Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

4 Mart 2015 Çarşamba

Sinemanın Sefaleti: Onur Ünlü Sinemasına Eleştirel Bir Bakış

Sinemanın Sefaleti: Onur Ünlü Sinemasına Eleştirel Bir Bakış

“Bence sinema sanatıyla bir şey anlatılamaz. Sinema ona uygun değil. Çok büyük laflar etmeye uygun bir form değil. Neticede eğlencenin bir parçası. İnsanlar eğlenmeye gidiyorlar. Ağır bir durum yok ortada. Bence sinema o kadar önemli bir şey değil kendi başına.” – Onur Ünlü[1]

Son yıllardaki Türkiye sineması (şaşırtıcı olmayacak şekilde) iki boyuta indirgenebilir: Sanat sineması ve popüler sinema. Bu ikisinin arasında kalan her şey ise izleyiciler tarafından “yenilikçi” bulunup kutsanmakta. Bunun son örneği televizyonda, sinemada yaptığı işleriyle Onur Ünlü.

....

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011) _ Beyazperde.com Eleştirisi (Sürprizbozan olabilir)

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011)
90 min  -  Comedy | Crime | Drama  Fantasy -

Celal Tan is a well-respected constitutional law professor who lives in a provincial city has two children from his first marriage. Many years after the death of his first wife, he married a woman much younger than him, a university student, whose life he has saved in some way. In the third year of their marriage, the extremely tragic story of Celal Tan and his family begins after a big crisis happened in front of the whole family. While trying to hide the secret, the family falls into absurd and tragicomic positions. Regardless of all happenings, Celal Tan tries to keep the family together.

Director: Onur Ünlü
Writer: Onur Ünlü

Cast

Cast overview:
Selçuk Yöntem ... Celal Tan
Ezgi Mola ... Julide
Bülent Emin Yarar ... Ergun
Tansu Biçer ... Kamuran
Türkü Turan ... Özge
Güler Ökten ... Kamuran Hanim
Cengiz Bozkurt ... Hakki
Alpay Sayhan ... Ege
Köksal Engür ... Turan Altayli
Tugra Kaftancioglu ... Okan 1
Ushan Çakir ... Okan 2
Gazanfer Ündüz ... Rektör
Yilmaz Gruda ... Nida Bey
Engin Alpates ... Kapici Ibrahim
Engin Hepileri ... Komiser Yardimcisi

http://www.imdb.com/title/tt2124186/?ref_=nm_flmg_dr_8

Özet & detaylar

Tanınmış anayasa profesörü Celal Tan, çevresi ve ailesi tarafından sevilen, örnek gösterilen önemli simadır. Eşini kaybetmesinin ardından hayatını kurtardığı genç öğrencisiyle evlenmiştir. Ailesi Celal Tan'ın 65. doğum gününü kutlamak için kendisine sürpriz bir doğum günü partisi düzenler, fakat kutlama öncesi yaşananlar tüm ailenin hayatını değiştirecektir...

Polis, Güneşin Oğlu ve Beş Şehir gibi filmlerle, farklı türlere olan hakimiyetini gösteren senarist/yönetmen Onur Ünlü'nün yeni filmi "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi" alıştığımız aile kavramına eleştirel bir bakış getiriyor. Filmin senaryosunda da yönetmenin imzası varken başrolleri Selçuk Yöntem, Bülent Emin Yarar, Ezgi Mola, Tansu Biçer gibi önemli isimler paylaşıyor.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-196306/

Beyazperde eleştirisi Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi

3,0

Kaan Karsan

Türk sinemasındaki minimalist kutuplaşmadan hafifçe dem vurmak bile yavaş yavaş klişeleşmeye başladı. Zira artık her şey ortada. Bizim ana akım sinemamız var mı yok mu belli değil. Kalitesiz komedi filmlerinin egemenliğindeki gişe başarıları, Çağan Irmak ve Yavuz Turgul gibi herkese hitap edebilen birkaç yönetmen dışında kimselere yar olmuyor. Böyle bir ortamda her şeyin "anti"si olabilecek, hem geleneksel hem de kendine özel olan Onur Ünlü sineması daha fazla önem kazanıyor. Çünkü Onur Ünlü, sinemaya daha farklı bir açıdan ve daha az ciddi bakıyor.

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi her ne kadar absürd bir kara mizah örneği olsa da diğer yandan oldukça eleştirel ve politik bir film sayılabilir. Hali vakti yerinde bir ailenin büyükbabası olan Celal Tan, genç eşini öldürüyor ve tüm aile bu olaya tanık oluyor. Kara mizah ise elbette ki tüm ailenin bu suçu gizleme çabasından peydah oluyor ve işler adım adım daha da karmaşıklaşıyor. "Beyaz Türk" eleştirisi, suç algısındaki sorunlar ve iç içe geçmiş karanlık hayatlar Onur Ünlü'nün ellerinde hem absürd hem de komik bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Onur Ünlü, sinemamızdaki bütün bu kutuplaşmadan bağımsız olarak sinemaya tamamen kendi penceresinden bakmaya çalışıyor. Bir yanda sözde sanat yapma kaygılı içi boş filmler, diğer yanda da sinemaya hiçbir hizmeti olmayan gişe filmleri varken Onur Ünlü aslında bu camiada söz sahibi olmak isteyen her sinemacının yapması gerektiği gibi bu yapay kategorizasyonu hiç umursamıyor. Polis ile beraber başladığı sinema yolculuğunda her filmiyle birlikte bize "iyi film" ve "kötü film" ayrımından önce "Onur Ünlü filmi" kalıbını hatırlatması da bu yüzden. "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi", tıpkı ismindeki kinayeden de anlaşıldığı gibi, eksileriyle artılarıyla safkan bir Onur Ünlü filmi. Filmin içerisindekiler de alabildiğine karikatürizasyonlarıyla Onur Ünlü karakterleri. Bu nedenle her anında beklenmedik olayların yaşandığı, sürprizi ve hatta saçmalığı bol bir film bu. Ötekinin de, berikinin de gülecek bir şeyler bulabileceği, hafif, alaycı ve tempolu bir kara mizah örneği.

Oyuncularıyla çok iyi anlaşan bir yönetmen olduğunu bildiğimiz Onur Ünlü, geniş kadrosunun oyuncu yönetimi konusunda yine çok iyi bir iş çıkarmış. Selçuk Yöntem, Bülent Emin Yarar, Türkü Turan, Ezgi Mola, Tansu Biçer, Cengiz Bozkurt, Tuğra Kaftancıoğlu, Ushan Çakır ve tabii ki de Güler Ökten gibi oyuncuların birbirlerinden rol çalmadan müthiş bir grup çalışmasına imza attıklarını görmek gerçekten de çok keyif verici. Onur Ünlü, hiçbir karakterini bir diğerinden önde tutmayarak filmin vurgusunu genelleştirebilmeyi güzel bir şekilde başarmış.

Filmin en büyük sorunları ise sinema estetiği mevzusundan ortaya çıkıyor. Zira görüntü yönetmenliği, sanat yönetmenliği ve ışık maalesef dizi tadında kalmış. Bu da elbette ki filmin sinemasal değerini aşağılara çekiyor. Filmin kurgusundaki irili ufaklı problemler de bazı sahnelerin birbirinden kopuklaşmasıyla sonuçlanıyor. Bunun dışında filmin genel absürdlüğü dışında fazla rahatsız etmeyen bazı tiyatral sahneler de Onur Ünlü'nün filmini daha akılda kalıcı olmaktan alıkoyuyor maalesef. Kısacası bazı teknik problemler ve karakterlerin komik ama derinliksiz olmaları filmin daha fazla ciddiye alınması konusundaki engeller olacaktır.

Ne olursa olsun, Onur Ünlü sinemamız için bambaşka bir önem teşkil eden, özel bir yönetmen. Yaratıcılığını ve özgünlüğünü şu ana kadar çektiği iyi ya da kötü her filmden sezebilmek mümkün. "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi" de, Onur Ünlü'nün filmografisinde görünce şaşıracağımız bir eser değil. Onur Ünlü absürdlüğünde, Onur Ünlü ciddiyetsizliğinde, içeriğinde politik ve sınıfsal taşlamalar barındıran komik bir film. İrili ufaklı hatalarını gözardı edip sinema salonlarında Türk sinemasındaki kutuplaşmaları umursamayan, kendisini ötekileştirmeyen bir film izlemek, bir sinemaseverin vereceği en makul karar olacaktır. Çünkü bu piyasada samimi bir film izlemek, bazen hakikaten de çok zorlaşıyor.

KAYNAK; http://www.beyazperde.com/filmler/film-196306/elestiriler-beyazperde/

3 Mart 2015 Salı

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013) : Sinematopya.com eleştirisi

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)
Published on Kasım 13th, 2013 | by Burak Hazine

Ne festivallere ne de ödüllere yabancı değil Onur Ünlü. Televizyon macerası şöyle bir kenarda dursun, ses-getiren-ilk-uzun-metraj-filmi Beş Şehir ile Antalya ve Adana’dan senaryo ödülleriyle dönen, mizahi yönünü dışavurduğu 2011 tarihli Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi ile Altın Koza en iyi film ödülünü kazanmış bir sinemacı kendisi. Piyasaya, sermayeye ve sinema salonlarına isyan ederek genel dağıtıma vermediği son filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi de bu sene mayıs ayında 32. İstanbul Film Festivali’nde yönetmenine hem Altın Lale ulusal yarışma en iyi film hem de en iyi senaryo ödüllerini getirmişti. Ünlü’nün festival başarıları bir yana, kapitalist sinema salonlarının tartışmaya açık şartlarında gösterime sokmadığı bu filmi gerek üniversite etkinliklerinde, gerek festivallerde bir hayli beğenildi. Türkiye sineması için yeni bir sayfa niteliği taşıyan Sen Aydınlatırsın Geceyi, kolay ve kısa yoldan söylemek gerekirse sinemaseverleri memnun ettiği kadar başarılı bir yapım.

Ünlü, cesurca bir adım atarak filmini siyah beyaz formatta çekiyor ve kültürle uyumlu fantastik ögelerle süslüyor. Mekan olarak ne ülkenin kalbi niteliğindeki İstanbul’u, ne drama deyince akıllara gelen doğu bölgesini, ne de komedinin klişelerle dolu diyarı Karadeniz’i seçiyor. Ege’nin küçük bir ilçesi, Akhisar’da geçen masum, naif, küçük bir aşk öyküsünü konu edinen Sen Aydınlatırsın Geceyi, aslında aynı adı gibi, yönetmenin televizyon dizilerinde seyrettiğimiz karakterlerle süslü bir Shakespeare masalı. Herkesin mutlu mesut yaşadığı bir kasabada, fertlerin her birinin özel bir gücü vardır. Kimisi duvarların ardını görür ve onların içinden geçer, kimisi elini bir tüfek gibi kullanabilir, kimisi nesneleri zihin gücüyle hareket ettirebilir, kimisi ise ölümsüzdür. Karmaşa/düzensizlik gibi gözüken bu düzenin içindeki Cemal ise küçük yaşta annesini ve kardeşlerini bir yangında kaybetmiş, hala o travmanın etkisiyle psikolojik problemler yaşayan bir karakterdir. Günün birinde gördüğü Yasemin’e tutulur ve ona, sinema tarihimizde rastlayabileceğimiz en samimi evlenme teklifini eder. Çok geçmeden ikilinin mutlulukları kesintiye uğrar fakat Cemal, karısını geri kazanmak için ne gerekiyorsa yapacaktır.

Sen Aydınlatırsın Geceyi için bir Shakespeare masalı demek gerçekten de yerinde olur. Yönetmen Onur Ünlü, filmin başından sonuna kaostan uzak (aslında) bir düzensizlik kurarak, seyirci için karakterleri ve olayları çözümleme ihtiyacı doğuracak bir kurgu ile hikayesini oluşturmuş. Seyirci bir yandan yaşanan gerçeküstü olayların filmdeki yerini tespit etmeye çalışırken öte yandan ümitsizlikle dolu, saf bir aşk öyküsünün büyüsüyle baş etmek zorunda kalıyor.

Ekranda görülenler ise aslında Cemal karakterinin iç dünyasının birebir yansıması. Onun karakteri hikayeye bizzat dahil edilse de aslında Cemal, kamera görevini görerek anlatılan dış dünyadan ziyade kendi iç dünyasını seyirciye sunuyor. Tasvir edilen kasabada kötülük kavramı göreceli olarak işlense de neyin doğru, neyin yanlış olduğu Cemal’in bakış açısıyla net bir şekilde ifade edilmiyor zira karakterin yaradılışın kaosunda kaldığı aşikar. Bir şeylerin tamamlanmamış olduğu hissi ağır basıyor ama yönetmen bununla uğraşmak ve karakterine daha somut bir kimlik vermek yerine gerçeklik çerçevesiyle korunan sürrealist bir tablo oluşturmayı seçiyor. Kasaba halkı vesilesiyle insanoğlunun zaaflarını işlerken Cemal karakteri ile en ilkel duygulara inmeyi başarıyor. Doğanın kanunlarını çiğnediği olağan dışı öyküsünde asıl kaybın ve yıkımın kaynağının yine özbenlik ve hayvani duygulara sarılmış olduğunun altını çiziyor. Gün geçtikçe güçlenen bu ilkel varlığın, zaaflarının peşinde koşmasının sonucunda elde var olanın kendisinden başkası olmadığını söylüyor. Öyle ya, Cemal sevdiğine kavuşmak için bir masumun ellerini kesip zamanı durdurmuştu fakat bunun cezasını, sonsuz evrende yapayalnız kalmakla çekti.

Her görüntüsü, her saniyesi okumaya ve düşünmeye açık dopdolu bir film Sen Aydınlatırsın Geceyi. Onur Ünlü’nün ürkütücü zekasının derinliklerine inebilmek ve bu filmindeki kaygılarını çözümleyebilmek için Sen Aydınlatırsın Geceyi’yi defalarca seyretmek gerekiyor. Hüznün saf mizahla buluştuğu bu film için Türkiye sineması adına önemli bir adım olduğu gerçeğini kabullenmek gerekiyor. Çok önemli yönetmenler çok çeşitli metotlar kullanarak dertlerini hayli başarılı yapımlarla anlatmış olsa da Onur Ünlü’nün bu farklı anlatımı ve işleyişi, filmi diğerlerinden ayrı bir noktada tutmak için oldukça yeterli bir sebep.

KAYNAK; http://www.sinematopya.com/2013/11/sen-aydinlatirsin-geceyi-2013.html

Beyazperde.com eleştirisi: Sen Aydınlatırsın Geceyi

Beyazperde eleştirisi Sen Aydınlatırsın Geceyi

5,0
Son on yılın en iyi Türk filmini kaçırmayın...
Murat Tolga Şen

Onur Ünlü filmlerini çok severim. Gösterime girdiği vakit herkesin burun kıvırdığı “Polis” bana göre “sürüden ayrılmış” bir sinemacıyı müjdeliyordu. Sonrasında da pek yanılmadım. O yüzden ilk kez İstanbul Film Festivali’nde izleme şansına eriştiğim Sen Aydınlatırsın Geceyi filminin ilk karesinde, sabit gözlerle bakan Ali Atay’ı görünce biraz endişelendim. Yoksa Onur Ünlü de mi kendi sinemasını yapmaktan vazgeçip “sürüye” katılmıştı? Endişem boşunaymış. Bir sarhoşun şiir okumasına yakın samimiyetle sinema yaptığını düşündüğüm bu yetenekli yönetmenin son filmi olan Sen Aydınlatırsın Geceyi, kendi filmografisinde zirve teşkil etmesinin yanı sıra, bana göre 2000’lerden bu yana ülkemizde yapılan sinemanın en önemli örneği oluyor.

S.A.G, Onur Ünlü’nün en fazla risk aldığı filmi… Siyah beyaz, bazı anlarında aşırı derecede şiddet içeriyor ve tür sineması ile devamlı bir flört halindeYönetmenin Beş Şehir filmi için de kurulabilen bir cümle bu, ancak bu defa iyice olgunlaşmış, kendinden emin bir sinema yapma hali var karşımızda. Sıradan izleyicinin kafasını karıştıracak kadar helezonal bir seyir yaratımı, öte yandan biçimsel olarak tedirgin edici bir sakinliğe sahip. S.A.G, karşı konulamayan kırmızı bir elma gibi…

S.A.G, yönetmenin diğer filmleri gibi karakterler üzerinden yürüyen bir hikaye anlatımı içeriyor. Anlatılan şey alışıldık, neredeyse bir TV dizisine yakışacak düzlükte. Annesi ölmüş, babasıyla yaşayan ve sorunları olan genç bir adam, bir kadınla tanışıp aşık olur ve evlenir. Kadının onu sevdiğini sanır ama evliliğin sebebi başkadır, öğrenince şiddet uygular ve kadın gider. Hikayede çok enteresan bir taraf yok hatta artık bir klişeye dönüşmüş “kasaba sıkıntısı” aromasına da sahip ama işin içine Onur Ünlü’nün kafasından çıkıp uzay boşluğunda hareket edercesine serbest salınan karakterler girince olay bambaşka bir hal alıyor. Gösterdiği karakterin kafasının içine girmeye çalışan yakın planlar, anlamı büyüten ağır çekimler, dertli replikler, başkasının yapamayacağı bir sinemaya dönüştürüyor izlediğimiz şeyi. Karakterlerin hiçbir yarasına merhem olmayan ve durumu daha da kötüleştiren süper güçlerle donanmış olması, filmin hem trajedisini hem de mizahını oluşturan temel yapıtaşı. Seyircinin gülmesinden korkan bir sinemacı olmadı hiçbir zaman Onur Ünlü, o mizahın keskin ve zehirli tarafını iyi kullanabilen biri.

Onur Ünlü filmlerinde kahramanlar/kurbanlar erkektir hatta eser miktarda bir kadın düşmanlığından bile söz edilebilir. Bu formül S.A.G için de geçerli. Filmde karşımıza çıkan kadınlar tüm yalnızlıklarına, zavallılıklarına rağmen fırsatçı çözümler aramaktan geri durmuyorlar.

S.A.G, biçimsel olarak bir “festival filmi” gibi görünse de o alanın tüm reçetelerini elinin tersiyle iten bir yapım. Bağımsız yapımlar “hikaye”yi kovalı çok oldu ama S.A.G, karakter merkezli doğrusal bir olay gelişimine sahip. Ayrıca müzik eşlemesini görüntüye bir ihanet gibi gören kimi yönetmenlerin aksine Onur Ünlü anlamı güçlendirmek için bu fırsatı tepe tepe kullanıyor ve iyice cüretkar davranarak filminde  “şarkı” kullanıyor. İstismar edici bir tutum bu belki ancak yönetmenin kendi gizli tarifiyle birleşince ortaya inanılmaz bir film çıkıyor. “Gizli tarif” demişken, Ali Atay’ın oynadığı Cemal karakterinin Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur karşılaştırması yaptığı sekans bu açıdan zihin açıcı… “Orhan bana işin biraz gösterişinde gibi geliyor” diyor ve ekliyor Cemal, “her şeyi bildiğini göstermek istiyor, ben en iyisini yapıyorum demeye çalışıyor ama Ferdi öyle değil. O en fazla 3-5 şey biliyor ama o 3-5 şeyi en iyi o biliyor” diyor. Onur Ünlü de öyle yapıyor.

Cümle kurduğunuz vakit oldukça saçma bir tanım çıkıyor ortaya; “şarkılı-türkülü bir film, bir kasabaya sıkışmış süper kahramanların hikayesi”. Oysa Onur Ünlü sinemasını güçlendiren ve varoluşsal bir anlam aramasına yardım eden şey de bu absürt ruh hali… Bu haliyle düşündüğüm zaman “Monty Python ekibi Terrence Malick ile film çekerse ne olur”? sorusuna cevap bulmuş gibi oluyorum. Böyle bir soru ancak bir Onur Ünlü filmi üzerinden sorulabiliyor zaten. Anlatılabilen bir rüya S.A.G ve bittiğinde kendi hayatınıza dair mutlaka bir şeyler yakalamış oluyorsunuz.

Leyla ile Mecnun kadrosundan pek çok ismi filmde görmek mümkün. Birbirlerine alışmış oyuncuların hep yaptığı gibi iyi oynuyorlar ama Demet Evgar karşılıklı oynadıkları sahnelerde Ali Atay’ın dahi önüne geçmeyi başarıyor. Yan rollerdeki gözde karakterim Nadir Sarıbacak’ın oynadığı “silahsız avcı” oldu. Her zaman çok beğendiğim, izlemekten keyif aldığım Ercan Kesal’ı ise bu kadroya aykırı buldum biraz, yine de üstüne düşeni yapıyor.

Filmi güzellemekten başka bir şey gelmiyor elimden ve bu filmin her seyirci ile farklı bir bağ kuracağına inanıyorum. S.A.G aynı zamanda Onur Ünlü’nün entelijansiyada bir “auteur sinemacı” olarak mutlak kabulü anlamına geliyor ama bunu umursadığını pek sanmıyorum. Şu sıralar Ben de Özledim dizisinde kendiyle dalga geçmekle meşgul.

Son 10 yılın en iyi Türk filmini sinemada görme şansını kaçırmayın, “mreyte ya mreyte” diye mırıldanarak çıkacaksınız salondan ama aklınız içeride kalmış olacak. İyi seyirler…

Murat Tolga Şen - twitter.com/murattolga

KAYNAK;
http://www.beyazperde.com/filmler/film-214593/elestiriler-beyazperde/

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)
107 min  -  Drama | Fantasy | Romance  -

Thou Gild'st the Evenis about the ordinary sorrows, worries, and troubles of the townsmen with extraordinary abilities. In a small Anatolian town, life goes on; Cemal is an assistant referee in football matches, Yasemin works in an egg factory, Defne is a street vendor who sells books, Doctor Irfan is occupied with his patients. In this town with two suns and three full moons in the sky, Cemal ­-who can see through walls- has no expectation out of life and looks for a way out with Yasemin -who can move objects remotely with her fingers- as he was trying to deal with his distress. However, Defne, who can freeze time will muddle things up; Yasemin's immortal boss's actions will contradict the invisible elementary school teacher's advices who is trying to ease the worries of Cemal.
- Written by iksv

Director: Onur Ünlü
Writer: Onur Ünlü


Cast

Credited cast:
Ali Atay ... Cemal
Tansu Biçer ... Ismet
Cengiz Bozkurt ... Nazim
Asil Buyukozcelik ... Suleyman
Demet Evgar ... Yasemin
Ercan Kesal ... Irfan
Serkan Keskin ... Dundar
Ezgi Mola ... Cigdem
Ayse Nil Samlioglu ... Kiz Sevket
Nadir Saribacak ... Samim
Damla Sönmez ... Defne
Ahmet Mümtzz Taylan ... Yakup Cicek

http://www.imdb.com/title/tt2905772/?ref_=nm_flmg_dr_5




Özet & detaylar

Cemal, Manisa'nın Akhisar kasabasında babasıyla yaşayan ve kendi berber dükkanlarında çalışan bir adamdır. Kendi halinde gibi görünen Cemal'in içine bir sıkıntı çöker, kendisi bile ne olduğunu bilemez... Öte yandan hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı bu kasabada, gayet sıradan gibi görünen insanların olağanüstü güçleri vardır. Kimi zamanı durdurur, kimi duvarların ardını görür, kimi ölümsüz. Ama hiçbiri de süper kahraman değildir. Herkes her şeyi bilir ve normal hayatına devam eder...
Onur Ünlü'nün son filmi fantastik ve absürd dram türleri arasında gidip gelen bir yapıya sahip. Oyuncu kadrosunda Leyla ile Mecnun ve Şubat dizilerinden de tanıdığımız Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Damla Sönmez, Serkan Keskin, Nadir Sarıbacak, Cengiz Bozkurt, Demet Evgar, Ercan Kesal ve Tansu Biçer gibi önemli isimleri barındıran filmin senaristliği de yine Onur Ünlü'ye ait. efLÂtunfilm'in yapımcılığında kotarılan film özellikle görsel yönü ve siyah-beyaz çekimi ile ilgi çekiyor.
http://www.beyazperde.com/filmler/film-214593/


32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışma
En İyi Film: Onur Ünlü
En İyi Senaryo: Onur Ünlü
En İyi Kurgu: Emre Poyraz
Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ - FRAGMAN;

http://www.beyazperde.com/filmler/film-214593/fragman-19500577/

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ - DUBLAJLI TEASER;

http://www.beyazperde.com/filmler/film-214593/fragman-19420118/



Evet bu günlerde izlemediğim Onur Ünlü filmlerine kafayı taktım. Yo bir de epeyce filmini izlemiş, hiç de sevmemiş ama garip bir şekilde kendimden şüphelenmiş ve merak etmiştim. İlla da izleyecem! Yani aslında kronolojik olarak eskiden en yeniye gitmek lazım belki ama ben tersten gittim. En son filminden başladım. İyi ki de öyle yapmışım. İtirazım Var gerçekten çok iyi filmdi. Dün de Sen Aydınlatırsın Geceyi filmini izledim; eleştirmenlerin öve öve bitiremediği.
Tabi iki filmin tonu birbirinden çok farklı. Sadece SAG'nin siyah-beyaz çekilmiş olmasıyla ilgili değil. İV çok daha komikken ve daha bir çeşit iyimser hali varken; SAG acayip karanlık bir film. Kara mizah mı dersin, absürdlük mü, fantastik mi, korku, gerilim, dram ne ararsan hepsi birden; çok daha karamsar bir film. İzlemesi çok daha zor ama öyle ilginç ki ee şimdi ne olacak, kesin manyak bişey olacak hissiyle devam ediyorsunuz.
Bu karakterlerin hiçbiri mutlu değil, üstelik süper güçleri bile var. Kasabada sıkışıp kalmışlar.
Fakat Cemal'in dünyası en acayip olan. Aslında da oyuncu Ali Atay'a hiiç kanım ısınmadı, hani öyle olur ya; mesela ben Mark Wahlberg ve Harrison Ford'u da hiiç sevemedim; ama filmde o kadar başarılı ki; o tekinsiz hali insanın ödünü patlatıyor!! Galiba başka rollerde de ödümü patlatıyor aslında!! Kesinlikle izlemeye değer acayip bir film, eski filmlerinden çok daha iyi. Takip edeceğim ilginç yönetmenler listeme kesin girdi Onur Ünlü.


İtirazım Var (2014) - Sinematopya.com eleştirisi

İtirazım Var (2014)
Published on Nisan 16th, 2014 | by Burak Hazine

Çok değil, henüz bir sene önce Sen Aydınlatırsın Geceyi ile yılın en çok konuşulan filmlerinden birine imza atan Onur Ünlü, ilginç bir politika izleyip bu filmi vizyona sokmamış ve çeşitli özel gösterimlerde sinemaseverler ile buluşturmuştu. 32. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale’yi kucaklayan bu siyah beyaz, yarı fantastik dramanın (aynı zamanda 2013’ün en iyi Türk filmleri listemizde zirvede yer almıştı) Türkiye sineması için önemli bir adım olduğunu filmi seyreden herkes rahatlıkla anlar. Yönetmenin de elini değdirdiği televizyon dizisi Leyla ile Mecnun’un çok sevilen karakterlerinden birine hayat veren Serkan Keskin’in başrolünde yer aldığı İtirazım Var da bir senenin ardından tekrar Altın Lale için yarışıyor.

Onur Ünlü’nün 2010’dan bu yana Sırrı Süreyya Önder ile birlikte geliştirdiği İtirazım Var, camisinde işlenen bir cinayeti kendi metotlarıyla çözmeye çalışan bir imamın fazlasıyla komik ve bir o kadar aksiyon dolu macerasına odaklanıyor. Polisin, cinayetin failini bulmak için çaba sarf etmediğini, hatta daha sonra kendisini şüpheli ilan ettiklerini fark eden imam, müezzin başta olmak üzere çevresindeki ve yeni tanıdığı pek çok kişinin şüpheli davranışlar sergilediğini fark edip işe koyuluyor. Bir yandan bu cinayetle uğraşıyor, diğer yandan teftişe gelen Diyanet İşleri ekibini idare etmeye çalışıyor, işin en zor kısmı ise kızının tanıştırdığı erkek arkadaşı ile verdiği mücadele oluyor. Neredeyse film boyunca tampon basılmış bir burunla Karaköy sokaklarında katil avına çıkan imam, Onur Ünlü’nün veya herhangi bir yönetmenin yaratıp yaratabileceği en marjinal polisiye karakteri olarak seyirciye aralıksız bir komedi tufanı sunuyor. Yönetmenin ve senaryoda kendisine yardımcı olan, aynı zamanda filmde bir karaktere hayat veren milletvekili Önder’in politik göndermeler ve taşlamalarıyla süslediği bu polisiye komedi, çok uzunca bir süredir Türkiye sineması dahilinde seyredeceğiniz en eğlenceli iş olarak hafızalarınızda yer edinmeye hazırlanıyor.

Daha ilk sahneden delice işlere imza atan Onur Ünlü’nün bu filmi ile büyük tepkiler alacağını, hatta işin sansür boyutuna kadar ulaşabileceğini tahmin etmek çok da pesimist olmaz zira ezan okunurken, hemen ardından namaza başlangıcı işaret eden tekbir getirilirken arka planda gümbür gümbür çalan müzikler, iki saat boyunca kutsal olarak nitelendirilen dinlere ve dini ögelere ağır eleştiriler geleceğini haber veriyor. Küfür eden, içki içen bir imamla karşı karşıya olduğumuzu da özellikle belirtmek gerekiyor fakat yönetmenin malum seyirci kitlesinin gönlünü almak için onuruyla yaşayan, dürüst bir imam profili çizdiğini de eklemek lazım. Senaryonun bu karakter yaratımı noktasında sinemaseverler olarak biraz düşünme molası vermemiz gerek. Şahan Gökbakar’ın varoş kültüründen doğurduğu ve pek çoklarınca fazla benimsenen karakteri Recep İvedik için çektiği dört filmde, bu aykırı tiplemenin güncel, popüler mevzulardan beslenerek yaptığı mizahın farklı bir boyutu İtirazım Var’da karşımıza çıkıyor. İmam tiplemesinin aykırılığı su götürmez bir gerçek iken onun üzerinden ve filmin bazı sahnelerine kurulu mizahın güncel ve her daim popüler politik meseleler üzerinden yürütüldüğünü de kolaylıkla fark ediyoruz. Bu durumda yalnızca mizaha baktığımız pencere değişirken Recep İvedik’i değersiz, İtirazım Var’ı kıymetli yapabilecek unsurlar neler olabilir? Elde ayrılık yaratacak pek fazla veri olduğunu söylemek zor. Politik hiciv yapan mizah malzemesinin muhalif kesim tarafından fazlaca destek gördüğünü biliyoruz, öte yandan Gökbakar’ın filminde kullandığı dilin de insanımızın sıradan yaşamının sıradan elementlerinden beslendiğinin farkındayız. Her iki malzeme de sosyal yaşamın her daim bizimle olan ögeleri kısaca. Bu noktada iki filmin de birbirinden pek de farklı olmayan mizah metotlarıyla yoğrulduğunu düşünmek çok da zorlama olmaz. İtirazım Var’ın bu meseledeki önemli rolü ise basın yoluyla her gün karşılaşamayacağımız eleştirileri filmine yediren cesur bir yönetmene sahip olması. Onur Ünlü’nün kendisinin de söylediği gibi senarist kimliği, yönetmen kimliğinin her zaman çok daha önünde. Diyalog yazmadaki becerisi hakkında kimsenin olumsuz şeyler söylemeye cesareti olamaz. İtirazım Var’ın her repliğinin altında da kendisinin alaycı, rahat bakış açısının parçalarını bulmak mümkün. Sırrı Süreyya Önder’in de fikirleriyle süslü olduğuna inandığım taş atan çocuklar göndermesi ise film boyunca en çok dikkatimi çeken ve içimi acıtan detay oldu bu konuda. Faiz lobisinden tutun, ayakkabı kutularında para saklayan hükumet yanlılarına kadar pek çok güncel politik mevzuyu üstü kapalı olarak irdeliyor Onur Ünlü. Bunu açık bir şekilde yapmıyor oluşu da İtirazım Var’ı sevdiren, onun üzerinden gülmemizi sağlayan bir element.

Belki mizahi yönü, belki de aksiyon boyutu ile baştan sona seyirciyi ayakta tutan İtirazım Var’ın aceleye geldiğinin bir takım emareleri olduğu da söz konusu. Hikayenin finalinde olayların bağlanış biçimi, çok dikkatli gözlerin alakasız sahnelerde seçebildiği detaylardan oluşturulmuş. Öte yandan montajda dikkat çeken bir takım sıkıntılar da söz konusu -ki herhalde filmin çekildiği haberini birkaç ay önce almış bizler için kurgu kısmının vasat oluşu İtirazım Var ekibinin telaş içinde filmi yetiştirdiklerinin önemli bir göstergesi. Özellikle bazı sahne geçişlerinin olay örgüsünü topyekün yıktığını söylememiz gerek. Kalabalık oyuncu kadrosunun artık bir alışkanlık haline geldiği bu son Onur Ünlü filminin yıldızı hiç şüphesiz Serkan Keskin’in ta kendisi. Baş karakter olarak filmin beşeri faktörleri sınırlarında neredeyse tamamını sırtında taşıyan usta oyuncu, artık bir karakter oyuncusu olduğunu da kanıtlamış oluyor. Kovalamaca sahnelerinde de, duyguları sömüren hüzünlü sahnelerde de kendine hayran bırakan Keskin’in komedi ağırlıklı bölümlerde nasıl bir iş çıkardığından pek fazla bahsetmeye gerek yok.

Sonuç olarak İtirazım Var, Onur Ünlü’nün mizah malzemesi en bol, en eğlenceli filmi. Seyircisini kucaklamakta hiç zorlanmayan, ucuz mizahtan ötesini yapan filmin Sen Aydınlatırsın Geceyi gibi bir zirve noktasından sonra yönetmenin kariyerini bir üst seviyeye taşıdığını söylemek cesaret ister fakat hemen hemen her hafta sinema salonlarını işgal eden gereksiz komedi filmlerimize göre çok daha yükseklerden uçtuğunun altını özellikle çizmemiz gerek.


kaynak; http://www.sinematopya.com/2014/04/itirazim-var-2014.html

2 Mart 2015 Pazartesi

Beyazperde eleştirisi; İtirazım Var

Beyazperde eleştirisi İtirazım Var


4,0
İtirazım Var artı 18’e…
Alper Turgut


Evet, Sen Aydınlatırsın Geceyi, hala zirve olarak duruyor, çünkü İstanbul Film Festivali’nin ulusal film yarışmacısı İtirazım Var, sanattan ziyade, gişeye daha yakın bir yapıt, kesinlikle… Son olarak artı 18 yaş sınırı getirildi filme, üstelik çıplaklık ve çok fazla küfür olmamasına karşın. Onur’un en siyasi filmi zannımca cezalandırılmış oldu, göndermelerden rahatsızlık duyan erk sevicileri, din tekelcileri ve ahlak bekçileri tarafından… Yine de ve her şeye rağmen, İtirazım Var, yönetmenin en çok izlenen filmi olacak, bu besbelli…

Yerli işi bir Sherlock Holmes filmi bu, dedektif gibi bir imam, üstüne üstlük bayılıyor  belaya… Boksör, satranç hastası, siyasi bilimlere de ilgisi var, daha ne olsun? Müzikler de pek güzel, arada aksiyon, koşup kovalamaca, bol kepçe siyasi ve dini gönderme, sonra absürt dozda, espriler kıvamında…  Polisiye türünün klişeleri kadar, yeni bir şeyler katma çabası da var. Sonra dev oyuncu kadrosu; Serkan Keskin, Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan, Osman Sonant, Serdar Orçin, Umut Kurt, Özgür Çevik, Mustafa Kırantepe, Tansu Biçer, Sırrı Süreyya Önder, Güler Ökten. Özellikle başroldeki Serkan Keskin, müthiş bir performans sergilemiş, diğerleri zaten hep yan rol.

İşte imam nikahından haram faize, en devrimci sahabe Ebu Zerr’den günümüz din algısına, diyanet işlerinden dinin gerçek yüzüne, kirli polislerden tefecilere, emekli edilmiş askerlerden, sokak çocuklarına, yok, yok! Ötesinde bu hasret kaldığımız bir mahalle ve semt öyküsü, yoksullar var, orta sınıf var, sürekli zerk edilen köşkler, zenginler yok, çok şükür. Camiden kiliseye koşuşturan, en nihayetinde içki masasına da oturan bir garip imam Selman Bulut, hani en vicdanlı olanlardan, Dolmabahçe’den sürülen müezzin gibi… Bizim imam dedektif Selman, darbe üstüne darbe yediği kırık burnuyla, camisinde işlenen cinayetin peşine düşüyor, sırları aralayarak, kendisinden başkasına inanmayarak…

Maktul karanlık bir tipse, haliyle şüpheliler de artar. Evet, katil kimdir? Para peşindekiler mi, borçlular mı, intikam hissiyle yanıp tutuşanlar mı, canı yanan mı, mağdur olan mı, hangisi? Ve iz sürdükçe, bozuk düzen iyice açığa çıkar, bu sisteme bir sitem gerekir. Müslüm Gürses'in filme adını veren pek meşhur şarkısındaki gibi; "...İtirazım var bu yalan dolana, Benim şu dertlere ne borcum var ki, Tuttu yakamı bırakmıyor, Benim mutlulukla ne zorum var ki, Bana cehennemi aratmıyor...”

KAYNAK;
http://www.beyazperde.com/filmler/film-227064/elestiriler-beyazperde/

İtirazım Var (2014) - Sonunda Onur Ünlü filmlerinden birini sevdim!

İtirazim var (2014)

110 min  -  Action | Crime | Drama  - Ratings: 8,2/10


There is a murder while at prayer. Selman Bulut, the imam of mosque, starts to investigate the murder and faces with people in the neighborhood.

Director: Onur Ünlü
Writer: Onur Ünlü

Cast

Cast overview, first billed only:
Serkan Keskin ... Selman Bulut
Hazal Kaya ...     Zeynep Bulut
Öner Erkan ... Gökhan
Osman Sonant ... Komiser Cihan Demir
Busra Pekin ... Nebahat
Umut Kurt ... Efraim
Serdar Orçin ... Ferdi
Mustafa Kirantepe ... Avukat Bayram
Erkan Kolcak Kostendil ... Süperman

http://www.imdb.com/title/tt3646462/?ref_=nm_flmg_dr_2


Özet & detaylar

Selman Bulut, bir zamanlar antropolojiyle ilgilenmiş eski bir boksör, şimdilerdeyse bir camide görev yapan sıradışı bir imamdır. Bir gün camide namaz kıldırdığı sırada caminin içi silah sesleriyle yankılanır. İçeride bulunan kişilerden biri yere yığılır ve hayatını kaybeder. Olay yerine gelen polis ilk delilleri toplar ve araştırma süreci başlar. Selman Bulut bu olay sonrasında harekete geçer ve şüphelendiği kimi kişi ve durumların üzerinden davayı çözmeye karar verir. Her ipucu işleri beklemediği bir noktaya götürür ve olaylar gittikçe daha gizemli bir hal almaya başlar...
'İtirazım Var', beyazperdede en son 'Sen Aydınlatırsın Geceyi' filmiyle kamera arkasına geçen, televizyondaysa Ben de Özledim dizisiyle izleyiciyle buluşan Onur Ünlü'nün son sinema filmi. Başrolünde Serkan Keskin'in yer aldığı polisiye türündeki filmin senaryosu ve yönetmenliği Onur Ünlü'ye ait. Diğer rollerde ise Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan ve Osman Sonant gibi isimler bulunuyor.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-227064/

İTİRAZIM VAR - FRAGMAN 1;

http://www.beyazperde.com/filmler/film-227064/fragman-19535029/

İTİRAZIM VAR - FRAGMAN 2;

http://www.beyazperde.com/filmler/film-227064/fragman-19535301/

İTİRAZIM VAR TEASER;

http://www.beyazperde.com/filmler/film-227064/fragman-19534937/


Yapım hakkında enteresan bilgiler

Bu Film Hakkında
Onur Ünlü, bu filmin ''Polis'' ve ''Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi'' filmlerinin ardından serinin üçüncü ayağı olduğunu ve yapmak istedikleri on filmlik bir 'milli cinayet koleksiyonu' serisine ait olduğunu belirtti.

Yönetmen Hakkında
Yönetmen Onur Ünlü senaryosunu yazıp yönetmenliğini ve yapımcılığını da üstlendiği Polis filmiyle ilk uzun metraj deneyimine imza atmıştı. Ardından Çocuk, Güneşin Oğlu, Beş Şehir ve Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi gibi kimi festivallerden ödüllerle dönen filmlerle izleyici karşısına çıkan ünlü yönetmen, Leyla ile Mecnun dizisinin ardından geniş bir hayran kitlesine kavuşmuştu. Bir önceki projesi Sen Aydınlatırsın Geceyi hem izleyici hem de eleştirmenlerden olumlu yorumlar almış; İstanbul Film Festivali'nde En İyi Film de dahil olmak üzere dört dalda ödüle layık görülmüştü.

Festival Notları
Film, 33. İstanbul Film Festivali kapsamında Türkiye prömiyerini yaparak ilk kez seyircisi ile buluştu.

Oyuncular ve Rolleri Hakkında
Filmin başkarakteri Selman Bulut rolünde tiyatro ve sinema oyuncusu Serkan Keskin'i görüyoruz. Serkan Keskin ve Onur Ünlü daha önce Leyla ile Mecnun ve Ben de Özledim dizileri ile Güneşin Oğlu ve Sen Aydınlatırsın Geceyi filmlerinde de birlikte çalışmışlardır.

KAYNAK; http://www.beyazperde.com/filmler/film-227064/enteresan-bilgiler/

Daha önce kaç defa yazdım bilmiyorum, bu kadar seviliyorsa bir sebebi vardır muhakkak diye izledim bazı filmlerini Onur Ünlü'nün ama bi türlü sevememiştim, o filmleri sevenlere de akıl sır erdirememiştim.  Beş Şehir, Polis, Güneşin Oğlu izledim ama hiiç beğenmemiştim, haliyle ne Leyla İle Mecnun ne de Ben De Özledim dizileri ilgimi çekti. Ama eleştirmenler genelde övüyor, ödüller topluyor filmleri. Belki ben alamadım diye ısrarla izledim filmlerini. Sanki sevmiyorum diye bir türlü bir vicdan azabı duydum. Ya da ben mi anlayamıyorum, ben mi? bu nasıl olur?!! diye adeta gururuma yediremedim!! Ve işte sonunda; İtirazım Var çok iyi film yaa :) 

Bi kere cesur, sözünü sakınmıyor, herkesin söylemeye cesaret edemediği bir çok şeyle dalgasını geçiyor, din ve siyaset gibi en dokunulmaz konularda bile. Ama öyle başka filmlerdeki gibi gözümüze sokarak, altını biz anlamazmışız gibi elli kere çizerek değil. Sadece filmin sonunda birazcık kandırmaca var gibiydi, ha? Bizim fark etmediğimiz detayları baştan anlatmak falan, bilemedim. Ama yine de çok iyiydi. 

Serkan Keskin o kadar başarılı ki, diğer oyuncuları insanın gözü görmüyor bile! Kesinlikle çok daha iyi roller almalı. Daha değişik karakterlerde de başarılı olacağına inanıyorum. Tamam filmin kadrosu süper ve çok da kalabalık ama Serkan Keskin'den başka hiç kimse olmasa bile olurmuş!! 

Öner Erkan'ın o saf hatta aptalımsı halinin altında bir bit yeniği olduğunu hissetmiştim. Gerçekten fiziksel özelliğini iyi kullanıyor; o saf, temiz yüz ifadesinin ardında bir şüpheli hal, her an herşeyi yapabilecek gibi.


En İyi 5 Performansıyla Edward Norton!

En İyi 5 Performansıyla Edward Norton!

28 Şubat 2015 Cumartesi - 09:00
Birdman'deki enfes performansının hürmetine Edward Norton'un en iyi beş performansını hatırlamaya ne dersiniz?

En İyi 5 Performansıyla Edward Norton

Kendi kuşağının en yetenekli isimlerinden biri olarak kabul edilen Edward Norton, başrollerini Richard Gere ve Laura Linney'in paylaştığı Primal Fear filmiyle, sinemasal arenaya sağlam bir giriş yapmıştı. Zaten bu sağlam girizgahın ardından, Norton'un kariyer basamaklarını hızla tırmanması da uzun sürmedi.
Daha kariyerinin ilk dönemlerinde Woody Allen ile çalışma şansı bulduğu Herkes Seni Seviyorum Der, John Dahl'ın yönetmeliğini üstlendiği Rounders ve tabii kendisini şöhretinin zirvesine yerleştirecek olan American History X ve Dövüş Kulübü filmleri sayesinde Norton'un yeteneğinin tekrar tekrar ıspat edilişine tanık olduk!

2000'li yılların ikinci yarısından itibaren durulmaya başlayan Edward Norton rüzgarı, Alejandro Gonzalez Inarritu'nun, ortalığı kasıp kavuran Birdman filminde ete kemiğe büründürdüğü kendine has özelliklere sahip metot oyuncusu Mike sayesinde yeniden esmeye başladı diyebiliriz. Mike'ın coşkusunun hatırına, karşınızda Edward Norton'un en iyi 5 perfomansı!


Tutku (Rounders)  (1998)


Rol: Worm
Hukuk fakültesi öğrencisi olan Mike'ın hayatını alt üst etmeye yeminli gibi görünen gözüpek kumarbaz Worm rolünde Edward Norton'u kariyerinin en eğlenceli (!) performanslarından birini sergilerken izliyorduk! Yakın arkadaşını, kenarından geçmeye tövbe ettiği kumar masalarının eşiğine sürükleyen Worm, sevimli ve sessiz tarzıyla dikkat çeken Norton'un fiziğinden beklenmeyecek ölçüde kurnaz bir profil çiziyordu!

Perdedeki dördüncü ciddi performansıyla birlikte Edward Norton, sonraki aşamalarda temiz ve saf görünümünden beklenmeyecek çeşitlilikte performanslar sergileyerek bizleri ödüllendireceğinin sinyallerini veriyordu adeta! Kendine has kreasyonu ile ortalıkta caka satması da cabasıydı!

Geçmişin Gölgesinde (American History X) 


Derek Vinyard

Ultra arızalı Derek Vinyard rolünde Edward Norton, en klişe tabir ile perdeyi ezip geçmeyi başarmıştı! Neo nazi ibresi şaşmış olan, siyahi ırka karşı bitmek bilmeyen nefreti, dazlak kafası, devasa gamalı haçıyla birlikte Vinyard; perdede gördüğümüz ilk andan itibaren yüzümüzü ekşiteceğimiz bir psikopattı! Norton'un ustalığı ise, Derek'in istediği gibi at koşturarak kontrolden çıktığı dönemi de, ıslah süreci sonrasını da nefis bir performansla perdeye taşımayı başabilmesiydi! Nihayetinde, sinema tarihinin en kendine has psikopatlarından biri olarak Derek'i kafamıza çivi gibi çakmayı başarmıştı Norton!


Dövüş Kulübü (Fight Club)


Anlatıcı

Kariyerinin en vurucu performanslarını ardı ardına sıralayan Edward Norton için, David Fincher'ın usta işi taşlaması olan Dövüş Kulübü kimileri için gerçek bir zirve noktası olmuştu. Mike ya da Derek gibisinden ayrı dilleri konuşan iki karakterin de aksine, neredeyse nihilizm sularını kulaçlayan ve bir jenerasyonun gizli idolu haline gelecek olan isimsiz kahramanı ete kemiğe büründüren Norton; kısa sürede tıpkı filmde olduğu gibi alternatif bir Gen X ikonu haline gelmeyi başaracaktı! Ne de olsa bir jenerasyonun alışkanlıkları, en net biçimde onun ağzıyla ifşa edilecekti!

25. Saat


Monty Brogan
Hapishaneye girmeden önceki son özgür saatlerini, yakın çevresi, dostları, ailesi ve sevgilisiyle girişeceği derin bir hesaplaşmaya ayıran Monty Brogan suretinde Edward Norton; sürekli olarak yanlış işlere bulaşmasına rağmen kendisine doğru bir hayat kurmuş olan karakterin derinleşerek David Benioff'un karakterinin, yazıldığı sayfaları yırtarak dışarı çıkmasını sağlamıştı adeta! Tüm film boyunca dingin ama etkileyici çizgisini bozmayan Norton'un zirve noktası ise, kimilerince fazla abartılı bulunan ayna karşısındaki bol küfürlü isyankâr monoloğuydu!

Sihirbaz


Eisenheim

Neil Burger, klasik Yeşilçam konseptine taş çıkaracak bir zengin kız - fakir oğlan öyküsünü, oldukça zengin bir konseptle birleştirmeyi başardığı filminde, aristokrat bir ailenin kızı olan Sophia ile marangoz bir babanın oğlu olan sihirbaz Eisenheim'ın öyküsünü perdeye taşıyordu. Yıllar sonra yeniden sevdiği kadını elde etmek için mücadele veren Edward Norton'un kariyerinde uzun sayılabilecek bir kuraklık döneminin başlamasının hemen arifesinde, aynı okulda birlikte öğrenim gördüğü usta aktör Paul Giamatti ile ilk defa perdede karşı karşıya oynamanın da ayrıcalığını yaşıyordu Norton! Hem film hem de Norton'ın performansları için, iddiasız, gösterişsin olduklarını söyleyebiliriz ki Burger'ın filmi de asıl gücünü bundan alıyordu!


KAYNAK;
http://www.beyazperde.com/haberler/filmler/haberler-65240/

Yaşar Kemal filmleri...

Yaşar Kemal filmleri...

Türk edebiyatının ölümsüz ismi Yaşar Kemal'in eserleri filme de çevrildi. İşte o filmler...


  • Beyaz Mendil, 1955, Lütfü Akad
  • Namus Düşmanı, 1957, Ziya Metin
  • Alageyik, 1959, Atıf Yılmaz
  • Karacaoğlan'ın Sevdası, 1959, Atıf Yılmaz
  • Ölüm Tarlası, 1966, Atıf Yılmaz
  • Ağrı Dağı Efsanesi, 1974, Memduh Ün
  • Yılanı Öldürseler, 1981, Türkân Şoray
  • İnce Memed, 1984, Peter Ustinov
  • Yer Demir Gök Bakır, 1987, Zülfü Livaneli


KAYNAK;
http://www.cnnturk.com/fotogaleri/kultur-sanat/sinema/yasar-kemal-filmleri

47. SİYAD Türk Sineması Ödülleri için adaylar açıklandı.

47. SİYAD Türk Sineması Ödülleri için adaylar açıklandı. Kış Uykusu on dalda on üç adaylık elde ederken, Kusursuzlar sekiz dalda adaylık kazanarak dikkat çekti. Adayların tam listesi şöyle:

EN İYİ FİLM
İtirazım Var
Kış Uykusu
Köksüz
Kusursuzlar
Sivas

EN İYİ YÖNETMEN
Deniz Akçay - Köksüz
Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu
Ramin Matin - Kusursuzlar
Kaan Müjdeci -  Sivas
Onur Ünlü - İtirazım Var

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN - EN İYİ SENARYO
Deniz Akçay - Köksüz
Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu
Kaan Müjdeci - Sivas
Onur Ünlü - İtirazım Var
Emine Yıldırım - Kusursuzlar

CAHİDE SONKU - EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI
Farah Zeynep Abdullah - Unutursam Fısılda
Esra Bezen Bilgin - Kusursuzlar
Melisa Sözen - Kış Uykusu
Ahu Türkpençe - Köksüz
İpek Türktan Kaynak - Kusursuzlar

EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI
Erdal Beşikçioğlu - Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Haluk Bilginer - Kış Uykusu
Doğan İzci - Sivas
Ercan Kesal - Ben O Değilim
Serkan Keskin - İtirazım Var

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI
Demet Akbağ - Kış Uykusu
Lale Başar - Köksüz
Hümeyra - Unutursam Fısılda
Zerrin Tekindor - Pek Yakında
Işıl Yücesoy - Unutursam Fısılda

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI
Savaş Alp Başar - Köksüz
Nejat İşler - Kış Uykusu
Serhat Kılıç - Kış Uykusu
Ayberk Pekcan - Kış Uykusu
Nadir Sarıbacak - Kış Uykusu

EN İYİ MÜZİK
Ahmet K. Bilgiç, Okan Kaya, Taner Yücel - İtirazım Var
Barış Diri - Kusursuzlar
Kenan Doğulu - Unutursam Fısılda
GiorgosKoumendakis - Ben O Değilim
Harun Tekin - Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
Armin Dierolf, Martin Solvang - Sivas
Deniz Eyüboğlu Aydın - Kusursuzlar
Vedat Özdemir - İtirazım Var
Andreas Sinanos - Ben O Değilim
Gökhan Tiryaki - Kış Uykusu

EN İYİ KURGU
Emre Boyraz - İtirazım Var
Ruşen Dağhan - Köksüz
Bora Gökşingöl, Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu
Yorgos Mavropsaridis - Sivas
Theron Patterson - Kusursuzlar

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ
Gamze Kuş - Kış Uykusu
Soydan Kuş - Unutursam Fısılda
Hakan Yarkın - Pek Yakında
Natali Yeres - Ben O Değilim
Emre Yurtseven, Meral Efe Yurtseven - Sivas

EN İYİ BELGESEL
Bir Varmış Bir Yokmuş - Kazım Öz
Diyar- Devrim Akkaya
Motör: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması - Cem Kaya
Tepecik Hayal Okulu - Güliz Sağlam
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek - ReyanTuvi

EN İYİ KISA FİLM
8 Haziran - Burak Çevik
Durak - Serdar Çotuk & Buğra Uğur Sofu
Kor - Cihan Sağlam
Müjdeler Var Yurdumun Toprağına Taşına, Erdi Sinemam 100 Şeref Yaşına! - Melik Saraçoğlu & Hakkı Kurtuluş
Pudrasız - Umut Subaşı'
47. SİYAD Türk Sineması Ödülleri için adaylar açıklandı. Kış Uykusu on dalda on üç adaylık elde ederken, Kusursuzlar sekiz dalda adaylık kazanarak dikkat çekti. Adayların tam listesi şöyle:

EN İYİ FİLM
İtirazım Var
Kış Uykusu
Köksüz
Kusursuzlar
Sivas

EN İYİ YÖNETMEN
Deniz Akçay - Köksüz
Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu
Ramin Matin - Kusursuzlar
Kaan Müjdeci - Sivas
Onur Ünlü - İtirazım Var

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN - EN İYİ SENARYO
Deniz Akçay - Köksüz
Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu
Kaan Müjdeci - Sivas
Onur Ünlü - İtirazım Var
Emine Yıldırım - Kusursuzlar

CAHİDE SONKU - EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI
Farah Zeynep Abdullah - Unutursam Fısılda
Esra Bezen Bilgin - Kusursuzlar
Melisa Sözen - Kış Uykusu
Ahu Türkpençe - Köksüz
İpek Türktan Kaynak - Kusursuzlar

EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI
Erdal Beşikçioğlu - Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Haluk Bilginer - Kış Uykusu
Doğan İzci - Sivas
Ercan Kesal - Ben O Değilim
Serkan Keskin - İtirazım Var

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI
Demet Akbağ - Kış Uykusu
Lale Başar - Köksüz
Hümeyra - Unutursam Fısılda
Zerrin Tekindor - Pek Yakında
Işıl Yücesoy - Unutursam Fısılda

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI
Savaş Alp Başar - Köksüz
Nejat İşler - Kış Uykusu
Serhat Kılıç - Kış Uykusu
Ayberk Pekcan - Kış Uykusu
Nadir Sarıbacak - Kış Uykusu

EN İYİ MÜZİK
Ahmet K. Bilgiç, Okan Kaya, Taner Yücel - İtirazım Var
Barış Diri - Kusursuzlar
Kenan Doğulu - Unutursam Fısılda
GiorgosKoumendakis - Ben O Değilim
Harun Tekin - Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
Armin Dierolf, Martin Solvang - Sivas
Deniz Eyüboğlu Aydın - Kusursuzlar
Vedat Özdemir - İtirazım Var
Andreas Sinanos - Ben O Değilim
Gökhan Tiryaki - Kış Uykusu

EN İYİ KURGU
Emre Boyraz - İtirazım Var
Ruşen Dağhan - Köksüz
Bora Gökşingöl, Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu
Yorgos Mavropsaridis - Sivas
Theron Patterson - Kusursuzlar

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ
Gamze Kuş - Kış Uykusu
Soydan Kuş - Unutursam Fısılda
Hakan Yarkın - Pek Yakında
Natali Yeres - Ben O Değilim
Emre Yurtseven, Meral Efe Yurtseven - Sivas

EN İYİ BELGESEL
Bir Varmış Bir Yokmuş - Kazım Öz
Diyar- Devrim Akkaya
Motör: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması - Cem Kaya
Tepecik Hayal Okulu - Güliz Sağlam
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek - ReyanTuvi

EN İYİ KISA FİLM
8 Haziran - Burak Çevik
Durak - Serdar Çotuk & Buğra Uğur Sofu
Kor - Cihan Sağlam
Müjdeler Var Yurdumun Toprağına Taşına, Erdi Sinemam 100 Şeref Yaşına! - Melik Saraçoğlu & Hakkı Kurtuluş
Pudrasız - Umut Subaşı


http://www.siyad.org/

27 Şubat 2015 Cuma

En İyi 10 Varoluşçu Film

En İyi 10 Varoluşçu Film


Varoluşçuluk, Fransız felsefeci Jean-Paul Sartre’ın “varoluş özden önce gelir” deyimi ile açıklanabilir. Buna göre varoluşçuluk fikir yapısında bir insan kendi sonuna sahip değildir çünkü insan varlığı sadece kendisinden öte diyazn edildiğinde hayata geçer. Varoluşçu felsefeye göre bir insan yaşamadan önce de vardır ve yaşantısına anlam katmak zorundadır çünkü o, sadece kendine ne yapıyorsa odur.

Varoluşçu felsefe dünden bugüne sanat, edebiyat ve sinema ile flört etmiştir. Aynı zamanda pek çok ülkenin faşist diktatör rejimlerine karşı özgürlük ve özgür söylem için pek çok eylem ve protestoya tarihsel anlamda bağlanmıştır. Uluslararası sinema söz konusu olduğunda pek çok yönetmen varoluşçu felsefe ile bağlantılı temalar ve bakış açıları resmetmiştir. Örneğin Antonioni, Jarmusch, Godard, Eustache, Resnais, Tarkovski, von Trier ve diğerleri…

Varoluşçu sinema dediğimiz şey, anksiyete, absürdite, yalnızlık, ölüm ve boşluk gibi en karanlık varoluşçu konuları ele alır. Fakat aynı zamanda öznel şekilde geçirilen yaşantıyı da konu edinir, gündelik yaşantının koşuşturmacasını insanların kendilerini tüm dünyanın karşısında hissedeceği, kendi tercihleri sonucu karşılaştıkları sorumlulukları resmeder.

Bu liste de varoluşçu felsefe ile flört etmiş bazı yönetmenlerin önemli filmlerini ele alıyor. Elbette daha fazla filmin böylesi iddialı bir listede yer alması gerekir fakat amaç, varoluşçuluğun farklı uluslardan farklı tarzlardaki yönetmenlere hangi sınırlarda uzandığını resmetmek aslında. İyi okumalar.


  • Tokyo Story (Yasujiro Ozu, 1953)
  • Hiroshima Mon Amour (Alain Resnais, 1959)
  • Vivre Sa Vie (Jean Luc-Godard, 1962)
  • 8 ½ (Federico Fellini, 1963)
  • Pale Flower (Masahiro Shinoda, 1964)
  • Blow-up (Michelangelo Antonioni, 1966)
  • Memories of Underdevelopment (Thomas Gutierrez Alea, 1968)
  • The Mother and the Whore (Jean Eustache, 1973)
  • Stalker (Andrey Tarkovski, 1979)
  • Stranger Than Paradise (Jim Jarmusch, 1984)


kaynak (filmlerle ilgili detaylı yazılar);
http://www.sinematopya.com/2015/02/en-iyi-10-varoluscu-film.html

17 Şubat 2015 Salı

DİNLEDİĞİM MÜZİKLER _ BANA İLHAM VEREN MÜZİKLER _ THE MUSIC INSPRIRES ME _ RESİM YAPARKEN DİNLEDİKLERİM

DİNLEDİĞİM MÜZİKLER _ BANA İLHAM VEREN MÜZİKLER _ THE MUSIC INSPRIRES ME _ RESİM YAPARKEN DİNLEDİKLERİM


KISACA SOLİST YA DA GRUPLAR;

DİNLEMEK İÇİN TIKLAYABİLİRSİNİZ, TTNET ve TURKCELL MÜZİK LINKLERİNİ EKLEDİM.

A-B


AEROSMITH (90lardan beri, nine lives ve get a grip albümleri var bende. sonra pek takip etmedim ama.)


AYÇA ŞEN (DELİDİR NE YAPSA YERİDİR)



AYŞE SARAN (KAVGA BAŞLADI SON ALBÜMÜ)






BON JOVİ (ESKİ 90LARDAN ŞARKILARINI HALA SEVERİM)


BROOKLYN FUNK ESSENTIALS





C-D


D-E

G-H

I-İ-J

K-L

M-N

O-Ö

P-R

S-Ş

T-U-Ü


V-W-Y-Z



-------------------------------------------------
PİNTEREST'TEKİ VİDEO ALBÜMLERİ;

MUSIC I LOVE; http://www.pinterest.com/ebruduvenci/music-i-love/

TURKISH ROCK MUSIC;

13 Şubat 2015 Cuma

90'larda soluksuz izlediğimiz 30 efsane dizi_ efsane Türk dizileri

90'larda soluksuz izlediğimiz 30 efsane dizi

Bazen sabahın erken saatlerinde televizyonu açtığımızda denk geliriz eski dizilere. İşte o anlar 90'ları anar içimizi tatlı bir huzur kaplar. İşte 90'larda izlediğimiz o diziler:


Perihan Abla (1987)


Bizimkiler (1988)


İkinci Bahar (1999)


Süper Baba (1993)


Ayrılsak da Beraberiz (1999)


Kara Melek (1996)


Sıcak Saatler (1998)


Ferhunde Hanımlar (1993)


Bir Demet Tiyatro (1993)
Gülşen Abi (1994)
Çılgın Bediş (1996)
Sıdıka (1997)
İnce İnce Yasemince (1995)
---

Yılan Hikayesi (1999)
Baskül Ailesi (1997)
Küçük İbo (1998)
Çiçek Taksi (1995)
Aynalı Tahir (1997)
Şaban Askerde (1993)
Ruhsar (1997)
Canısı (1997)
Unutabilsem (1998)
Çarli (1999)
Eyvah Babam (1998)
Tatlı Kaçıklar (1996)
Hayat Bağları (1999)
Kaygısızlar (1994)
Mahallenin Muhtarları (1992)
Deli Yürek (2002)
Ekmek Teknesi (2002)

kaynak; http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/91502/2368/1/90larda-soluksuz-izledigimiz-30-efsane-dizi


Listeyi Hürriyet galerinin sayfalarında bulsam da vesile oldu. Listeyi izlediklerim, arada bir izlediklerim ve izlemeyi bırak varlıklarını çok şükür hatırlamadıklarım olarak ikiye bölebilirim.
Perihan Abla (1987)  çok severek zilediğimizi hatırlıyorum, Perran Kutman ve Şevket Altuğ ne kadar uyumlu ve tatlıydılar. Hala onları çok seviyorum. aa Perran Kutman'ın bir de Kızlar Yurdu 1992 diye bir dizisi vardı!
 Neyse ki bizler çocukken şimdiki gibi manyakça, ciddi psikolojik sorunları varmışcasına yazılmış sapkın senaryolu diziler yoktu. Şimdikiler ne öyle yaa herkes birbine bağırıyor, kırıp döküyor, patlamalar çatlamalar, silahlar; bunlar olmasa da işte psikolojik şiddet resmen, ve sadece dizide karakterler birbirlerine değil izleyicilere de uygulanıyor. İçlerinden en hafiflerini izlersem izliyorum onlar da konu bulmakta zorlanıyor yani, ya da bitiveriyor. Mesela Aramızda Kalsın; çok uzatılmıştı ama zort diye de bitti. Muhteşem Yüzyıl apayrı bir kategori. Gönül İşleri desen sırf Timuçin Esen, Selma Ergeç ve Bennu Yıldırımlar'ın hatırı için izliyorum, hatta bazen katlanıyorum, Filinta baygınlık verdi bakmıyorum ama Diriliş Ertuğrul fena değil gibi. Yabancı diziler de olmasa, The Big Bang Theory, The Exes, Forever, Shameless, Major Crimes (Kyra Sedwick'siz de pek olmuyor ama neyse).

Bizimkiler (1988),  senelerce izlemedik mi bu diziyi. Gündelik hayat konusuydu ama illa patlama çatlama vb gerekmiyor demek. O acayip karakterleri unutmadık. Yazlıkçılar'ı sevmezdim ama.

İkinci Bahar (1999); Türkan Şoray'la Şener Şen'in olması yetmez mi? Üstelik Meral Okay da var, Ozan Güven de, Özkan Uğur da, Tan Sağtürk de, Nurgül Yeşilçay da daha ne olsun efsane olması için?

Süper Baba (1993);  Şevket Altuğ var daha ne olsun. Sonra Jülide Kural, Şevval Sam, Bennu Yıldırımlar, Sevinç Erbulak. 

Ayrılsak da Beraberiz (1999) ; Janset'i çok seviyorum işte o kadar. Bazen de oldukça komik oluyordu.

Kara Melek (1996); Sanem Çelik'in aurası için bir süre izlemiştim sonra işler çığrından çıkınca bırakmıştık. ama ayrıca Ece Uslu vardı, Toprak Sergen, Mehmet Ali Alabora da mı vardı bi ara ne?

Sıcak Saatler (1998); Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ'u çok severim, izledik o zamanlar ama şu an başka zerre kadar hatırladığım bişey yok.

Ferhunde Hanımlar (1993); İzleyecek bişey yoksa ve tv açıksa zaman zaman izlerdik. En sevdiğim her zaman Hatice Aslan olmuştur, ne kadar hoş bir sesi, yüzü ve havası var.

Bir Demet Tiyatro (1993);  Bazen Gülşen Abi, Sıdıka, Çılgın Bediş, hatta Yasemince'yi bile izlediğimiz düşünülürse Bir Demet Tiyatro'yu da bazen izlerdik. Esas daha önceleri Bir Başka Gece vardı ya!

Listeye 2000li yılların başından dizi de katmışlar, çok şükür Deliyürek'i izlemedim ama bazen Ekmek Tekmesi'ne baktığımı hatırlıyorum.

-----------------------------------------------------------

Madem konu eski dizilerden açıldı o zaman benim en sevdiklerimden biri Şaşıfelek Çıkmazı'ydı. 1996-1998 ve 2001'de TRT'de yayınlanırdı. Hatta tüm zamanların favorisidir benim için. Senaryo ve karakterler çok güzeldi, hepsi ayrı deli, hazırcevap ve şairane... Derya Alabora, Zuhal Gencer, Fikret Kuşkan, Füsun Demirel en sevdiklerimdi ama kadroya daha çook sevdiğim oyuncu katılmıştı. Yönetmeni ve senaristi Mahinur Ergun'du, dizi 1998de bitti ama talep alınca 2001 de yeniden çekildi, bu kez yönetmeni Çağan Irmak'tı. Annem de ben de çok severiz hala, rastlasak gene izleriz. Tüm zamanların en unutulmaz dizilerindendir.
Tabi Mahinur Ergun'un başka dizileri de oldu onları da çok severek izledik ama asla aynı tadı yakalayamadı. Mesela Çatısız Kadınlar ve Nasıl Evde Kaldım diye dizileri vardı ve çok iyiydi.


Çatısız Kadınlar 1998'da Lale Mansur ve Zuhal Olcay hapisten kaçıyorlardı, peşlerine takılan, yakalamaya çalışan komiseri de Uğur Polat oynuyordu.


Nasıl Evde Kaldım 1999'da Lale Mansur vardı yine ve Tarık Ünlüoğlu; çok komikti bence.
Bence bir daha aynı tadı yakalayamadı senaryolarda, belki sektör değiştiği içindi. Ama yine takip etmeye çalışmıştım;

Aşk Meydan Savaşı diye bir dizi yapmıştı kısa süreli; yine Derya Alabora vardı. Güzeldi ama kısa sürdü. 
Mahinur Ergun daha sonra Kampüsistan 2003, Asmalı Konak 2002-3 ve Estafurullah Yokuşu 2003 diye dizilere imza attı. En uzun sürüp en efsane olanı Asmalı Konak olsa gerek. Bir süre izlemiştim hatırlıyorum ama favorim olamadı hiçbiri.

Yine Zuhal Olcay, Lale Mansur ve Füsun Demirel'in olduğu Artist Palas 1994 diye kısa süren bir dizi olmuştu. Çok hatırlamıyorum oyuncularından başka, onları da sevdiğim için.

90lı yıllarda Sevinç Erbulak baba olayından kurtulamadı, bu kez de Baba Evi 1997-2002 diye bir dizide oynadı, malum baba bu kez Halil Ergün'dü.


Yedi Numara 2000-2003 diye bir dizi vardı hatırlar mısınız? Birbirinden tamamen farklı, 5-6 üniversite öğrencisi çocukları olmayan bir çiftin evinde öğrenci hayatı yaşıyor ve bir sürü komiklik oluyordu. Şebnem Sönmez'i severim. Bir süre izleyip sonra bırakmıştım diziyi.


Madem konu Şebnem Sönmez'e geldi o zaman Elveda Rumeli 2007-2009'yi unutamayız. ne kadar güzeldi. Şebnem Sönmez ve Erdal Özyağcılar döktürürken biz de yeni yüzlerle tanıştık, ben çok sevdim. Mesela Tolgahan Sayışman, bir daha o kadar iyi bir rolü olamadı bence; Filiz Ahmet, Muhteşem Yüzyıl'da da çok iyiydi, Berrak Tüzünataç, Gülçin Santırcıoğlu, Ertan ve Erman Saban kardeşler. Ben Mahir İpek'i bu dizide çok beğenmiştim mesela.


O zaman bir bakşa unutulmaz dizi daha var benim için, o da Yeditepe İstanbul 2001-2002. Tüm zamanların en iyi dizisi bence. Her karakteri ayrı güzel ve gerçekler. Zuhal Olcay, Meral Okay, Uğur Polat, Emre Kınay, Özgü Namal, Itır esen, Ruhi Sarı, Oktay Kaynarca, Günay Karacaoğlu,Yeşim Ceren Bozoğlu... hepsi şahaneydi. Tekrarlarını bile izlemiştik.


Kısa süren Sultan Makamı 2003 dizisiyle aynı tadı yakalamaya çalıştılar ki senaristi aynı kişiydi Ali Ulvi Hünkar. Oysa oyuncuları iyiydi. Başak Köklükaya, Şevket Çoruh, Uğur Polat, dolunay soysert, Ruhi Sarı, Özge Borak, Tuba Büyüküstün...

Uğur Polat'ı çok beğendiğim için İstanbul Şahidimdir 2004 diye bir dizisi vardı, tam izleyecekken bitivermişti.
Sonra memleketim Tarsus'ta çekilen Seher Vakti 2005 dizisi vardı. Uğur Polat başroldeydi, fena değildi ama Yaşim Salkım2ın ne işi vardı orada? Aniden 8 bölümde bitti. Demek o zamanlardan başlamış rating canavarlığı.


Çemberimde Gül Oya 2004-2005 dizisi de oldukça iyiydi, çok fazla dram barındırmasına rağmen. 
Selda Alkor, Özge Özberk, Mehmet Ali Nuroğlu, Melisa Sözen, Işıl Yücesoy, Tuba Büyüküstün'ün oynadığı diziyi Çağan Irmak yönetiyordu.


Bir efsane dizi daha! Şehnaz Tango 1994-97!! Perran Kutman, Erdal Özyağcılar başroldeydi ama onlarca iyi oyuncu da vardı. çok çok güzeldi :)

__________

Geçen sezonda son bulan İntikam 2013 dizisini de sırf Mert Fırat ve Nejat İşler'de olacak diye biraz izlemiştim bir süre.  Nejat İşler ayrılınca bıraktım! 


Aynı şekilde Kapalıçarşı 2009 diye bir dizi vardı. Nejat İşler ayrılınca izlemeyi bıraktım. Zaten pek sevmemiştim. 

Ama bak Bıçak Sırtı 2007-2008 iyiydi. Nejat İşler, Fikret Kuşkan, Mehmet Günsür, Melisa Sözen, Mahir Günşiray, Vildan Atasever, Erkan Can....


Diziler 2000lerden sonra gittikçe ağır dram haline geldi, ajitasyona dayandı. Mesela Aliye 2004-2006 dizisi. Nejat İşler'e, Sanem Çelik'e , Halit Ergenç, Ayla Algan, Ülkü Duru, İlhan Şeşen'e rağmen bir süre sonra çekilmez hale gelmişti. :( İzlememiştik haliyle.
İzleyecek bişey olmazsa biraz Zerda 2002'yı bile izlersin tabi. Sinir bozukluğundan da başka bişey değildi. Halit Ergenç yine kötü adamdı.

Esir Şehrin İnsanları diye Kemal Tahir'in romanından uyarlanmış bir mini dizi vardı TRT'de, o da iyiydi. Galiba Emre Kınay, Uğur Polat, Halit Ergenç de vardı. 90ların sonunda bir dizi vardı ama galiba adı Eski Fotoğraflar'dı.

Şimdilik hatırladıklarım bu kadar. Sonra ekleme yapabilirim hatırladıkça, ama en sevdiğim 5 unutulmaz dizi desek şöyle olurdu;

1- Şaşıfelek Çıkmazı
2- Yeditepe İstanbul
3- Şehnaz Tango
4- Elveda Rumeli
5- Muhteşem Yüzyıl




Popüler Yayınlar - most viewed

DİNLEDİĞİM MÜZİKLER

DİNLEDİĞİM MÜZİKLER _ BANA İLHAM VEREN MÜZİKLER _ THE MUSIC INSPRIRES ME _ RESİM YAPARKEN DİNLEDİKLERİM


KISACA SOLİST YA DA GRUPLAR;

DİNLEMEK İÇİN TIKLAYABİLİRSİNİZ, TTNET ve TURKCELL MÜZİK LINKLERİNİ EKLEDİM.


A-B


AEROSMITH (90lardan beri, nine lives ve get a grip albümleri var bende. sonra pek takip etmedim ama.)



AYÇA ŞEN (DELİDİR NE YAPSA YERİDİR)










BON JOVİ (ESKİ 90LARDAN ŞARKILARINI HALA SEVERİM)



BROOKLYN FUNK ESSENTIALS






C-D


D-E

G-H

I-İ-J

K-L

M-N

O-Ö

P-R

S-Ş

T-U-Ü


V-W-Y-Z



-------------------------------------------------

PİNTEREST'TEKİ VİDEO ALBÜMLERİ;

MUSIC I LOVE; http://www.pinterest.com/ebruduvenci/music-i-love/

TURKISH ROCK MUSIC;