek çizimler yapmaya başlayan, her zaman sanatçı olmayı hayal eden Ebru E. Düvenci 1995’te, daha lise yıllarındayken yaz aylarında üniversiteye hazırlık için karakalem çizim dersleri almaya başladı. 1998'de ise Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimine başlayarak hayallerini gerçekleştirmenin ilk adımını attı. 2002 yılında lisans eğitimini başarıyla tamamladı.

Yüksek Lisans eğitimine başladığı 2002-2003 yıllarından beridir resimlerinde ana tema, günümüz
yaşamının koşuşturması içindeki hız ve harekettir.

Özellikle sokakta hep bir yerlere yetişmeye çalışan, koşan, koşuşturan insanları, yaşamın karmaşasını, hızını ve bu anlık görüntülerdeki izlenimlerini; hareket halindeki figürler ve atmosfer aracılığıyla kendi bulduğu bir tarzla resmetmektedir.


Resimlerini günlük yaşamda karşısına çıkan, gözüne çarpan anlık görüntülerden, kaçırılan anlardan, kimi zaman kendi çektiği fotoğraflardan, dinlediği müziklerden ve izlediği filmlerden ama daha çok kendi gözlemlerinden ve hayal gücünden beslenmektedir.

Sanatı bir yaşam biçimi, içsel bir yolculuk, ruhsal bir gereksinim, kendini ifade etmenin, düşünmenin, dünyayı ve kendini anlamanın, sorgulamanın bir yolu olarak gören Ebru E. Düvenci Mersin’de İçel Sanat Kulübü Teoman Ünüsan Sanat Galerisi’nde 2, Ankara Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde 1 olmak üzere 3 kişisel resim sergisi açmış olup, üniversite yıllarından beri pek çok etkinliğe ve karma sergiye katılmıştır.

2012 Halen çalışmalarını Mersin’deki Atölyesinde, annesi ressam H. Çağla Ertürk

ile birlikte sürdürmektedir.

ÖDÜLLER

2002 Mersin Üni. GSF 2. Geleneksel Resim Yarışması, Başarı ödülü.

2001 Mersin Üni. GSF 1. Geleneksel Resim Yarışması, Mansiyon ödülü.

YER ALDIĞI KATALOGLAR

2008 ARTVİSİT 3 Uluslararası Tasarımcı ve Sanatçı Çalışmaları Kataloğu; sf.204-5.

2007 27 haziran 2007 çarşamba Artella Daily Muse (www.artelladailymuse.com) ropörtaj.

2002 Hacettepe Üni. GSF 1. Ulusal Mezuniyet Sergisi ve Sempozyumu, Sergi Kataloğu;

sf.188.

KİŞİSEL SERGİLER

2010-2011 3. Kişisel Sergi, T.C. Ziraat Bankası Kuğulu Sanat

Galerisi, Ankara.

2010 2. Kişisel Sergi, İçel Sanat Kulübü, Teoman Ünüsan Sanat Galerisi, Mersin.

2007 Kişisel Sergi, İçel Sanat Kulübü, Teoman Ünüsan Sanat Galerisi, Mersin.

ÇEŞİTLİ KARMA SERGİLER / ETKİNLİKLER

2012 Karma Resim Sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2012 'Hayat Büyük Bir Resimdir' karma resim ve heykel sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 Genç Sanatçılar Müzayedesi – 3, Alif Art Antikacılık A.Ş. , Esma Sultan Yalısı, İstanbul

2011 "Renklerin Dansı" Karma Resim & Heykel Sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 “Sanatla Dans” karma resim sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 "Klasik ve Modern sanatın buluşması" karma resim sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 Genç Sanatçılar Müzayedesi – 2, Alif Art Antikacılık A.Ş. , The Sofa Hotel,

Nişantaşı-İstanbul

2011 Mersin Üniversitesi Mezunlar Sergisi 2, Prof. Dr. Uğur Oral

Kültür Merkezi, Çiftlikköy Kampüsü, Mersin.

2010 “The International Women’s Festival 2010, Turkish Exhibition”, Gama

Gallery, Skala Eressos, Midilli, Yunanistan.

2010 “Genç Plastik Sanatçılar” Sergisi, Yasemin Art Gallery, İstanbul.

2009 “Balık” , İstanbul Deniz Müzesi Sanat Galerisi, İstanbul.

2009 “Küçük İşler”, Ressamlar Derneği Sanatevi, İstanbul.

2009 “96 SANATÇI 96 YAPIT”, Çekirdek Sanat Atölyesi, İstanbul.

2009 “1. Çağdaş Soluklar Sergisi”, Galeri 5, İstanbul.

2008 Karma Yaz Sergisi, MTSO Sanat Galerisi, Mersin.

2008 Karma Resim Sergisi, MTSO Sanat Galerisi, Mersin.

2008 'ARTIK GÜN' Karma Resim Sergisi, Mezitli Belediyesi Sanat Evi, Mezitli/ Mersin.

2007 Karma Resim Sergisi, MTSO Sanat Galerisi, Mersin.

2006 8. Tarsus Gençlik, Kültür ve Sanat Festivali, Karma Fotoğraf Sergisi, Tarsus / Mersin.

2003 Karma Fotoğraf Sergisi, Mersin Üni. Kampüsü Rektörlük Sergi Salonu, Mersin.

2002 Hacettepe Üni. GSF 1. Ulusal Mezuniyet Sergisi ve Sempozyumu,

Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ankara.

2002 Mersin Üni. GSF Mezuniyet Sergisi, İçel Sanat Kulübü Galerileri, Mersin .

2002 Mersin Üni. GSF Resim Bölümü Yrd. Doç.Cebrail ÖTGÜN Atölyesi Sergisi,

İçel Sanat Kulübü Galerileri, Mersin .

2002 Çukurova Üni. 10. Bahar Şenliği, Çukurova Üni., Adana.

1999 Mersin Üni. GSF Temel Sanat Eğitimi Çalışmaları Sergisi, İçel Sanat

Kulübü Galerileri, Mersin.

http://ebruduvenci.blogspot.com/

my biography

Ebru E. Duvenci

1980 She was born in Tarsus / Mersin/TURKEY.

1998-2002, She studied in Mersin University, Faculty of Fine Arts, Painting Department,

Assistant Professor. Cebrail Otgun Studio.

2002-2005, She completed Master degree from the Mersin University, School of Social

Sciences, Picture of the Department with thesis by ‘Dramatic Effects in New Expressionist

Painting and Practices’

2008 since a member of the International Association of Plastic Artists

The artist had a great interest in art since childhood, because her mother H. Cagla Erturk was a painter too. She began to make drawings influenced by her mother's drawings and paintings in 80s and early 90s, had always dreamed of being an artist and yet until she reached high school in 1995 summer, began to take drawing lessons for the ability of university exams.

Following, 1998 was the first step in realizing their dreams, began studies in Mersin University Faculty of Fine Arts, Department of Painting. Successfully completed her education in 2002.

Since Master's degree in 2002-2003, the main theme of paintings of modern life in the rush of speed and movement.

Particularly, on her paintings are focusing always running to catch up on the street somewhere, people running, the complexity of life, the speed ; and she depicts her impressions of these snapshots, with her own style figures in motion and the atmosphere .

Her paintings are affected; who stood in daily life, attracted the attention of the snapshots, overlooked moments, movies, music, sometimes photographs taken by herself, but more observations and imaginations.

According to the artist; Art is a lifestyle, an inner journey, a spiritual requirement, self-expression, thinking, a way of understanding herself or life, a self-interrogation path, a way of interrogation of life…

The artist has three solo exhibitions, participated in several group shows since their university years,

her works are in many collections.

2012 continues to live and work in her studio in Mersin/Turkey with her artist mother H. Cagla Erturk.

AWARDS

2002 Mersin University Faculty of Fine Arts, the second Traditional Art Competition, Achievement Award.

2001 Mersin University Faculty of Fine Arts, the first Traditional Art Competition, Honorable Mention.

CATALOGS

2008 ARTVİSİT 3, International Designer and Artist Works Catalogue; page; 204-5.

2002 Hacettepe University, Faculty of Fine Arts 1 National Graduation Exhibition and Symposium, Exhibition Catalogue, page: 188.

SOLO EXHIBITIONS

2010-2011 20 December 2010-07 January 2011, 3rd Solo Exhibition, Ziraat Bank of the Republic of Turkey, Kuğulu Art Gallery, Ankara (capital)/Turkey.

2010 May 14 to 27, 2nd Solo Exhibition, Icel Art Club, Teoman Ünüsan Art Gallery, Mersin/Turkey.

2007 November 2 to 20, 1st Solo Exhibition, Icel Art Club, Teoman Ünüsan Art Gallery, Mersin/Turkey.

VARIOUS GROUP EXHIBITIONS / EVENTS

2012 Group Exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2012 'Life's Big One Picture' group painting and sculpture exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 Young Artists Auction - 3, Alif Art Antiques Inc., Esma Sultan Mansion, Istanbul

2011 "Dance of Colors" Exhibition of Painting & Sculpture, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 "Dance with Art" Group Exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 "Classical and Modern Art Meeting" group art exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 Young Artists Auction - 2, Alif Art Antiques Inc The Sofa Hotel, Nişantaşı-Istanbul

2011 Mersin University Alumni Exhibit 2, Prof. Dr. Ugur Oral Culture Center, Ciftlikkoy Campus, Mersin.

2010 "The International Women's Festival 2010, Turkish Exhibition", Gama Gallery, Skala Eressos, Lesvos, Greece.

2010 "Young Plastic Artists" Exhibition, Jasmine Art Gallery, Istanbul.

2009 "Fish", Istanbul Naval Museum Art Gallery, Istanbul.

2009 "Small Works", Art House Painters Association, Istanbul.

2009 "96 Artists 96 Works", Art Studio, Istanbul.

2009 "1st Exhibition of Contemporary breathes", Gallery 5, Istanbul.

2008 Summer Group Exhibition, Art Gallery of MTSO, Mersin.

2008 Group Exhibition, Art Gallery of MTSO, Mersin.

2008 'now days' Art Exhibition, City Art House Mezitli Mezitli / Mersin.

2007 Group Exhibition, Art Gallery of MTSO, Mersin.

2006 8. Tarsus Youth, Culture and Art Festival, Photography Exhibition, Tarsus / Mersin.

2003 Photography Exhibition, Mersin University. Campus President's Exhibition Hall, Mersin.

2002 Hacettepe University Faculty of Fine Arts Graduation Exhibition and the 1st National Symposium, Contemporary Arts Center, Ankara, Turkey.

2002 Mersin University, Faculty of Fine Arts Graduation Exhibition, Icel Arts Club Galleries, Mersin

Mersin University

2002. Faculty of Fine Art Department Asst. Prof. .Cebrail OTGUN Workshop Exhibition, Icel Arts Club Galleries, Mersin.

2002 Cukurova University in The 10th Spring Festival, Cukurova Univ., Adana, Turkey.

1999 Mersin University, Faculty of Fine Arts, Basic Art Education Studies Exhibition, Icel Art Club Galleries, Mersin.


click for see my art;

http://ebruduvenci.blogspot.com/