23 Temmuz 2014 Çarşamba

Bekarlığa Veda (2012) "Bachelorette" (original title) 87 min - Comedy | Romance -

Bekarlığa Veda (2012)"Bachelorette" (original title)

 87 min  -  Comedy | Romance  -

Three friends are asked to be bridesmaids at a wedding of a woman they used to ridicule back in high school.

Director: Leslye Headland
Writers: Leslye Headland (screenplay), Leslye Headland (based on the play by)

Cast
Cast overview, first billed only:
Kirsten Dunst ... Regan
Rebel Wilson ... Becky
Lizzy Caplan ... Gena
Isla Fisher ... Katie
Hayes MacArthur ... Dale
Kyle Bornheimer ... Joe
James Marsden ... Trevor
Ann Dowd ... Victoria
Adam Scott ... Clyde
http://www.imdb.com/title/tt1920849/?ref_=nm_flmg_act_9



Özet & detaylar

Regan, Gena, Katie zamanında lisede Becky'ye çok çektirmiş, kendisiyle hep alay etmiş üç kendini beğenmiş kızdır. Şimdi aradan yıllar geçmiştir, bir zamanlar şişman, çirkin ve ezik olan Becky yakışıklı Dale ile dünya evine girmeye hazırlanırken kendilerini kariyere ve başka şeylere adayan üç kadın ise henüz bekardır. Becky kendi halinde eğleneceği, abartısız bir bekarlığa veda partisi hayal ederken, ipleri eline alan üçlü ona 'unutamayacağı' bir gecenin planlarını yaparlar. Ama 'nedimeliği' biraz abartınca, işler çığrından çıkacaktır. Yönetmenliğini ve senaristliğini Leslye Headland'ın üstlendiği romantik komedinin kadrosunda ise Rebel Wilson, Kirsten Dunst, Lizzy Caplan, Isla Fisher ve Hayes MacArthur yer alıyor.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-193422/


Beyazperde eleştirisi Bekarlığa Veda

3,0
Felekten Bir Gece ve Nedimeler karışımı bir komedi...
Ayşegül Kesirli

Son yıllarda sayıları giderek çoğalan düğün temalı filmler, Amerikan film endüstrisinde resmen apayrı bir kategori oluşturmak üzereler. "Felekten Bir Gece (The Hangover)" serisi ve "Nedimeler (Bridesmaids)" gibi filmlerle ön plana çıkan romantik komedinin bu alt türünün, zaman içinde kendi formülünü ve konvansiyonlarını yarattığını bile söyleyebiliriz.

Yakın bir arkadaşın düğününden kısa bir süre önce açılan düğün temalı filmlerde öncelikle, düğünde nedimelik ya da sağdıçlık görevini üstlenecek bekar kadın veya erkeklerin evde kalmışlığına kısa bir vurgu yapılıyor. Gönül ilişkilerinde mutluluğu bir türlü bulamayan bu karakterler, evlilik anını ulaşılması gereken nihai sonuç olarak sunan romantik komedi türünün bir alameti farikası olarak filmin baş karakterleri konumuna yerleşiyorlar. Filmlerin gelişme bölümüne gelindiğinde -ki bu çoğunlukla düğünden bir gece önceye denk düşüyor- bekar karakterlerin haylazlıklarından doğan türlü aksilikler evlilik anına dek izleyenleri bir yandan güldürüp, bir yandan da diken üstünde oturtuyor. Her şeyin sonuca bağlandığı düğün töreni ise tüm olayların çözüme kavuştuğu dakika olmakla kalmayıp, gönül ilişkileri yolunda gitmeyen bekarların da kendilerine birer eş adayı bulduklarının kanıtı olarak izleyenlere sunuluyor.

Leslye Headland'in kendi imzasını taşıyan tiyatro oyunundan beyazperdeye taşıdığı "Bekarlığa Veda (Bachelorette)," ilk dakikalarında yukarıda detaylandırdığımız formüle alternatif bir anlatım tutturacakmış gibi bir izlenim yaratıyor. Uyuşturucu kullanan, cinselliğini özgürce yaşamaktan çekinmeyen ya da yaptığı en ufak iyiliği bile insanların gözüne sokmaktan kendisini alıkoyamayan yer yer ‘itici' karakter tiplemeleriyle film, romantik komedi türünün muhafazakar kalıplarını zorlayacağını hissettiriyor. Bununla birlikte gerçekleşecek düğünün etine dolgun baş kahramanı Becky'nin, nedimelerinin de özellikle vurguladıkları üzere Dale gibi beyaz atlı bir prensle evlenmesi, romantik komedi konvensiyonlarına başlı başına aykırı bir durum aslında.

Bekarlığa Veda, gelişme bölümüne kadar bu aykırı ses tonunu korumayı başarıyor. Ancak düğün gecesine gelindiği anda ne yazık ki film, "Felekten Bir Gece" ve "Nedimeler" karışımı bir yöne saparak öznelliğini kaybediyor. Bu noktadan sonra hikayenin odağını Regan, Gena ve Katie'nin hayatlarından çok düğünü ‘mahvedebilecek' aksiliklere çevirmesi tüm gidişatın alışıldık bir koşuşturmaya dönüşmesine neden oluyor. Film, bütün bu endişeli koşuşturma örgüsü içerisinde bu üç sıra dışı kadının başlarından geçenleri ve duygusal vaziyetlerini de gözler önüne sermeye çalışıyor elinden geldiğince. Fakat bu çabaları karakterleri derinleştirmek ve sahici birer insana dönüştürmek yerine yüzeysel birer "Sex and the City (Sex and the City - The Movie)" kadınına çevirmekten öteye de gidemiyor ne yazık ki.

Oysa yönetmen Leslye Headland'in elinde hem düğün filmi kategorisinin içinden konuşup, hem de bu kategoriye alternatif bir ses oluşturacak yeterli malzeme mevcut. Headland'in en büyük şansı ise Kirsten Dunst, Rebel Wilson ve Lizzy Caplan gibi üç yetenekli oyuncuyu bir araya getirmiş olması. Katie rolünde harikalar yaratan Isla Fisher başta olmak üzere her üç oyuncu da canlandırdıkları karakterleri bir nebze daha derinleştirip, sahicileştirmek için filmin yönetmenine bulunmaz fırsatlar sunuyorlar. Ne var ki "Bekarlığa Veda, bu fırsatı asgari düzeyde değerlendirmekle kalıyor sadece.

Öte yandan, bütün bu eleştirileri yaparken filmin özellikle gelişme süreciyle birlikte "Felekten Bir Gece" ve "Nedimeler" ile aynı yöne sapmasında yapımcıların parmağının olduğunu da düşünmemek elde değil aslında. Ben her ne kadar kişisel olarak filme Woody Allen'ın Maç Sayısı (Match Point) ya da Cassandra'nın Rüyası (Cassandra's Dream)'nda yaptığına benzer şok edici bir son yakıştırsam da Hollywood'un gösterim ve reyting kriterlerinin bir eserin gelişim sürecinde ne kadar etkili olduğunu es geçmemek gerek belki de.

Dolayısıyla "Bekarlığa Veda," elinden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışan ancak yer yer ana akımdan uzaklaşmamak adına elindeki malzemeyi yeterince kullanamayan bir çalışma. Yine de filmin tüm bu aksaklıklara rağmen başından sonuna dek sıkılmadan izlenebilecek keyifli bir sinema deneyimi vaat ettiğini de eklemekte fayda var. Uzun lafın kısası "Bekarlığa Veda," üzerinde fazla düşünmeden izlenip, eğlenceli vakit geçirmek için ideal bir film; ancak eğer hikayenin en başında benim gibi alışıldıktan fazlasını beklemeye başlarsanız düş kırıklığına uğramanız kaçınılmaz.

13 Temmuz 2014 Pazar

İlk Görüşte Ask (2014) "Une rencontre" (original title) 81 min - Drama | Romance -

Ilk Görüste Ask (2014) 

"Une rencontre" (original title)
81 min  -  Drama | Romance  


A family man's encounter with a beautiful woman develops into a mutual fascination.


Director: Lisa Azuelos

Writer: Lisa Azuelos

Cast

Cast overview:
 Sophie Marceau ... Elsa
François Cluzet ... Pierre
Lisa Azuelos ... Anne
 Alexandre Astier ... Éric
 Arthur Benzaquen ... Julien
 Jonathan Cohen ... Marc

http://www.imdb.com/title/tt2760634/?ref_=nm_flmg_act_2


Özet & detaylar

Pierre uzun yıllardır evli, iki çocuk babası başarılı bir avukattır. Ailesiyle mutlu bir hayat sürdürdüğünü düşünürken, bir gece kulübünde Elsa adında çekici bir kadın ile karşılaşır. Elsa eşinden yeni boşanmış, iyi bir yazardır. Elsa da Pierre'den ilk görüşte etkilenir ve aralarındaki çekime engel olamazlar. Görüşmeme kararı alsalar da, aşıklar için bu çok da mümkün olmayacaktır... Son asla gelmez! Fransız yapımı dramatik aşk filminin yönetmenliğini, en son 2006 yılında Ne kadar güzelsin adlı filme imza atan yapımcı, yönetmen ve oynucu Lisa Azuelos üstleniyor. Filmde başrolleri ise Sophie Marceau ve François Cluzet paylaşıyor.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-213893/


Beyazperde eleştirisi İlk Görüşte Aşk

3,5
Aşkınızı nasıl alırsınız? Geçici mi yoksa sonsuz mu?
Melis Z. Pirlanti

Elsa, eşinden boşanmak üzere olan (mahkeme zamanını bekleyen), 40’lı yaşlarının başında, bakımlı, çekici, esprili, hayatı yaşamayı seven bir kadın yazardır. 3 çocuk annesi olan Elsa’nın, 25 yaşlarında, genelde cinsellik için birlikte olduğu bir sevgilisi vardır ama artık onunla da birlikte olmak istemez, çünkü o aslında hayatının aşkını aramaktadır. Rennes’teki kitap fuarına editörüyle gitmiş, yeni kitabına övgüleri kabul ediyorken editörünün arkadaşıyla tanışır: Pierre. Pierre, 40’lı yaşlarının sonlarında, yakışıklı, esprili, çekici bir adamdır. 3 çocuk babasıdır ve şikayet etmediği, mutlu bir evliliği vardır. Pierre ve Elsa tanıştıkları andan itibaren aralarındaki fiziksel çekimi farkederler, birbirlerinden çok etkilenirler. Fakat Pierre’nin evli oluşu ikisini de bu etkileşimi yaşamak adına bir adım geride tutar. Elsa ve Pierre aralarındaki bu tutkulu aşkı yaşayabilecekler midir?

Bir romantik komedi için fazlasıyla klişe bir konu gibi gözükse de, filmin oyuncularının, renklerinin, yaratılan atmosferin ve dahi kurgunun bu filmi klişelerden çıkartıp başka bir yere koyduğunu söylemek gerek. Herşeyden önce hikayede bu ikiliyi biraraya getiren bazı tesadüfler söz konusu ki normal şartlarda hayatla kıyaslayıp, “hiç gerçekçi değil” yaftasını yapıştırmamız an meselesi, fakat filmin, posterinde de dikkat edilebilecek o pembe mavi bulutlu atmosferi, bize hikayenin biraz da masalsı olduğunu, gerçekçilikle kafayı bozmayıp, filmdeki aşkın akışına kendimizi bırakmamız gerektiğini söylüyor adeta, biz de öyle yapıyoruz. 48 yaşındaki başarılı ve güzel aktris Sophie Marceau ve özellikle son zamanlarda Can Dostum filmindeki performansıyla gönüllerde taht kurmuş oyuncu François Cluzet arasındaki kimya görülmeye değer!

Filmin süresi yaklaşık 80 dakika. Bu seçim de bana çok samimi geldi. Bu tarz filmlerde aslında detaylarda boğulmaya pek alıştık, Quantum Love’da yönetmen ne anlatmak istiyorsa ona odaklanmamız konusunda net bir tavır belirlemiş. Çektiği romantik komedilerle tanınan kadın yönetmen Lisa Azuelos’un filmde Pierre’in karısını canlandırdığını da ekleyelim.

Aşk filmlerinin kimi mutlu sonla, kimi ise kavuşamamalarla sona erer. Bazı filmler tam da istediğimizi verir bize, bazısı ise ters köşeye yatırır. Quantum Love, farklı kurgu teknikleriyle bizi iki taraftan da besliyor, arada yaklaşık 2-3 dakikalık kısa filmler izler gibi, "böyle olsa ne olurdu" pasajları izliyoruz, sonra anlıyoruz Pierre ve Elsa'nın gerçeğinin hiç de öyle olmadığnı. Kısa filmden de ziyade, son zamanlarda reklamlarda sıklıkla kullanılan hızlı geçişler, ekranı ikiye, üçe, beşe bölmeler, farklı müzik kullanımları, örneğin Elsa’nın gardrobunun kapısını açıp, içine girip, oradan bir bara geçmiş gibi göründüğü kurgusal kararlar, o masalsı atmosfer, filmi benzerlerinden ayıran bir yapım kılmış. Haftanın şans verilmesi gereken yapımlarından...

http://www.beyazperde.com/filmler/film-213893/elestiriler-beyazperde/

6 Temmuz 2014 Pazar

Muhteşem Yüzyıl bir 'referans'tır!__ Muhteşem Yüzyıl (TV 2011-2014)

Muhteşem Yüzyıl bir 'referans'tır!

12/06/2014 

Referans gazeteleri vardır, referans sinema filmleri de vardır ve nihayet referans diziler vardır. 'Muhteşem Yüzyıl', bir referans dizidir. Dört yıllık serüvenin sonunda geldiği nokta burası.
Haber: Tayfun Atay / Arşivi


‘Muhteşem Yüzyıl-Final’, bir final bölümü olmaktan ziyade ‘veda partisi’ izlenimi bıraktı bende. Dört yıllık dizinin en hareketsiz, gerilimsiz, sürprizsiz bölümünü izledik. Ve ben, aslında bunu çok yadırgamadım. ‘Final’, önceki hafta Şehzade Bayezid (Aras Bulut İynemli) ve dört oğlunun başı, birbirlerinin gözlerinin içine baka baka toprağa düştüklerinde olmuştu. 

Dolayısıyla son izlediğimizi bir final değil de ‘post-mortem’ bir bölüm olarak tanımlamak daha doğru olur. 

Bu doğrultuda aynı zamanda (bol ‘flashback’ler eşliğinde) ‘toparlayıcı’ bir bölüm izledik. Dört yıldır hikâye edilen korkunç bir kapışmanın içinden hasbelkader sağ çıkmış karakterlerimiz sırasıyla ‘elveda’ ettiler. Mahidevran Sultan (Nur Fettahoğlu), Mihrimah Sultan (Pelin Karahan), Sümbül Ağa (Selim Bayraktar), Gülfem Hatun (Selen Öztürk) ve tabii Sultan Süleyman (Halit Ergenç)… Onlarla bir tür helâlleşme içinde seyrettik bu son bölümü. Tabii ‘hak helâli’ konusunda son bölüme şehzade başlayıp padişah tamamlayan Selim’le (Engin Öztürk) gözdesi ve veliaht anası Nurbanu’nun (Merve Boluğur) çok şanslı oldukları söylenemez!.. 

Fakat bu fantastik duyarlılıktan sıyrılıp, Öztürk ve Boluğur da dahil olmak üzere bütün oyuncuların performansı önünde saygıyla eğilmek ve teşekkür etmek boynumuzun borcu!.. 

Dizi bu son bölümü, kendisini ‘lânetleme’ yolunda yapmadığını bırakmamış taassup erbabını da mahcup edercesine yoğun bir Osmanlı-İslâm sembolizmi sunarak tamamladı. Muhteşem Süleyman’ın irtihali, şanına yakışır şekilde ve ‘Osmanlıcı’ kalpleri serinletircesine usule-erkâna, dine-diyanete uygun şekilde canlandırıldı. ‘Yasin-i Şerif’ler eşliğinde, Zigetvar Kalesine Osmanlı sancağı dikilmiş halde uğurladık Sultan’ı… 
Fakat bu son bölümde beni en çok tatmin eden, dizinin bütününü kapsayacak mahiyette bir değerlendirme istense öncelikli olarak vurgulanabilecek bir noktayı daha da kristalleştiren bir tematik akışın ağırlık kazanmasıydı. 

‘Muhteşem Yüzyıl’, ‘iktidar’ üzerine (tabii popüler kültür çerçevesiyle sınırlı) bir sorunsallaştırma ve çözümleme girişimidir. Ve son bölüm, iktidarın en çok ‘muktedir’i ezdiğine ilişkin düşünmeyi kışkırtacak bir içerikle karşımıza geldi. 

Dizide başlarda canlandırıldı; Süleyman için Mohaç, onu tam mânâsıyla ‘muktedir’ kılan dönüm noktasıydı. Ama bu, aynı zamanda sonraki sezonlarda karşımıza çıkan olaylara, Süleyman’ın dostu Pargalı’yı, evladı Mustafa’yı boğdurmasına, oğullarının boğazlaşmalarına seyirci kalmasına, torunlarının kırılan incecik boyunlarına ses çıkarmamasına giden yolu da açan bir kapıydı. 

Süleyman bu kapıdan geçerek girdiği iktidar yolunda, o iktidarı her daim taşıyabilme uğruna yaptı bunları. Dostluğunu, babalığını, dedeliğini, tek kelimeyle insanlığını iktidarına feda etti. Son bölümde babası tarafından boğdurulan Şehzade Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’ın artık ayakta zor duran Sultan’a uzaktan bakıp dediği gibi: “Ne taç, ne taht, ne de saltanat! Geriye kalan evlât katili bir baba!..” 

İktidar böyle bir şey… Onu sırtlarsınız ve milyonlarca insan ‘muktedir’ bilerek size tâbi olur. Ama aslında iktidar, o milyonların size bakan ve her daim, ne pahasına olursa olsun ‘iktidar’ın gereğini yapmanızı bekleyen gözlerindedir aslında. O yüzden size “Bîgünahım Hak bilur, Devletli Sultanım Baba” diye seslenen oğlunuzu affetmeye vicdanınızı vardıramazsınız. İktidar, vicdanı bastırır. 

Ama vicdan azabını bastıramaz! Sonuç, o iktidarı sırtınıza yükleyen ‘saha’ya kaçmaktır. Vicdan azabını bastırma yolunda başa döner, Zigetvar’a sefere çıkarsınız. 

Zigetvar, Süleyman’ın Mohaç’ta tamamına erdirdiği iktidarın yol açtığı dayanılmaz vicdani acıları uyuşturma yolunda bir geri dönüştür aslında. Muktedir, sadece taşıyıcısı olduğu ama sahibi olmadığı iktidarı, kendisine bakan binlerce çift yeniçeri gözünün karşısında korumak için hasta döşeğinden son bir gayretle sıyrılıp tıpkı Mohaç’ta olduğu gibi avaz avaz seslenerek onları Zietvar’ı düşürmeye motive eder. 

Bu, muktedirin son nefesidir!.. 

İktidarın ‘muktedir’i de teslim alan bir ‘toplumsal kapasite’ olduğuna dair bu zor iddiayı temellendirme yolunda bugüne kadar Francis Ford Coppola’nın ‘Baba II’ filminde Michael Corleone’nin (Al Pacino) kendisine ihanet etmiş kardeşi Fredo’yu (John Casale) öldürttüğü sahneyi örnek verdim hep... Hatasından bin pişman, perişan ve zavallı durumda kendisine sığınmış, artık hiç tehlike arz etmeyen Fredo’yu, emrindeki adamların bakışları karşısında istese de affedemez ‘Baba’… Ve filmin sonunda, karanlık bir odada yapayalnızken, kendisinin emriyle kardeşini öldüren kurşunun sesini duyduğunda acıyla önüne düşen başı, bize ‘iktidar’ın ona sahipmiş gibi görünen ‘muktedir’i de nasıl ezdiğini çarpıcı biçimde resmeder. 

Artık bu filmin yanına Muhteşem Yüzyıl’ 4’üncü sezonu, özellikle de son iki bölümü eklemeyi düşünüyorum! Ölümün kıyısında can çekişen, bir evlat katili olarak da vicdan azabına gark olmuş Kanuni Süleyman’ın Zigetvar’a, bir anlamda kendisini inşa eden (‘yapan’) iktidarın bağrına ricat sahnesi de ‘muktedir’in iktidar karşısındaki aczinin bir başka çarpıcı nişanesi çünkü… 

Referans gazeteleri vardır, referans sinema filmleri de vardır ve nihayet referans diziler vardır. ‘Muhteşem Yüzyıl’, bir referans dizidir. Dört yıllık serüvenin sonunda geldiği nokta burası.

http://www.radikal.com.tr/hayat/muhtesem_yuzyil_bir_referanstir-1196778


Muhteşem yüzyıl'ın ardından-YÜKSEL AYTUĞ-Sabah


http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/aytug/2014/07/05/muhtesem-yuzyilin-ardindan








Muhteşem Yüzyıl, Tims Productions tarafından yapılıp Star TV'de yayınlanan Türk yapımı tarihî televizyon dizisi. Dizi, temel olarak Osmanlı İmparatorluğu padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ve Hürrem Sultan'ın hayatı, Hürrem Sultan'ın evlatları için giriştiği taht mücadelesi ve saray hayatı üzerine kurgulanmıştır.
5 Ocak 2011'de başlayan dizinin ilk sezon finali 22 Haziran 2011 çarşamba günü yayınlanmış, 4 Ocak 2012'ye kadar Show TV'de ekrana gelmiştir. 4 Ocak 2012'de Star TV'ye transfer olan[1] dizi 6 Haziran 2012'de 2. sezon finali yapmıştır. Dizinin 3. sezonu da 12 Eylül 2012'de başlamıştır.
Yapım[değiştir]

Yönetmenliğini Taylan Biraderler'in yaptığı, yapımcılığını Timur Savcı’nın üstlendiği dizinin senaryosunu 10 Nisan 2012'deki ölümüne dek[2] Meral Okay, sonrasında ise Yılmaz Şahin yazmıştır.[3] Dizi 3.500.000 TL bütçesiyle Türk televizyon tarihinin en pahalı projesidir.[4]

İlk yayın tarihinden önceki 5 aylık süre içerisinde başlayan yapım çalışmaları için 2.100 m2 alana bir plato kurulmuş, 30 kişilik bir heykeltıraş ve ressam grubu burada yapıların birebir kopyalarını inşa etmiştir.[4] Ayrıca tarih uzmanları Deniz Esemenli ve Günhan Börekçi ile yazar Latife Tekin senaryonun, kullanılan kıyafetlerin ve eşyaların tarihî gerçeklere uygun olması amacıyla diziye danışmanlık yapmaktadır.

Konu[değiştir]


Dizinin konusu Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatı etrafında kurgulanmıştır. Dizi, henüz şehzade olan Süleyman'ın, babası Yavuz Sultan Selim'in ölümü üzerine tahta geçmesi ve bu zamanlarda saray haremine cariye olarak getirilen Hürrem Sultan ile birbirlerine aşık olmalarıyla başlar. Hürrem Sultan'ın intikam için başladığı iktidar oyununa, Valide Sultan, Pargalı İbrahim Paşa ve Şehzade Mustafa'nın annesi Mahidevran Sultan en büyük engel olur. Aşkı ile devleti arasında kalan Kanuni Sultan Süleyman ve oğulları için iktidar mücadelesine giren Hürrem Sultan ekranlara yansıtılmaya devam etmektedir.


Kanuni Sultan Süleyman Halit Ergenç 10. Osmanlı padişahı.

Hürrem Sultan Meryem Uzerli Kanuni Sultan Süleyman'ın nikahlı eşi ve Haseki Sultan.
Mahidevran Sultan Nur Fettahoğlu Şehzade Mustafa'nın validesi.
Hatice Sultan Selma Ergeç Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve ölen Pargalı İbrahim'in eşi.
Şah Sultan Deniz Çakır Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve Lütfi Paşa'nin eşi.
Şehzade Mustafa Mehmet Günsür Mahidevran Sultan'ın oğlu. Kanuni Sultan Süleyman'ın ardından tahta geçeceği düşünülen şehzade.
Şehzade Mehmed Gürbey İleri Hürrem Sultan'ın oğlu. Şehzade Mustafa'ya rakip olduğu düşünülen şehzade.
Mihrimah Sultan Pelin Karahan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın tek kızı.
Rüstem Paşa Ozan Güven Hürrem Sultan ile yakınlığı bilinen paşa.

Senarist Meral Okay

Yılmaz Şahin
Yönetmen Taylan Biraderler
Oyuncular Halit Ergenç
Meryem Uzerli
Mehmet Günsür
Ozan Güven
Nur Fettahoğlu
Burak Özçivit
Selma Ergeç
Gürbey İleri
Pelin Karahan
Deniz Çakır

Besteci Fahir Atakoğlu

Aytekin Ataş
Soner Akalın
Yapımcı Timur Savcı
Öykü editörü Emrullah Hekim
Mekân Tims stüdyoları (İstanbul)
Sinematograf Ercan Özkan
Burak Kanbir

http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhte%C5%9Fem_Y%C3%BCzy%C4%B1l



Ana karakterler [değiştir]


Halit Ergenç, Kanuni Sultan Süleyman'ı canlandırmaktadır.
  • Kanuni Sultan Süleyman (Halit Ergenç) — Babası Yavuz Sultan Selim'in ardından tahta geçen 10. Osmanlı padişahıdır. Dizide ilk olarak 1. bölümde avlanma sırasında ata binerken görünmüştür. Bu sırada Piri Mehmed Paşa'nın gönderdiği ulaktan babasının öldüğünü öğrenir. Hızla İstanbul'a gelerek tahta geçer. İlk emri de halktan haksız vergi alan ve vergiyi vermeyenlere zulmeden Kaptan-ı Derya Cağfer Ağa'nın yargılanması üzerinedir. Bu da kendisine yakıştırılan Kanuni unvanını hak ettiğini gösteren olaylardan biridir. 58. bölümde gençliğini Erol Ayvazcanlandırmıştır.
  • Hürrem Sultan (Alexandra) (Meryem Uzerli) — Asıl adı Alexandra Anastasia Lisowska olan Rutenyalı bir cariyedir. Lehistan Krallığı içerisinde bulunan Rutenya'da bir papazın kızıydı. Leo adlı nişanlısı, kardeşi ve annesi ile birlikte babasının yönettiği ayin sırasında Kırım Tatarları tarafından saldırıya uğrar. Kırım Hanlığı'na satılır, bir süre sonra tahta yeni çıkan Kanuni Sultan Süleyman'a hediye edilir. Padişahın karısı Mahidevran Sultan'ı gözden düşürür ve haremde yükselir.
  • Ayşe Hafsa Sultan (Nebahat Çehre) — Kanuni Sultan Süleyman, Hatice Sultan ve Beyhan Sultan'ın annesi, Yavuz Sultan Selim'in eşidir. Dizide anılan adıyla Valide Sultan, Kırım Hanlığı'nın valisinin kızıyken Yavuz Sultan Selim'e "hediye" edilmiştir. Yavuz Sultan Selim öldükten sonra ise Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi olduğundan dolayı valide yani anne unvanını kullanmaya başlamıştır. Valide Sultan haremin sahibidir ve padişahın önünde eğilmeme hakkına sahip tek insandır. Nigar Kalfa ile Pargalı İbrahim'in yasak aşklarını öğrenince rahatsızlanarak felç geçirmiş ve 1534 yılında ölmüştür. 58. bölümde gençliğini Evrim Alasya canlandırmıştır.

Hürrem Sultan rolünde Meryem Uzerli.
  • Pargalı İbrahim (Okan Yalabık) — Dizinin kilit karakterlerinden biri olan Pargalı İbrahim, Parga şehrinden Manisa'ya getirilerek devşirilmiştir. Henüz Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzade olduğu dönemde onunla arkadaşlık kurmuş ve Kanuni'nin maiyetine girerek can yoldaşı olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman padişah olduktan sonra ise onunla birlikte İstanbul'a gelerek hasodabaşısı olan Pargalı, Mahidevran Sultan'a olan bağlılığı ile dikkat çeker. 1523 yılında Sultan Süleyman sadrazam Piri Mehmed Paşa'yı emekli edince vezir-i azamlığa gelmiştir. Hatice Sultan'la gizli bir aşk yaşamışlar ve evlenmişlerdir. Kibri, kendisini padişaha denk hatta padişahtan daha üstün görmesi ve Hürrem Sultan'ın entrikaları sonucu vezir-i azam iken Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle boğularak öldürülmüştür. 58. bölümde gençliğini Gökhan Altınışık canlandırmıştır.
  • Rüstem Paşa (Ozan Güven) — Hırvatistan'dan devşirilen, saraya seyis olarak gelen ve Hürrem Sultan'a olan bağlılığı sayesinde yükselen devlet adamı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde vezir-i azamlığa getirilmiş ve Mihrimah Sultan ile evlenerek Kanuni'nin damadı olmuştur.
  • Şehzade Mustafa (Berkan Demirbağ/Mehmet Günsür) — Mahidevran Sultan'ın oğlu. Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk şehzadesi ve gözbebeği şehzade. Halkın ve askerin gözünde tahtın naibi. Kanuni'den sonra tahta geçeceği düşünülen veliaht şehzade. Görev yeri olarak taht sancağı Manisa'ya atanmış, Hürrem Sultan'ın oyunları yüzünden sancak yeri değiştirildikten ve uzun bir entrika sürecinden sonra babasının emriyle canı alınmıştır.
  • Mahidevran Sultan (Nur Fettahoğlu) — Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadelik günlerinden beri gözdesi olan haseki sultan. Kanuni tahta çıkmadan önce doğan Şehzade Mustafa'nın validesidir. Arnavut kökenli bir aileden gelen ve asıl adı Rosne Pranvere olan sultanın Hürrem Sultan ile olan çekişmesi karakterin dizideki en önemli özelliğidir. Hürrem Sultan'la giriştiği iktidar kavgasında Valide Sultan, Hatice Sultan ve Pargalı İbrahim'in desteğini almıştır. Valide Sultan'ın felç geçirmesi ile birlikte haremi yönetme görevini almıştır fakat Hürrem Sultan'ın gayretleriyle bu görevden azledilerek bir şehzade annesi olarak görev gereği Manisa Sarayı'na, oğlu Şehzade Mustafa'nın yanına gitmiştir. Oğlunun katlinden sonra uzun bir süre Bursa'da yokluk içinde yaşamaya mahkum edilmiştir. 55. bölümde ve 70. bölümde gençliğini Aslı Göksu canlandırmıştır.
  • Hatice Sultan (Selma Ergeç) — Valide Sultan'ın ve Yavuz Sultan Selim'in kızı, Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşidir. Ailesinin isteği ile İskender Paşa ile evlenmiş, ancak kısa bir süre sonra eşi ölünce genç yaşta dul kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkmasıyla birlikte hasodabaşı olan Pargalı İbrahim ile gizli bir aşk yaşamış, ilerleyen bölümlerde ise evlenmişlerdir. 58. bölümde çocukluğunu Ece Yüksel canlandırmıştır.
  • Mihrimah Sultan (Melis Mutluç/Pelin Karahan) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın kızı, vezir-i azam Rüstem Paşa'nın eşi ve II. Selim'in kız kardeşi.

Diğer karakterler [değiştir]

Karakterler alfabetik sıraya göre listelenmişlerdir.
  • Afife Hatun (Sabina Toziya) — Kanuni Sultan Süleyman'ın süt annesi ve İstanbul müderrislerinden Yahya Efendi'nin annesi. Yavuz Sultan Selim'in eşi Ayşe Hafsa Sultan yani valide sultanın sütü kesilince bebeği Süleyman'ı emzirmiştir. Bundan dolayı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşidir. Gülfem Hatun'un haznedarlıktan çekilmesi üzerine tecrübesi ile bilinen Afife Hatun haznedarlığa getirilmiştir.
  • Alvise Gritti (Tansel Öngel/Erman Saban) — Venedik doçu Andrea Gritti'nin gayri meşru oğludur. İstanbul'da doğmuş ve büyümüştür. Osmanlı İmparatorluğu'nun en zengin ticaret erbaplarından birisidir. İkinci sezona dek Tansel Öngel, ikinci sezon ile birlikte ise Erman Saban tarafından canlandırılmıştır.
  • Ahmed Paşa (Murat Tüzün) — Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden birisi. Pargalı İbrahim ile olan çekişmesi işlenmiştir.
  • Ahmet Çelebi (Tansu Biçer) — Nakkaşhane'nin yöneticisi.
  • Armin (Müjde Uzman) — Joshua Efendi'nin kızı. Malkoçoğlu Bali Bey ile aşk yaşamıştır. Veba hastalığından dolayı ölmüştür.
  • Ayas Paşa (Fehmi Karaarslan) — Kanuni Sultan Süleyman dönemi kubbe veziri ve Pargalı İbrahim sonrasında vezir-i azam olmuş olan devlet adamı. Veba'dan dolayı 1539 yılında vefat etmiştir.
  • Aybige (Ezgi Eyüboğlu) — Kırım Hanlığı'nın 9. hanı Sahip Giray Han'ın kızı ve Ayşe Hafsa Sultan'ın yeğeni. 44. bölümde diziye katılmıştır. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Ayşe Hatun (Merve Oflaz) — Kanuni Sultan Süleyman'ın gözdelerinden. Hürrem Sultan'a olan nefreti karakterin belirleyici özelliğidir.
  • Barbaros Hayreddin Paşa (Tolga Tekin) — Osmanlı İmparatorluğu'nun ünlü denizcilerinden, kaptan-ı derya olarak imparatorluğun ilk kaptan paşası ve büyük amirali.
  • Behram Paşa (Adnan Koç) — Kanuni Sultan Süleyman'ın kubbe vezirlerinden biri.
  • Beyhan Sultan (Pınar Çağlar Gençtürk) — Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve Ferhat Paşa'nın eşi.
  • Daye Hatun (Sema Keçik) — Ayşe Hafsa Sultan'ın nedimesi. Ayşe Hafsa Sultan haremin sahibi olduğundan dolayı harem hiyerarşisinin en üst noktasında bulunur. Daha sonraları Valide'ye gizliden gizliye ihanet edip Hürrem'i desteklemeye başlamıştır.
  • Divane Hüsrev Paşa (Luran Ahmeti) — Sultan Süleyman devri vezirlerindendir. Divan’da sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile yaptığı kavga sonucu görevden alınmış; durumu protesto için açlık grevi yaparak hayatını kaybetmişti.
  • Eleni (Zühre Koç) — Meyhanede çalışan ve Malkoçoğlu Bali Bey ile ilişkisi bulunan rakkase.
  • Esmehan Sultan (Ecem Çalık) — Şah Sultan ve Lütfi Paşa'nın kızı. Şehzade Mehmed'in kızı olan Hümaşah Sultan'ın annesi.
  • Fatma Hatun (Gonca Sarıyıldız) — Mahidevran Sultan'ın Gülşah Hatun'dan sonraki nedimesi ve Şehzade Mustafa'nın cariyesi. Şehzade Mustafa'nın en büyük oğlu olan Şehzade Süleyman'ın annesidir.
  • Ferhat Paşa (Gökhan Çelebi/Kıvanç Kılınç) — Beyhan Sultan'ın eşi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri. Osmanlı Hanedanı'ndan bir kadın ile evlendiğinden dolayı Damat Ferhat Paşa olarak da adlandırılır.
  • Fidan Hatun (Gamze Dar) — Mahidevran Sultan'ın hizmetkârı ve Manisa Sarayı'nın başhaznedarıdır.
  • Firuze (Cansu Dere) — Barbaros Hayreddin Paşa tarafından esir alınarak İstanbul'a getirilen Safevî köle. Mihrimah Sultan'ın nedimesi ve gözde cariye. Aslen Safevî Hanedanı'na mensuptur. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Ebussuud Efendi (Tuncel Kurtiz) — 1545 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde şeyhülislam olan İslam bilgini. Şeyhülislam olmadan önce Bursa ve İstanbul kadılığı yapmıştır. İstanbul kadısıyken yeniden kaleme aldığı kanunlarla ve Kur'an-ı Kerim tefsiriyle tanınır.
  • Gülfem Hatun (Selen Öztürk) — Hatice Sultan'ın nedimesi. Kanuni Sultan Süleyman'dan hamile kalmış fakat bebek ölü doğmuştur.
  • Gülşah Hatun (Nihan Büyükağaç) — Mahidevran Sultan'ın nedimesi. Hürrem Sultan'a duyduğu nefret ve Mahidevran Sultan'a olan sadakatiyle dikkat çeker. Fakat Mahidevran Sultan tarafından hizmetinden kovulduktan sonra Hürrem Sultan'ın hizmetine girmiştir. Hürrem Sultan'ın entrikaları sonucunda Nigar Kalfa tarafından 69. bölümde öldürülmüştür.
  • Gül Ağa (Engin Günaydın) — Haremde cariyelere saray terbiyesi vermekle görevli olan kişi. Pargalı İbrahim tarafından saraydan atılmıştır.
  • Hadım Süleyman Paşa (İbrahim Raci Öksüz) — İki kez Mısır Valiliği yapmış ve Hindistan'a sefere çıkan ilk Osmanlı Donanması'na komuta etmiştir.1539 yılında kubbe veziri olup 1541 yılında vezir-i azam olmuştur.1544 yılında Deli Hüsrev Paşa ile Mısır Beylerbeyi olduğu sıradaki uygulamaları hususunda suçlamalarda bulununca aralarında tartışma çıkıp hançerler çekildi,bunun üzerine Sultan Süleyman iki paşayıda azletti.
  • Helena (Cemre Ebuzziya) — Şehzade Mustafa'nın gözde cariyesi. Manisa'da bir çiftlikte yaşayıp Şehzade Mustafa'yla karşılaşıp birbirlerine aşık olmuşlardır.
  • Huri Cihan Hanımsultan (Mina Tuana Güneş) — Pargalı İbrahim Paşa ve Hatice Sultan'ın kızı. 50. bölümde diziye katılmıştır.
  • Isabella Fortuna (Melike İpek Yalova) — IV. Frederick'in nişanlısı olan Kastilya prensesi. 27. bölümde diziye katılmıştır. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • İskender Çelebi (Hasan Küçükçetin) — Kanuni Sultan Süleyman tarafından defterdar yapılan zenginliği ve entellektüelliğiyle ünlü devlet adamı. Pargalı İbrahim muhalifi olan İskender Çelebi onu paşalıktan azletmek için Hürrem Sultan ile ittifak içerisindedir. Ayrıca kendisi Efendi Hazretleri'dir. İbrahim Paşa'yla girdiği iktidar mücadelesini kaybederek Bağdat'da idam edilmiştir.
  • Jean de La Forêt (Barış Aksavaş) — 1534 ile 1537 yılları arasında Fransa'nın Osmanlı elçisi. Diziye 73. bölümde katılmıştır.
  • Kiraz Ağa (Ünal Yeter) — Afife Hatun'un nedimesi.
  • Lajos (Kadir Çermik) — Macaristan ve Bohemya Kralı. Kanuni Sultan Süleyman'ın önemli rakip ve düşmanlarındandır.
  • Leo (Seçkin Özdemir) — Alexandra'nın Rutenya'da yaşadığı dönemki sevgilisi. Ressamdır. Hürrem Sultan'a olan ümitsiz aşkı İbrahim Paşa tarafından fark edilince şantaj sonucu intihar etmiştir. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Lütfi Paşa (Mehmet Özgür) — Şam valiliği, Anadolu beylerbeyliği, Rumeli beylerbeyliği ve kubbe vezirliği görevlerinden sonra 1539 ile 1541 yıllarında vezir-i azamlık yapmış olan devlet adamı. Şah Sultan'ın eşi olmasından dolayı damat unvanına da sahiptir.
  • Malkoçoğlu Bali Bey (Burak Özçivit) — Padişaha bağlı olarak görev yapan ve kendi askerî birliği bulunan kişi. 26. bölümde diziye katılmıştır. Sonradan hasodabaşı olmuştur.
  • Maria (Gülnihal) (Burcu Tuna) — Alexandra henüz Hürrem adını almadan önce onunla arkadaşlık kurmuştur. Haremde Alexandra'nın en yakın arkadaşı olmuş, o sultan olunca da nedimesi olmuştur.
  • Matrakçı Nasuh (Fatih Al) — Devrin ünlü minyatürcü, tarihçi ve matematikçisi. Pargalı İbrahim ile olan arkadaşlık bağı dikkat çeker.
  • Mehmet Çelebi (Ozan Dağgez) — Şehzade Mustafa'yı eğiten müderris. Piri Mehmet Paşa'nın oğludur. Ayrıca Hatice Sultan'ın nişanlısıdır.
  • Mimar Sinan (Gürkan Uygun) — Dönemin en önemli baş mimarı.
  • Mustafa Paşa (Murat Şahan) — Kanuni Sultan Süleyman'ın kubbe vezirlerinden biri.
  • Nigar Kalfa (Filiz Ahmet) — Haremin başkalfası. Harem hiyerarşisinde Daye Hatun ve Sümbül Ağa'dan sonra en yetkili üçüncü kişidir. Haremde cariyelerin nizamını sağlamakla yükümlü bir kalfayken dizi kurgusu gereği İbrahim Paşa'yla yaşadığı yasak aşk onu birden sarayın merkezine taşımıştır. Hürrem Sultan'ın eski dostu, Hatice Sultan'ın en büyük düşmanıdır. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Nilüfer Hatun (Hayal Köseoğlu) — Hürrem Sultan'ın Gülnihal'den sonraki nedimesi. Bir entrika sonucu öldürülmüştür.
  • Nora (Efsun) (Melisa Sözen) — Hürrem Sultan'ın nedimesi ve Şehzade Mustafa'nın gözdelerinden biri. 47. bölümde diziye katılmıştır. 57.bölümde çocuğunu düşürerek ölmüştür.
  • Piri Mehmet Paşa (Arif Erkin Güzelbeyoğlu) — Yavuz Sultan Selim ve sonrasında da Kanuni Sultan Süleyman döneminde görev yapmış vezir-i azam.
  • Rakel Hatun (Güner Özkul) — Valide Sultan ve Mahidevran Sultan gibi saraydaki nüfuzlu kadınlara borç veren Yahudi sarraf.
  • Saliha (Hande Subaşı) — Malkoçoğlu Bali Bey'in Armin'den önceki sevgilisi.
  • Salim Efendi (Diler Öztürk) — Efendi Hazretleri'nin dergahında görev ifa eden ve onun emrinde bulunan Pargalı İbrahim karşıtı derviş.
  • Sultanzade Osman (Efe Mehmet Güneş) — Pargalı İbrahim Paşa ve Hatice Sultan'ın oğlu. 50. bölümde diziye katılmıştır.
  • Sümbül Ağa (Selim Bayraktar) — Haremin başağası. Harem hiyerarşisinde Daye Hatun'dan sonra en yetkili kişidir. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Şah Sultan (Deniz Çakır) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hatice Sultan'ın kız kardeşi. Lütfi Paşa'nın eşi.
  • Şarlken (Ünal Silver) — 20. Kutsal Roma imparatoru. 39. bölümde diziye katılmıştır.
  • Şah Tahmasp (Gökhan Alkan) — 2. Safevî Devleti şahı. 1524 yılında çıktığı tahtta 52.5 sene kalmış ve 1576 yılında ölmüştür. Kanuni ile üç kez karşı karşıya gelmiş fakat savaş meydanında karşısına çıkmamıştır.
  • Şeker Ağa (Yüksel Ünal) — Saray aşçısı. Dizideki kurgusal karakterlerden birisidir.
  • Şehzade Cihangir (Aybars Kartal Özson) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın üçüncü oğlu, dördüncü şehzade.
  • Şehzade Mehmed (Arda Aranat/Gürbey İleri) — Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın ilk oğlu ve Şehzade Mustafa'nın erkek kardeşi. Şehzade Mustafa'ya rakip olduğu düşünülünen ve Sultan Süleyman'nın gözbebeği olan şehzade.
  • Taşlıcalı Yahya (Serkan Altunorak) — Yaşadığı dönemin Fuzûlî'den sonra en ünlü mesnevi şairi ve dukakinzade. Şehzade Mustafa'nın sağ kolu ve can yoldaşı. Şehzade Mustafa'nın ölümü nedeniyle yazdığı Şehzade Mersiyesi ile ünlüdür.
  • VII. Clement (Alp Öyken) — Devrin Katolik aleminin ruhani lideri. Avrupa devletlerinin krallarının danıştığı ve akıl aldığı kişi.
  • Victoria (Sadıka) (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes. Kocası Kanuni Sultan Süleyman tarafından öldürülmüş, bunun üzerine kocasının intikamını alacağına dair ant içmiştir.
  • Zenbilli Ali Efendi (Oktay Dener) — Dönemin şeyhülislamı, en üst kademe din alimi.

Konuk karakterler [değiştir]

Karakterler alfabetik sıraya göre listelenmişlerdir.
  • Behram Çavuş (Yalçın Bulut) — Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkışından sonra Macaristan'a gönderdiği elçi. Dizinin 3. bölümünde yer almıştır.
  • Bekir Ağa (Altan Gördüm) — Manisa'da Şehzade Mustafa döneminde rüşvet, iltimas suçlamaları ile yargılanarak idam edilmiş olan Osmanlı yönetici. Dizinin 64. bölümünde yer almıştır.
  • Cafer Ağa (İlker Aksum) — 1516 ve 1520 yılları arasında görev yapan Kaptan-ı Derya, Osmanlı Donanması'nın en üst rütbeli komutanı. Dizinin ilk bölümünde yer almıştır.
  • Deli Sabit (Demir Demirkan) — Mohaç Muharebesi'nde yer alan Deliler adlı askerî birliğin başı. Dizinin 26. bölümünde yer almıştır.
  • Hanımağa (Yıldız Kültür) — Parga'dan köle olarak Manisa'ya getirilen Teo'yu satın alarak ona İbrahim adını veren çiftlik sahibesi. İbrahim'in kişisel gelişiminde büyük etkileri olmuş, onu oğlu gibi saymıştır. Dizinin 82. bölümünde yer almıştır.
  • Hasan Can (Ali Uyandıran) — Akkoyunlu sarayının mescid işlerine bakan müezzini Hafız Mehmed oğludur. Yavuz Sultan Selim'im sırdaşı ve yakın arkadaşıdır. Dizinin ilk bölümünde yer almıştır.
  • Hüsrev Bey (Alper Kul) — Bosna'da uzun süre görev yapan sancak beyi. Dizinin 5. bölümünde yer almıştır.
  • Molla Kabız (Polat Bilgin) — İran'dan İstanbul'a gelen ve İsa'nın Muhammed'den üstün olduğunu savunan bir molla. Dizinin 34. bölümünde yer almıştır.
  • Monica Gritti (Bergüzar Korel) — Venedik doçu Andreas Gritti'nin kızı ve Alvise Gritti'nin kız kardeşi. Dizinin 24. bölümünde yer almıştır.
  • Muskacı Hatun (Binnur Kaya) — Muska yazan ve büyücülük yapan kişi. Dizinin 9. bölümünde yer almıştır.
  • Remmal Elmas (Hümeyra) — Kum falı bakan ünlü bir müneccim. Dizinin 46. bölümünde yer almıştır.
  • Şehirli (Metin Coşkun) — İstanbul'da yaşayan birisi. Karısını zina yaptığı suçlamasıyla Kadı Ebussuud Efendi'ye şikayet etmiştir. Dizinin 71. bölümünde yer almıştır.
  • Şirin Hatun (Büşra Pekin) — Haremdeki cariyelere kumaşlar getiren bohçacı kadın. Dizinin 60. bölümünde yer almıştır.
  • Yahya (Aşkın Şenol) — Osmanlı tebaasından bir köylü. Dizinin 21. bölümünde yer almıştır.
  • Yahya Efendi (Hamdi Alkan) — Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşi. Şehzade Mustafa'nın idamı sonrası Sultan Süleyman'a darılıp bir daha onunla konuşmamıştır. Dizinin 78. bölümünde yer almıştır.
  • Zümrüt Ağa (Burak Sarımola) — Daha çok Mihrimah Sultan'a hizmet eden bir saray hizmetlisi. Dizinin 72. bölümünde yer almıştır.

Gözetleme Kulesi (2012) 96 min - Drama

Gözetleme Kulesi (2012) 96 min  -  Drama  

Gözetleme kulesi (2012) Poster
A man and a woman seeking refuge from the world: Nihat at a remote forest fire tower, Seher in her room at a rural bus station. When their lives collide, each now has to fight their battle of conscience before the other.

Director: Pelin Esmer
Writer: Pelin Esmer

Cast
Credited cast:
Olgun Simsek ... Nihat
Nilay Erdonmez ... Seher
Laçin Ceylan ... The mother
Menderes Samancilar ... The boss
Riza Akin ... The father
Kadir Cermik ... Bus Driver
http://www.imdb.com/title/tt2191332/?ref_=nv_sr_1

Özet & detaylar

Nihat ıssız bir ormanın tepesinde bir yangın gözetleme kulesine bekçi olarak sığınmıştır. Seher ise Tosya'da otoyol kenarında küçük bir otogara kendisini zor atmıştır. Başkalarından kaçarken birbirlerine denk gelen bu iki insan suçluluk duygularına karşı, kendi kendilerine verdikleri savaşı birlikte sürdürmek zorunda kalırlar.
Pelin Esmer'in kaleminden ve yine kendi yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılan filmin baş rollerini Olgun Şimşek ve Nilay Erdönmez paylaşıyor. Kastamonu'nun Tosya ilçesinde çekilen filmin ortak yapımcıları arasında Arizona Films ve Bredok Filmproduction da yer alıyor. Film iki belgeselden sonra 11'e 10 kala'ya imza atan Esmer'in ikinci uzun metrajlı işi.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-201797/

Beyazperde eleştirisi Gözetleme Kulesi

4,0
Ne kadar yukarıdan bakarsan bak, insanları göremezsin!
Murat Tolga Şen

İzleyen herkesin çok sevdiğinden emin olduğum bir film var; Selvi Boylum Al Yazmalım (Selvi Boylum Al Yazmalım)... Hatırlayın; Asya (Türkan Şoray) çocuğunu da alıp İlyas'dan (Kadir İnanır) kaçtığında çaresiz kalır ve Cemşit'le (Ahmet Mekin) karşılaşır. Cemşit, Asya için tanrının eli gibidir. Kapısını ve kalbini hiç sorgusuz Asya'ya ve oğluna açar. Bu sevgi Asya'nın en çok ihtiyaç duyduğu şeydir ancak finalde dahi cevaplanamayan (bir cevap vardır ancak seyirci inanmaz) sorunun sorulmasına yol açar; sevgi nedir?

Görünen o ki, hikaye sinemasına yavaş yavaş elveda diyoruz. Selvi Boylum Al Yazmalım'ın öyküsünün bir kısmını oluşturan bu pasajı alıp kocaman bir filme yaymayı deneyin. Bana göre Pelin Esmer, Gözetleme Kulesi'nde öyle yapmış. Filmin kahramanı Nihat (Olgun Şimşek) tıpkı Cemşit gibi kendi travmasından uzaklaşabilmek için insanlardan kaçabileceği bir iş bulmuş ve orman yangınlarını denetleyen bir gözetleme kulesinde bekçilik yapmaya başlamış. Hikayenin diğer odağı olan Seher (Nilay Erdönmez) ise okumak için gittiği sırada dayısının tecavüzüne uğrayan ve hem olduğu ortamdan kaçabilmek hem de hamileliğini saklayabilmek için uzun yol otobüslerinde hosteslik yapan genç bir kadın. Hamilelik ilerliyor ve kaçınılmaz son; doğum... Film asıl anlatmak istediğine bu andan itibaren kavuşuyor. İstenmeyen ve ölüme terkedilen bir bebek ve hem bebeğe hem de Seher'e sahip çıkan, onları kendi kayıplarıyla özdeşleştiren Nihat... Tıpkı Cemşit gibi o da Seher için tanrının eli.

Bu kısa öykülemeden 100 dakikalık bir film çıkarabilmek kolay değil. Pelin Esmer biçime yaslanan bir yönetmen, neyse ki anlatımı yavaşlatırken seyircinin sinemada kocaman bir perdeye baktığının farkında olanlardan... Gözetleme Kulesi görsel yanı çok güçlü bir film, sanat yönetimi ve görüntü işçiliği çok başarılı. Buna Olgun Şimşek'in yeterli, Nilay Dönmez'in muhteşem oyunculuğu eklenince yavaşlığına rağmen ilgiyle izlenen ve bittiğinde bile zihni meşgul eden bir film çıkıyor ortaya...

Pelin Esmer'in asıl amacının aramızda dolaşan, otobüse binen, çorba içen, biletinizi kontrol eden insanların ‘sıradan' yaşamlarına ne çok trajedi sığdırabildiği ve bununla yaşamanın nasıl bir maske takmak olduğunu seyirciye gösterebilmek olduğunu düşünüyorum. Arızalı bir toplum yapımız var, cinselliği lanetlerken, günah sayarken, ensesti yoğun bir şekilde yaşamaktan da geri kalmıyoruz. Bunları yapanlar da sıradan insanlar, senle, benle durakta bekleyenler... Bu hiç belli etmediğimiz toplu bir delirme hali...

19. Adana Altın Koza ödülleri için yarışan film, bana kalırsa festivalin en iyisiydi ancak büyük ödülü Babamın Sesi'ne kaptırdı. Bu hata Gözetleme Kulesi gösterime girdiğinde en azından seyirci nezdinde düzeltilecektir diye düşünüyorum. Karakterlerinin trajedisini bu kadar çarpıcı şekilde verebilen, bir yandan da duygusal tuzaklara düşmeyen iyi filmlere her zaman rastlamıyoruz.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-201797/elestiriler-beyazperde/

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Düşleriyle Büyüyen Adam: Ahmet Uluçay __ 2009’DA KAYBETTİĞİMİZ TÜRK SİNEMASININ BAŞARILI YÖNETMENLERİNDEN AHMET ULUÇAY’IN SİNEMA SEVGİSİ ‘TEPECİK HAYAL OKULU’ ADLI BELGESELE KONU OLDU.

2009’DA KAYBETTİĞİMİZ TÜRK SİNEMASININ BAŞARILI YÖNETMENLERİNDEN AHMET ULUÇAY’IN SİNEMA SEVGİSİ ‘TEPECİK HAYAL OKULU’ ADLI BELGESELE KONU OLDU.

Karpuz kabuğundan gemiler yapan bir Ahmet Uluçay vardı


KÜLTÜR SANAT12 Haziran 2014, PerşembeAhmet Uluçay’ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminin yapım sürecini belgeleyen “Tepecik Hayat Okulu” belgeseli, Documentartist 7. İstanbul Belgesel Günler kapsamında bugün saat 18.00’de Fransız Kültür Merkezi’nde gösterilecek.
2009’da kaybettiğimiz Ahmet Uluçay ile belgeselin yönetmeni Güliz Sağlam’ın yılları 90’lı yılların sonunda kesişiyor. O zamanlarda Mardin’den Tarlabaşı’na zorunlu göçle gelen ve midyecilik yapan bir aile hakkında, Evden Uzakta adlı belgeseli üzerine çalışan Güliz Sağlam, kısa filmlerini gördüğü Uluçay’ın imkânsızlık nedeniyle filmlerini çekememe derdine ortak oluyor. Sağlam, bir belgesel yapıp Ahmet Uluçay’ın yapımcı bulmasını kolaylaştırmak istiyor. Uzun süre raflarda bekleyen bu görüntüler 10 yıl sonra Tepecik Hayal Okulu’yla can buluyor. Sağlam, “Onun sinema tutkusu beni çok etkilemişti. O sıralarda Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ın hazırlıkları vardı. Ahmet’in bunun dışında birçok senaryosu daha vardı. O dönemlerde küçük bir ekipmanla başka bir belgesel çektiğimiz Frank Massholder’la birlikte Ahmet’in hayatı üzerine belgesel yapmak, onu tanıtmak istedik. Yapımcı bulmasını umuyorduk. Asıl amacımız Ahmet Uluçay’ın dünyaca tanınması ve uzun metraj filmlerini gerçekleştirebilmesini sağlamaktı.” diyor. Tepecik Hayat Okulu belgeseli, yola çıkış amacını başaramasa da Ahmet Uluçay’a dair önemli bir arşiv niteliği taşıyor. Çünkü Güliz Sağlam, Uluçay beyin ameliyatı geçirdiği dönemde hastanede bile kendisiyle röportaj yapmış.

http://www.zaman.com.tr/kultur_karpuz-kabugundan-gemiler-yapan-bir-ahmet-ulucay-vardi_2223789.html

Tepecik Hayal Okulu 

Sinema Filmi
2014
Yaşadığı her anı görsellikle tasvir etme tutkusu, sinemayla büyülenmiş birine tüm yapım zorluklarıyla, engellerle mücadele etme gücü verebilir mi? Birbirinden özgün ve yaratıcı kısa filmleri ve tek uzun metraj filmi Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’la tanınan Ahmet Uluçay, bundan on iki yıl önce beynindeki tümörle tanıştı ve ilk ameliyatını oldu. Bu film, Uluçay’ın düş ile gerçek arasında gidip gelen yaşamına paralel biçimde hastane koridorlarının yarı karanlığından köye, çocukluğa, düşlere, bir sinema tutkununun dünyasına taşıyor bizi. 

Künye

Yönetmen Güliz Sağlam 
Senaryo Güliz Sağlam 
Yapımcı İlker Berke 
Görüntü Yönetmeni İlker Berke , Frank Massholder 
Süre 56 dk - http://www.sinematurk.com/film/53823-tepecik-hayal-okulu/


Düşleriyle Büyüyen Adam: Ahmet Uluçay


Bir sinema delisi, iflah olmaz bir hayalperest, bir Anadolu köylüsü, bir maceraperest...  adını ne koyarsanız koyun Ahmet Uluçay kısacık hayatına bütün bu sıfatları yerleştirecek kadar çok yönlü bir insandı. Uluçay'ın 1954 yılında başlayan hayatı geçtiğimiz günlerde tedavi gördüğü hastanede son buldu. Yaşadığı onca yoksulluk ve imkansızlıklara rağmen çektiği filmlerle sıcacık bir dünyanın kapılarını bizlere açan Ahmet Uluçay, sessiz sedasız bir şekilde sinemaya ve bizlere veda etti.
  
Uzun metraj olarak çektigi “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”la akıllara kazınan Ahmet Uluçay, öyle bir heyecan ve şaşkınlıkla karşılanmıştı ki 2001'de... Köyündeki tarımsal kooperatifte tarım işçisi olarak çalışan bu Kütahya köylüsünü herkes gerek takdir gerekse şaşkınlıkla izliyordu. Ve Ahmet Uluçay hayatını anlatmaya baslayınca işler daha da düşsel ve romantik hale gelmişti. Gelin biraz kulak verelim bu hikayeye;

1960 yılında köylerine gelen seyyar sinemadan aşırı derecede etkilenen içedönük garip bir çocuktu Uluçay. Her gece yatağına yattığında rüyalarına sinema filmleri ve kahramanları giriyordu. 12 yaşında ilk filmini çekmeye karar vermişti bile. Çöplüklerden topladığı makaraları ve filmleri birleştirerek film çektiğini hayal ediyordu. Bu işe o kadar kafayı takmıştı ki, birkaç arkadaşını daha ikna ederek birleştirdiği filmlerden oluşan garip eserleri ahırlarda köylülere göstermeye başlamıştı. Ailesinin tüm tepkisine ve vazgeçirme planlarına rağmen asla yılmadı. Öyleki bir yandan inşaat işçiliği, bir yandan kamyon muavinliği yaparken vakti kaldığında ise kendince film çekme deneylerine devam ediyordu. Almanya'dan gelen bir işçinin bozuk ve kullanılamaz durumdaki kamerasıyla çalışmalarına köyünde devam eden Uluçay bir süre sonra kendi köylülerini bile pes ettirerek kendisine destek vermelerini sağladı. Fakir insanların yaşadığı küçücük köyünde, Tepecik Köyü Arkadaş Sinema Grubunu oluşturan Uluçay'ı bir süre sonra herkes tanıyacaktı. Öyle imkansızlıklar içinde çalışıyordu ki kullandığı kamerasının aküsü olmadığı için sadece elektrik olan yerlerde çekim yapabiliyordu. 

Bir süre sonra arkadaşı Şerif Akarsu ile “Optik Düşler” isimli filmle Anadolu Üniversitesi sinema bölümünün dikkatini çekti. Üniversitenin  dekanı Dursun Gökdağ filmi izleyince şok geçirdi. Bütün imkansızlıklar içinde pırıl pırıl bir cevher yatıyordu. “Optik Düşler” ve “Koltuk Değneklerinden Kanatlar Yapmak” adlı filmleriyle çeşitli festivallerden ödüllerle döndü. Ardı ardına kısa filmler ve belgeseller çekmeye başlayan Ahmet Uluçay katıldığı irili ufaklı festivallerden ödüllerle dönmeyi başardı. Önceleri kendisine deli gözüyle bakan köylüleri ve akrabaları artık onunla gurur duyuyordu. Ama en büyük bombayı “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” adlı filmiyle yapan Ahmet Uluçay artık sinema yazarları dahil herkesin gündemindeydi. Yurtdışındaki festivaller de dahil heryeri silip süpüren bu sevimli kasaba hikayesini kısa sürede herkes sevmişti. Ama beklenmedik hazin bir olay herkesi sarstı. Uluçay'ın bunca yıl uğraşıp didinerek aldığı yol, uğursuz bir beyin tümörüne yenilmek üzereydi. Ahmet Uluçay hastaydı. Ama hasta yatağında dahi film çekme hayalleri kuran iflah olmaz bir adamdı işte. Ne yazık ki bedeni buna daha fazla izin vermeyerek bu ilginç ve yetenekli insanı aramızdan aldı. Geride küçücük bir hayata sığmış büyük eserleri ve düşleri kaldı.

Ahmet Uluçay ve onun gibi insanlar bize paranın amaç olduğu bu dünyada düş kurmanın ne denli güzel olduğunu kanıtlayan büyük insanlardı. Hayatı boyunca rüyaları peşinde koşan bu adamı sinemaya gönül vermiş kimse unutmayacak. Şimdilerde büyük bütçeli işlerle sözümona film çektigini sananlar da belki onun ardından bir kez daha durup düşünür. Tatlı rüyalar Ahmet abimiz, rahat uyu...
http://www.resetmagazine.net/resetsayi48/sinema/Dusleriyle-Buyuyen-Adam-Ahmet-Ulucay.html



Ahmet ULUÇAY




Doğum Tarihi - 1954, Kütahya
Ölüm Tarihi - 30 Kasım 2009, İstanbul

1960 yılında, ilkokuldayken köye gelen bir seyyar sinemacı sayesinde sinemayı tanıdı. Her gece yatağa girişinde giderek büyüyen sinema tutkusunu yaşama geçirdi. 12 yaşında İsmail MUTLU isimli bir arkadaşıyla sinema makinesi yapmak için işe koyuldu. Üç yıllık uğraştan sonra bir ahırda köylülere film göstermeye başladılar. Sinema çöplüklerinden film toplayıp, kareleri birbirine ekler, bir kaç saniyelik görüntüler elde ederek; köyün bir ahırında dağları, deniz ve ormanı seyrederlerdi.

Ailesi "Sinema ve resim gibi işler zengin çocukların işidir" diyerek bu tutkusunun önüne geçmek istemiş. Kamyon muavinliği ve inşaat işçiliği yapan Ahmet Uluçay'ı vazgeçirmek mümkün olmamış. Sinema makinesi yaparak bu işin yürümeyeceğini anlamışlar. Almanya'da çalışan bir gurbetçi bir gün onlara bir kamera göstermiş. Çok kötü bir kameraymış ancak yine de bin bir güçlükle kamerayı almışlar. Yanında köyde tavukçulukla uğraşan arkadaşı İsmail Mutlu ve bir maden işletmesinde işçi olarak çalışan Şerif Akarsu ile "Tepecik Köyü Arkadaş Sinema Grubunu" oluşturdu. VHS kamera ile işe koyuldular. Kameranın aküsü olmadığı için sadece elektrik olan yerlerde çalışıyorlardı. 1992 yılında ilk filmlerini çektiler. Filmi İsmail kurgulamıştı. Optik Düşler isimli filmdeki mezarlık sahnesini köy odasına kurdukları dekorla gerçekleştirdiler.

Filmi birileri izlemeliydi. Arkadaşı İsmail ile birlikte Anadolu Üniversitesine bağlı sinema bölümüne götüren Uluçay, ilk gösterisini şöyle anlattı. "Bizi dekana çıkardılar. Dekan Prof. Dr. Dursun Gökdağ bizi görünce ve dinleyince şaşırdı. Herhalde köy düğünü çekip getirdiğimizi düşündü. Ama yine de salonu hazırlattı. Filmi seyrettikten sonra şaşkınlığını gizleyemedi. Filmi İsmail kurguluyordu. Eğer sinemaya devam etseydi bu gün en iyi görüntü yönetmenlerinden biri olurdu." Her iki filmde 1994 yılında ilk defa seyirci ile buluştuğu festivallerden ödülle döndü. Halen aynı köyde tarımsal kooperatifte işçi olarak çalışmakta ve sinema yapmaktadır. İlk kez 1994 yılında 6. Ankara Uluslararası Film Festivaline katılarak Optik Düşler ve Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak isimli filmleriyle tanındı. Ahmet Uluçay 11 filmiyle 22 ödül kazandı.

Beyin tümörü nedeniyle tedavi görmekte olduğu hastanede 30 Kasım 2009 tarihinde vefat etti. Ancak unutulmadı... Özellikle düşük bütçelerle ve kendi imkanlarıyla, el yapımı malzemelerle film çekilebileceğinin en güzel örneklerini verdi. Arkadaşları ile grup kurarak dayanışma içinde film çekilebileceğinin, özgün senaryolar yazarak hayallerin gerçekleştirebileceğinin ispatı oldu ve bir çok kısa filmciye örnek olarak bir döneme damgasını bastı.

YÖNETMEN FİLMOGRAFİSİ 
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak - 2002
34. Uluslararası Rotterdam Film Festivali. 2005
37. Sinema Yazarları Derneği, Türk Sineması Ödülleri, En İyi Film. 2004
37. Sinema Yazarları Derneği, Türk Sineması Ödülleri, En İyi Yönetmen. 2004
37. Sinema Yazarları Derneği, Türk Sineması Ödülleri, En İyi Senaryo. 2004
45. Uluslararası Selanik Film Festivali, Özel Mansiyon Ödülü. 2004
1. Karadeniz Film Festivali, En İyi Debut Film Ödülü. 2005
1. Karadeniz Film Festivali, En İyi Yönetmen Ödülü. 2005
23. Uluslararası İstanbul Film Festival, En İyi Film Ödülü.
26. Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali, En İyi Film, Altın Antigone Ödülü.
52. Uluslararası San Sebastian Film Festivali, Jüri Özel Ödülü.
16. Ankara Uluslararası Film Festivali, Umut Veren Sanatçı (Boncuk Yılmaz)
16. Ankara Uluslararası Film Festivali, Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu (İsmail Hakkı Taslak)
16. Ankara Uluslararası Film Festivali, Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu (Kadir Kaymaz)
16. Ankara Uluslararası Film Festivali, En İyi Kurgu (Mustafa Presheva)
1. Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali, Kısaca Sinema Bölümü Gösterim. 2010

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER 
Optik Düşler - 1993
6. Ankara Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Video Dalı, Gösterim. 1994
6. Ankara Film Festivali, Üniversite Sinema Kulüpleri Birliği Özel Ödülü. 1994
2. Akbank Kısa Film Festivali, Özel Bölüm. 2005
22. İFSAK Kısa Film, Video ve Belgesel Yarışması, Ahmet ULUÇAY Özel Gösterimi. 2001

Bizim Köyün Orta Yeri Sinema - 1995
7. Ankara Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, En İyi Film Ödülü. 1995
7. Ankara Film Festivali, Kültür Bakanlığı Onur Ödülü. 1995
10. Ankara Film Festivali, Festival Tarihinden Bölümü, Gösterim. 1998
22. İFSAK Kısa Film, Video ve Belgesel Yarışması, Ahmet Uluçay Özel Gösterimi. 2001

Bizim Köyde Bayram Sabahı - 1998

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER 
Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak - 1994
6. Ankara Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Video Dalı, İkinci Film Ödülü. 1994
16. iFSAK Uluslararası Kısa Film Günleri Özel Ödülü, 1995
22. İFSAK Kısa Film, Video ve Belgesel Yarışması, Ahmet ULUÇAY Özel Gösterimi. 2001
2. Akbank Kısa Film Festivali, Özel Bölüm. 2005
3. İTÜ Film Festivali, 4. İTÜ Kısa Film Yarışması, Özel Gösterim. 2012

Minyatür Kozmosta Rüya - 1995
7. Ankara Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Dramatik Video Dalı, Jüri Özel Ödülü. 1995
2. Cine5 Kısa Film Yarışması, Jüri Özel Ödülü. 1999
17. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Animasyon Başarı Ödülü, 1996
1. Karadeniz Film Festivali, Tüm Filmler Özel Ödülü. 1996
22. İFSAK Kısa Film, Video ve Belgesel Yarışması, Ahmet ULUÇAY Özel Gösterimi. 2001
2. Akbank Kısa Film Festivali, Özel Bölüm. 2005
3. İTÜ Film Festivali, 4. İTÜ Kısa Film Yarışması, Özel Gösterim. 2012
33. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Gösterim Seçkisi. 2013

İnci Denizin Dibinde - 1996
2. Antalya Uluslararası Kısa Film Festivali Altın Portakal “Uluslararası Jüri Özel Ödülü”, 1996
İstanbul Uluslararası Kısa Film Günleri, Üçüncülük Ödülü. 2001
18. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 1996
22. İFSAK Kısa Film, Video ve Belgesel Yarışması, Ahmet ULUÇAY Özel Gösterimi. 2001
2. Akbank Kısa Film Festivali, Özel Gösterim. 2005
1. Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali, Kısaca Sinema Bölümü Gösterim. 2010
3. İTÜ Film Festivali, 4. İTÜ Kısa Film Yarışması, Özel Gösterim. 2012
33. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Gösterim Seçkisi. 2013

Epilectic Film - 1998
10. Ankara Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Deneysel Kısa Film Dalı, Birincilik Ödülü. 1998
20. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması. 1998

Uzun Metrajın Resmi - 1999
2. Cine5 Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 1999
1. AFSGD Ankara Kültürlerarası Amatör Film Festivali. 2005
3. İTÜ Film Festivali, 4. İTÜ Kısa Film Yarışması, Özel Gösterim. 2012

Exorcist - 2000
3. Cine5 Kısa Film Yarışması, En İyi Film Ödülü. 2000
AFM Uluslararası Festivali. 2002
9. London Turkish Film Festivalinde gösterildi. 20 Aralık 2001
13. Ankara Uluslararası Film Festivali'nde Seçiciler Kurulu Özel Ödülü. 2001
22. İFSAK Kısa Film, Video ve Belgesel Yarışması, Ahmet ULUÇAY Özel Gösterimi. 2001
2. Akbank Kısa Film Festivali, Özel Bölüm. 2005
3. İTÜ Film Festivali, 4. İTÜ Kısa Film Yarışması, Özel Gösterim. 2012

Kaza - 2007
18. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Kısa ve Canlandırma Film Yarışması, Kurmaca Dalı. 2007

DİĞER FİLMOGRAFİSİ
Anadolu Duvarlarında Antik Çağ - 1993 .... Yapımcı, Senarist
http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/ahmetulucay.html

Popüler Yayınlar - most viewed

özgeçmişim

EBRU E. DÜVENCİ

1980 Tarsus/Mersin.

1998-2002 Mersin Üniversitesi, GSF Resim Bölümü, Yrd. Doç. Cebrail Ötgün Atölyesi’nde Lisans.

2002-2005 Mersin Üniversitesi, SBE Resim Anasanat Dalında, 'Yeni Dışavurumcu Resimde Dramatik Etkiler ve Uygulamalar’ adlı teziyle Yüksek Lisans.

2008 ‘den beri UPSD üyesidir.

Çocukluğundan beri sanata büyük ilgi duyan, annesinin çizimlerinden ve resimlerinden etkilenerek çizimler yapmaya başlayan, her zaman sanatçı olmayı hayal eden Ebru E. Düvenci 1995’te, daha lise yıllarındayken yaz aylarında üniversiteye hazırlık için karakalem çizim dersleri almaya başladı. 1998'de ise Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimine başlayarak hayallerini gerçekleştirmenin ilk adımını attı. 2002 yılında lisans eğitimini başarıyla tamamladı.

Yüksek Lisans eğitimine başladığı 2002-2003 yıllarından beridir resimlerinde ana tema, günümüz
yaşamının koşuşturması içindeki hız ve harekettir.

Özellikle sokakta hep bir yerlere yetişmeye çalışan, koşan, koşuşturan insanları, yaşamın karmaşasını, hızını ve bu anlık görüntülerdeki izlenimlerini; hareket halindeki figürler ve atmosfer aracılığıyla kendi bulduğu bir tarzla resmetmektedir.


Resimlerini günlük yaşamda karşısına çıkan, gözüne çarpan anlık görüntülerden, kaçırılan anlardan, kimi zaman kendi çektiği fotoğraflardan, dinlediği müziklerden ve izlediği filmlerden ama daha çok kendi gözlemlerinden ve hayal gücünden beslenmektedir.

Sanatı bir yaşam biçimi, içsel bir yolculuk, ruhsal bir gereksinim, kendini ifade etmenin, düşünmenin, dünyayı ve kendini anlamanın, sorgulamanın bir yolu olarak gören Ebru E. Düvenci Mersin’de İçel Sanat Kulübü Teoman Ünüsan Sanat Galerisi’nde 2, Ankara Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde 1 olmak üzere 3 kişisel resim sergisi açmış olup, üniversite yıllarından beri pek çok etkinliğe ve karma sergiye katılmıştır.

2012 Halen çalışmalarını Mersin’deki Atölyesinde, annesi ressam H. Çağla Ertürk

ile birlikte sürdürmektedir.

ÖDÜLLER

2002 Mersin Üni. GSF 2. Geleneksel Resim Yarışması, Başarı ödülü.

2001 Mersin Üni. GSF 1. Geleneksel Resim Yarışması, Mansiyon ödülü.

YER ALDIĞI KATALOGLAR

2008 ARTVİSİT 3 Uluslararası Tasarımcı ve Sanatçı Çalışmaları Kataloğu; sf.204-5.

2007 27 haziran 2007 çarşamba Artella Daily Muse (www.artelladailymuse.com) ropörtaj.

2002 Hacettepe Üni. GSF 1. Ulusal Mezuniyet Sergisi ve Sempozyumu, Sergi Kataloğu;

sf.188.

KİŞİSEL SERGİLER

2010-2011 3. Kişisel Sergi, T.C. Ziraat Bankası Kuğulu Sanat

Galerisi, Ankara.

2010 2. Kişisel Sergi, İçel Sanat Kulübü, Teoman Ünüsan Sanat Galerisi, Mersin.

2007 Kişisel Sergi, İçel Sanat Kulübü, Teoman Ünüsan Sanat Galerisi, Mersin.

ÇEŞİTLİ KARMA SERGİLER / ETKİNLİKLER

2012 Karma Resim Sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2012 'Hayat Büyük Bir Resimdir' karma resim ve heykel sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 Genç Sanatçılar Müzayedesi – 3, Alif Art Antikacılık A.Ş. , Esma Sultan Yalısı, İstanbul

2011 "Renklerin Dansı" Karma Resim & Heykel Sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 “Sanatla Dans” karma resim sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 "Klasik ve Modern sanatın buluşması" karma resim sergisi, Deyim

Sanat Galerisi, Maslak / İSTANBUL

2011 Genç Sanatçılar Müzayedesi – 2, Alif Art Antikacılık A.Ş. , The Sofa Hotel,

Nişantaşı-İstanbul

2011 Mersin Üniversitesi Mezunlar Sergisi 2, Prof. Dr. Uğur Oral

Kültür Merkezi, Çiftlikköy Kampüsü, Mersin.

2010 “The International Women’s Festival 2010, Turkish Exhibition”, Gama

Gallery, Skala Eressos, Midilli, Yunanistan.

2010 “Genç Plastik Sanatçılar” Sergisi, Yasemin Art Gallery, İstanbul.

2009 “Balık” , İstanbul Deniz Müzesi Sanat Galerisi, İstanbul.

2009 “Küçük İşler”, Ressamlar Derneği Sanatevi, İstanbul.

2009 “96 SANATÇI 96 YAPIT”, Çekirdek Sanat Atölyesi, İstanbul.

2009 “1. Çağdaş Soluklar Sergisi”, Galeri 5, İstanbul.

2008 Karma Yaz Sergisi, MTSO Sanat Galerisi, Mersin.

2008 Karma Resim Sergisi, MTSO Sanat Galerisi, Mersin.

2008 'ARTIK GÜN' Karma Resim Sergisi, Mezitli Belediyesi Sanat Evi, Mezitli/ Mersin.

2007 Karma Resim Sergisi, MTSO Sanat Galerisi, Mersin.

2006 8. Tarsus Gençlik, Kültür ve Sanat Festivali, Karma Fotoğraf Sergisi, Tarsus / Mersin.

2003 Karma Fotoğraf Sergisi, Mersin Üni. Kampüsü Rektörlük Sergi Salonu, Mersin.

2002 Hacettepe Üni. GSF 1. Ulusal Mezuniyet Sergisi ve Sempozyumu,

Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ankara.

2002 Mersin Üni. GSF Mezuniyet Sergisi, İçel Sanat Kulübü Galerileri, Mersin .

2002 Mersin Üni. GSF Resim Bölümü Yrd. Doç.Cebrail ÖTGÜN Atölyesi Sergisi,

İçel Sanat Kulübü Galerileri, Mersin .

2002 Çukurova Üni. 10. Bahar Şenliği, Çukurova Üni., Adana.

1999 Mersin Üni. GSF Temel Sanat Eğitimi Çalışmaları Sergisi, İçel Sanat

Kulübü Galerileri, Mersin.

http://ebruduvenci.blogspot.com/

my biography

Ebru E. Duvenci

1980 She was born in Tarsus / Mersin/TURKEY.

1998-2002, She studied in Mersin University, Faculty of Fine Arts, Painting Department,

Assistant Professor. Cebrail Otgun Studio.

2002-2005, She completed Master degree from the Mersin University, School of Social

Sciences, Picture of the Department with thesis by ‘Dramatic Effects in New Expressionist

Painting and Practices’

2008 since a member of the International Association of Plastic Artists

The artist had a great interest in art since childhood, because her mother H. Cagla Erturk was a painter too. She began to make drawings influenced by her mother's drawings and paintings in 80s and early 90s, had always dreamed of being an artist and yet until she reached high school in 1995 summer, began to take drawing lessons for the ability of university exams.

Following, 1998 was the first step in realizing their dreams, began studies in Mersin University Faculty of Fine Arts, Department of Painting. Successfully completed her education in 2002.

Since Master's degree in 2002-2003, the main theme of paintings of modern life in the rush of speed and movement.

Particularly, on her paintings are focusing always running to catch up on the street somewhere, people running, the complexity of life, the speed ; and she depicts her impressions of these snapshots, with her own style figures in motion and the atmosphere .

Her paintings are affected; who stood in daily life, attracted the attention of the snapshots, overlooked moments, movies, music, sometimes photographs taken by herself, but more observations and imaginations.

According to the artist; Art is a lifestyle, an inner journey, a spiritual requirement, self-expression, thinking, a way of understanding herself or life, a self-interrogation path, a way of interrogation of life…

The artist has three solo exhibitions, participated in several group shows since their university years,

her works are in many collections.

2012 continues to live and work in her studio in Mersin/Turkey with her artist mother H. Cagla Erturk.

AWARDS

2002 Mersin University Faculty of Fine Arts, the second Traditional Art Competition, Achievement Award.

2001 Mersin University Faculty of Fine Arts, the first Traditional Art Competition, Honorable Mention.

CATALOGS

2008 ARTVİSİT 3, International Designer and Artist Works Catalogue; page; 204-5.

2002 Hacettepe University, Faculty of Fine Arts 1 National Graduation Exhibition and Symposium, Exhibition Catalogue, page: 188.

SOLO EXHIBITIONS

2010-2011 20 December 2010-07 January 2011, 3rd Solo Exhibition, Ziraat Bank of the Republic of Turkey, Kuğulu Art Gallery, Ankara (capital)/Turkey.

2010 May 14 to 27, 2nd Solo Exhibition, Icel Art Club, Teoman Ünüsan Art Gallery, Mersin/Turkey.

2007 November 2 to 20, 1st Solo Exhibition, Icel Art Club, Teoman Ünüsan Art Gallery, Mersin/Turkey.

VARIOUS GROUP EXHIBITIONS / EVENTS

2012 Group Exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2012 'Life's Big One Picture' group painting and sculpture exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 Young Artists Auction - 3, Alif Art Antiques Inc., Esma Sultan Mansion, Istanbul

2011 "Dance of Colors" Exhibition of Painting & Sculpture, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 "Dance with Art" Group Exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 "Classical and Modern Art Meeting" group art exhibition, Deyim Art Gallery, Maslak / ISTANBUL

2011 Young Artists Auction - 2, Alif Art Antiques Inc The Sofa Hotel, Nişantaşı-Istanbul

2011 Mersin University Alumni Exhibit 2, Prof. Dr. Ugur Oral Culture Center, Ciftlikkoy Campus, Mersin.

2010 "The International Women's Festival 2010, Turkish Exhibition", Gama Gallery, Skala Eressos, Lesvos, Greece.

2010 "Young Plastic Artists" Exhibition, Jasmine Art Gallery, Istanbul.

2009 "Fish", Istanbul Naval Museum Art Gallery, Istanbul.

2009 "Small Works", Art House Painters Association, Istanbul.

2009 "96 Artists 96 Works", Art Studio, Istanbul.

2009 "1st Exhibition of Contemporary breathes", Gallery 5, Istanbul.

2008 Summer Group Exhibition, Art Gallery of MTSO, Mersin.

2008 Group Exhibition, Art Gallery of MTSO, Mersin.

2008 'now days' Art Exhibition, City Art House Mezitli Mezitli / Mersin.

2007 Group Exhibition, Art Gallery of MTSO, Mersin.

2006 8. Tarsus Youth, Culture and Art Festival, Photography Exhibition, Tarsus / Mersin.

2003 Photography Exhibition, Mersin University. Campus President's Exhibition Hall, Mersin.

2002 Hacettepe University Faculty of Fine Arts Graduation Exhibition and the 1st National Symposium, Contemporary Arts Center, Ankara, Turkey.

2002 Mersin University, Faculty of Fine Arts Graduation Exhibition, Icel Arts Club Galleries, Mersin

Mersin University

2002. Faculty of Fine Art Department Asst. Prof. .Cebrail OTGUN Workshop Exhibition, Icel Arts Club Galleries, Mersin.

2002 Cukurova University in The 10th Spring Festival, Cukurova Univ., Adana, Turkey.

1999 Mersin University, Faculty of Fine Arts, Basic Art Education Studies Exhibition, Icel Art Club Galleries, Mersin.


click for see my art;

http://ebruduvenci.blogspot.com/